22 Şubat Cumartesi Çerkezköy’deyiz - Zehra Koçyiğit

Traktör kasalarından yollara savruluyoruz. Fabrikada pres makinesinde eziliyoruz. Cam silerken kaldırıma düşüyoruz. 2013 yılında en az 103 kez can verdik... Ellerimiz zedelendi, gözlerimiz bozuldu, tacize uğradık. 2013 yılında binlerce kez hastalandık, saldırıya uğradık... Ama patron için sadece ucuz işgücüydük; sigorta, sendika ve sosyal haklara en uzak işçi bileşeni olarak görüldük...

SGK, devlet bizim can verdiğimizi, hastalandığımızı görmedi ya da bilinçli olarak görünür kılmadı diyelim. İstatistiklerinde yüzde 2’lik bir orandık sadece. Televizyonlar ve gazeteler de görmedi olan biteni. Bazen üçüncü sayfalarda adı, yaşı olmayan kişiler olduk (Hakkını yemeyelim isim ve soyisimlerimizin baş harflerini yazıyorlar).

Onlarca yıldır olduğu gibi mücadelenin içindeydik. Novamed’de, THY’de, Punto Deri’de, Cerrahpaşa’da ve son olarak Greif’te... Direnmekse direnmek, işgalse işgal. Ama bazen emekçi erkeklerin de bizi görünmez kılmaya çalıştığını gördük.

Hayatın özeti bu...
 
İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde hemşireyim. Her geçen gün sayımız eksiliyor, çalışma saatimiz artıyor ve maaşımız artmak bir yana azalıyor. Hastanelerde verilen sağlık hizmeti kötüleşiyor, hasta ile karşı karşıya geliyoruz ve artan sayıda sağlık emekçisi olarak kendi içimizde rekabete itiliyoruz...
Ana-baba evimizde ya da evlenince -ki ne kadar devrimci, anlayışlı insanlar olsa da- yemek, çamaşır, bulaşık vb. işler aslen bize kalıyor. İşten sonra evde de çalışmaya devam...

Sokak, hayat, toplumsal düzen zaten söyleyecek bir şey yok, her şey ortada. Giyiminden konuşmana, hareketlerine kadar her şey denetim, gözetim ve kontrol altına alınmaya çalışılıyor...

Hayatın özeti bu...
 
Hayatın özeti bu demişken aslen hayat teori ile pratiğin örtüşme açısı. Biz kadınların heybemizde taşıdıklarımız yukarıda anlattıklarım. Bunlara rağmen umutlarımızı mücadeleye dönüştürmeye, teori ile pratik arasındaki açıyı azaltmaya çalışıyoruz...

İşçilerin, ailelerin, akademisyenlerin, doktorların, mühendislerin... oluşturduğu İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nde yan yana geldik. Geçen yıldan beri işçi sağlığı mücadelesindeki bu özgül sorunlarımızı da çözebilmek için kadınlar olarak atölyeler ve bir çalıştay düzenledik.

İlk olarak 8 Aralık 2013’te deri, tekstil, ambalaj ve hizmet sektörlerinden kadın arkadaşlarımızla Çorlu’daydık. Kreş, fazla mesai, iş kazası, baskı, sigortasız çalışma sorunlarını ele aldık.

İkinci olarak 19 Ocak 2014’te tekstil, kimya, metal ve deri sektörlerinden arkadaşlarımızla Tuzla’daydık. Servis sorununu, sendikalaşmayı, evdeki sorunları, hamileliği, meslek hastalıklarını ve cinsel taciz sorunlarını ele aldık.

Üçüncü olarak 26 Ocak 2014’te büro, sağlık, taşımacılık sektörlerinden ve işsiz arkadaşlarla Şişli’deydik. Emekliliği, işten atılmayı, yemek ve barınma sorunlarımızı ele aldık.

Yaptığımız çalışmalar irademizi gösteriyor ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi olarak özerk bir çalışmayı gerektiriyordu. İşte bu yoldan yürüyerek 2.Kadın Çalıştayımızı Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde Satiye Gür’ün anısına gerçekleştiriyoruz.

Peki Satiye Gür kim? Çerkezköy’de 14 Eylül 2013’te iş cinayeti sonucu yaşamını yitiren Satiye Gür bizlerden biri. Satiye çalıştığı strafor fabrikasında sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmaması sonucu aramızdan ayrıldı. Bu iş cinayeti patronlar, devlet, medya tarafından gözlerden kaçırılmaya, karartılmaya ve sanki iş cinayeti değil de Satiye bir adli cinayete kurban oldu havası oluşturulmaya çalışıldı. Oysa gerçek basitti. Satiye enjeksiyon makinesinin çalışması sonucu yaşamını yitirdi.

Satiye’nin davası her an iş cinayetine uğrama riskiyle burun buruna ekmeğini kazanmaya çalışan işçilerin davasıdır. Satiye’ye sahip çıkmak kendi hayatımıza, çocuklarımızın ve sevdiklerimizin hayatına sahip çıkmaktır. İşte tüm bu nedenlerden dolayı tüm emekçi kadınları 22 Şubat Cumartesi günü saat 10.30’da Çerkezköy Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 2. Kadın Çalıştayımıza davet ediyoruz...

* İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Üyesi