1 Mayıs’a Dokunma! - Nilgün Güngör

Baştan başlayalım: 1 Mayıs 1889 yılında Paris’te yapılan İkinci Enternasyonal toplantısında 8 saatlik işgünü için mücadele günü olarak kabul edildi ve uluslararası birlik, dayanışma ve savaşımın simgesi oldu. 1890 yılından itibaren 8 saatlik işgünü talebiyle gösteri düzenlendi. Fakat 1891’de Fourmies kentinde işçilerin düzenlediği gösteriye ateş açıldı ve on işçi yaşamını yitirdi. 1919’da parlamento çalışma süresini 8 saate indirilmesini kabul etti ve 1 Mayıs da ücretli tatil oldu. İşgalci Nazilerle işbirliği yapan Vichy hükümeti bile 1 Mayıs’ın tatil günü olmasına dokunamadı ama adını “Çalışma ve sosyal uyum bayramı” olarak değiştirdi. Nazilerden kurtuluştan sonra 1948’de 1 Mayıs ücretli tatil günü olarak belirlendi.

1 Mayıs, Fransa’da yasal olarak işçilerin çalışmadığı fakat ücretlerinin ödenmesinin zorunlu olduğu TEK gündür. Diğer resmi tatil günleri otomatik olarak çalışılmayan günler değildir. Toplu sözleşme ve diğer sözleşmelerde aksi belirtilmediği takdirde işçinin çalışması konusunda karar patrona aittir. Yani işçi resmi tatil günü olan ama çalışılmayan gün olmayan bir resmi tatilde işe gelmeyi reddettiği takdirde patron, işçinin çalışmadığı saatler için ödeme yapmama -bir günlük ücretini kesme- hakkına sahiptir. Ama 1 Mayıs günü misal bir butik sahibi işyerini açabilir fakat işçi çalıştıramaz.

2026 1 Mayıs’ında işçi sınıfının bu hakkına el uzatıldı. Fırınlarda ve çiçekçilerde çalışan işçilerin resmi tatil günü olan 1 Mayıs’ta çalışmasının serbest bırakılmasını içeren bir yasa teklifi parlamentoya sunuldu. Teklifin sahibi Macron’un partisinden eski başbakan Gabriel Attal’dı. Ancak bu cami duvarına işeme girişimi fırıncılarda ve çiçekçilerde çalışan işçilerle de sınırlı kalmaksızın aslında işçilerin 1 Mayıs’ını kapitalistlere tereyağlı bir ekmek gibi sunuyor. Gıda ürünleri satan marketler, kasaplar, manavlar, aama ası süpermarketler, özellikle çiçek satan işletmeler, pet shoplar ve diğer büyük marketler, kültür kurumları (müzeler, sinemalar, ticari kültür merkezleri, gösteri merkezleri) da kadraja giriyor.

10 Nisan günü bu yasa teklifinin parlamentoda görüşülmesi gerekiyordu. Bunun yerine Macron’cular, sağ ve (aşırı sağ diye sabunlanan) faşist partili milletvekilleri son dakikada kendi tekliflerini geri çekerek mecliste müzakere edilmesini önlediler. Meclis işleyişine hakim olmadığımız için sendikaların çok da yüksek olmayan homurtusuyla teklifi geri mi çektiler derken, biraz araştırıp anlıyoruz ki burada burjuvazinin iğrenç taktiklerinden biri yatıyor. Meclis prosedürüne göre bu geri çekme hareketi yasa teklifinin parlamentoda görüşülmeden direkt Senatoya giderek incelenmesini ya da Senato tarafından onaylanmış ise de ortak bir komisyon tarafından görüşülmesini sağlıyor. Sağ partilerin çoğunlukta olduğu Senatodan rahatça geçebilecek yasa teklifleri parlamentoya döndüğünde bu defa tartışmaları yapılmamış, kamuoyuna yansımamış, tepkiler merkez medya tarafından haber bile yapılmamış olarak oylanıp yasalaşacaklar. Kabalaştırmakta sakınca yok; parlamenter görüşmelerden ve kamuoyuna böyle yansımasından kaçınarak bir yasayı geçirmeye yönelik bu taktik aslında anayasanın kirli sopası olan 49.3’ün bir başka versiyonunu oluşturuyor!

