15 yaşta üniversite: Üniversitelerin mesemleştirilmesi - Feray Aytekin Aydoğan

“Şu an bir genç 26 yaşında iş hayatına giriyor. Bu yüzden 12 yıllık zorunlu eğitimi kısaltmayı ve üniversiteye giriş yaşını 15'e düşürmeyi planlıyoruz.”

Eğitimde atılan adımların, yapılan açıklamaların ardı arkası kesilmiyor. Atılan her adımda eğitim hak olmaktan çıkarılıyor. Alınan satılan bir meta haline getiriliyor. Piyasalaştırılıyor. Okullar, üniversiteler ticarethaneye, iş bulma merkezlerine dönüştürülüyor. MESEM’ler (Mesleki eğitim merkezleri), dört yeni okul modeli eliyle okulun yerini atölyeler, inşaatlar, fabrikalar alıyor.

Eğitimin laik, bilimsel niteliği ortadan kaldırılıyor. Öğretmenlerin yerini şirket çalışanları, ustalar, manevi danışman gibi isimlerle, protokollerle imam hatip, ilahiyat mezunları, Diyanet çalışanları, tarikat yapıları alıyor. Okul, öğretmen kimliği tasfiye ediliyor.

Eşit, parasız, nitelikli, bilimsel eğitimi kaybettik. Her adımda kalan kırıntılarını da kaybetmeye devam ediyoruz. Eğitimde temel sorun eşit, parasız, bilimsel, nitelikli eğitim hakkında yaratılan tahribat iken bakanlığın, siyasi iktidarın sorun ettiği ise sermayenin erken yaşta ucuz iş gücü bulamaması. Üniversiteye giriş yaşının düşürülme gerekçesi de öğrencilerin üstün yararını değil patronların üstün yararını esas alıyor.

Zorunlu eğitimin kısaltılması, MESEM’lerin (Mesleki Eğitim Merkezleri), dört yeni okul modelinin, meslek ortaokullarının yaygınlaştırılması, üniversite süresinin kısaltılması, üniversiteye başlama yaşının 15’e düşürülmesi; her adım her şey sermaye için.

Son OVP’de (Orta Vadeli Plan) ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Planı’nda şu ifadeler dikkat çekiyordu:

Başta meslek yüksekokulları olmak üzere yükseköğretim kontenjanlarının kamu ve özel sektörün orta vadede ihtiyaç duyduğu işgücü ile uyumu güçlendirilecektir.
Mesleki ve teknik eğitim müfredatı özel sektörle iş birliği içerisinde güncellenecek, özel sektör katılımı artırılacaktır.
İktidar çocukların, gençlerin özel sektörün hizmetine amade kılınmasını kalıcılaştırıyor.

Üniversite öğrencilerine yönelik müjde olarak açıklanan Genç İstihdam Hamlesi-Güç Tanıtım Programı, İŞKUR Gençlik programları gençlere, üniversite öğrencilerine MESEM koşullarında çalıştırma adımları, vaatleriydi.

Esnek, geçici, güvencesiz, asgari ücretin dahi altında, kamusal emeklilik hakkından yoksun, sendika üyeliğinin yasaklandığı yeni bir kölelik rejimi inşa ediliyor.

YÖK Başkanı Erol Özvar, “4 yıllık lisans eğitiminin 3 yılda tamamlanacağını, yılda 3 sömestr modeline dayanan sistemle, yaz okullarıyla sürenin kısaltılacağı ve meslek yüksekokullarında (MYO) sektör işbirlikli, uygulamalı eğitimlerin artırılacağı” şeklinde açıklamalar yapmıştı. Uygulamalı eğitim dedikleri üniversitelerin MESEM koşullarına dönüştürülmesi.

Sektör işbirlikli eğitim dedikleri, üniversite öğrencilerinin de MESEM koşullarında çalıştırılması. Asgari ücretin altında çalıştırabilmek için “harçlık” adıyla esnek, güvencesiz çalıştırılan üniversiteli gençlerin sayısı 2025’in ilk 11 ayında yarım milyona yaklaşmıştı. (474 bin 229)

12. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Plan, yapılan açıklamalar ve atılan adımlarla biliyoruz ki okulun, üniversitenin tasfiye politikası uzun zamandır sürdürülüyor.

Kasım 2025’te Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı Resmi Gazete’de yayımlandı. Program yeni nesil çalışma modelleri, aktif işgücü gibi isimlerle esnek, geçici, güvencesiz, asgari ücretin altında çalışma rejiminin inşa edildiğini açıkça ilan ediyordu.

Üniversitelerin atama ve yükselme kriterlerinin merkezi olarak belirlenmesi, projeye dayalı esnek istihdamın yaygınlaştırılması, sektör temsilcilerinin karar mekanizmalarında olması maddeleri ile piyasalaştırma, esnek, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması programda yer alıyordu.

Mesleki ve teknik eğitimde sanayi işbirlikleri ve ortak eğitim modelleri tesisleri denilerek meslek yüksekokulları, üniversiteler MESEM tarzı modellere dönüştürülüyor. Meslek yüksekokullarının OSB içinde açılacağı, OSB ve ticaret bölgeleri ile ilişkilendirileceği gençlerin de ucuz hatta bedava işgücü haline getirileceği bir model planlanıyor. Liselerle birlikte üniversitelerin de eğitim kurumu olma özelliği ortadan kaldırılıyor.

Okul, üniversite tasfiye ediliyor. Çocuk yaşta işçilik, çocukların, gençlerin esnek, güvencesiz, geçici, düşük ücrete çalıştırılma, kölelik rejimi inşa ediliyor. Eğitim de bu yeni çalışma, kölelik rejimine uygun dizayn ediliyor.

MÜSİAD’ından tarikatlara, vakıf, dernek, sendika, platform adıyla iktidar politikalarının sözcüsü yapılarak eğitimin hak olmaktan çıkarılmasını, kölelik rejimini ilan ediyorlar;

Eğitim süresi devlete yük, erken yaşta çalışmaya ve erken evliliğe engel, kısaltılmalı.

Her şey sınıfsal. Her şey sermaye için.

Birgün