Bundan yıllar önce Pazar günü çalışmanın serbest bırakılması da bir mücadelenin konusu olmuştu ama bu mücadele kaybedilmişti. (1) Kapitalist sınıf şimdiden medyasını harekete geçirip “Pek yakında 1 Mayıs’ta çalışmak serbest olacak” diye davul çaldırmaya başladı bile. Kafa karışıklığı yaratmaya çalışıyorlar. Sendikalar şimdi işçileri “Çalışıp çalışmama konusunda seçim hakkınızın olacağını söylüyorlar ama bu doğru değil. Uygulama yayıldıkça 1 Mayıs günü çalışmak gitgide daha zorunlu hale gelecek” diye uyarıyorlar. “Size bir gün daha fazla çalışırsanız o gün de ücret alırsınız diyorlar ama bu tam bir üç kağıtçılık. 1 Mayıs günü çalışmadan zaten ücret alıyoruz. O diğer günlerden farklı bir gün,” diye hatırlatıyorlar. Ve tabii bütün ülkelerin işçilerinin tarihi kanla yazıldığından, “Bugünün anlamı gösterilerde katledilen kadın ve erkek işçilerin mücadelelerinin anılmasıdır, özellikle de 1 Mayıs 1891’de Fourmies’de katledilen işçilerin. Bu hakkı kurcalamak, 100 yılı aşan toplumsal mücadelenin tartışmaya açılmasıdır."

Türkçenin, Fransızcanın yanında Amerika’da siyahların katledilmesine karşı kullanılan sloganı uyarlayarak söyleyelim: İşçilerin hayatları da zamanları da değerlidir. (2) 1 Mayıs’a dokunamazsınız! İşçi sınıfı buna meydan vermez. O, son yıllarda artık neredeyse alıştığımız gibi sadece haklarını kaybettikçe, işinden oldukça mücadele etmeyecektir. Yeni ihtiyaçların kavrayışı ve vazgeçilmezliği ile kendisine kapitalist çalışma ile çizilmiş rutini (“métro-boulot-dodo” = evden işe işten eve) kırmak ve yeni bir yaşamı hayal olmaktan çıkarmak için de gücünü birleştirecektir. Gitgide daha fazla artı zamanına el koyulması karşısında “o yelmiş de sen yaprakmışsın gibi” davranmayacak, iç rekabete yenik düşüp birbirinin kuyusunu değil kapitalizmin mezarını kazmaya girişecektir.

Paris Komününün kararlarından biri fırınlarda gece çalışmasının yasaklanması olmuştu.
Fransa’da 1890’da 8 saatlik işgünü talebiyle kutlanmaya başlanan işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, tekelci burjuvazinin doymak bilmeyen kar iştahına terkedilemez. İşçi sınıfı bugün 8 saat de değil çok daha kısa süreler için, çalışmaktan özgürleşme bilinciyle mücadele etmedikçe daha büyük kayıpları kucağında bulacaktır. Bu 1 Mayıs’ın mesajı aynı zamanda 1 Mayıs’ı azami kara karşı mücadelemizle savunmak olmalıdır. Onu nasıl zamanda özgürleşerek kazandıysak öyle savunacağız!

DİPNOTLAR:

1) https://www.isigmeclisi.org/12638-pazar-calismayi-ve-tuketmeyi-dusunmeden-gecirilecek-bir-gun-nilgun-gungor
Birkaç gün önce televizyon haberlerinde bir sendikacı, 1 Mayıs’ta çalışma konusu tartışılırken “İşçiler tatil günlerinde işe kendileri gelmek istiyor” diyen arsız bir fırın zinciri sahibine cevap yetiştirmeye çalışıyordu. Büyük bir gerileme bu…

2) İstanbul’da Kadıköy, Ataşehir, Kartal ve Maltepe belediyesi işçileri hazırladıkları toplü sözleşme taslağında izin haklarını yol ve yemek ücretleri kesilmeksizin sosyal izinlere (regl izni, mazeret izni, 10 gün idari izin) olarak talep ettiler. Bunun dışında mesai dışı ulaşılmama hakkına, WhatsApp/telefon üzerinden, mesai dışı iş talimatının verilmemesi taleplerine yer verdiler. (Kaynak sendika.org)

1 Mayıs'a dokunma!

Paris Komününün fırınlarda gece çalışmasının kaldırılması kararı.