Kaşip olarak hep kanayan yaraya merhem olmak için çabaladık bunu yapmaya devam edeceğiz.
Bilindiği gibi geçen birkaç gün önce İstanbul’da otomobilin çarpması sonucu Sarıyer Belediye taşeron işçisi hayatını kaybetmişti.
Bugün genel başkanımız sayın Hakan Aydın ile İstanbul temsilcimiz sayın Figen Akgün yüzlerce km yol kat ederek hayatını kaybeden taşeron işçisinin ailesine ve yakınlarına baş sağlığı ziyaretinde bulundular.
Taşeron sisteminin son kurbanı olan kardeşimizin yaşarken de hayatın neresinde olduğu aslında malumdur. Yani insan ölünce mezara girer ama taşeron işçi yasarken de mezarda gibi.
Aile bizi büyük bir misafirperverlik ile ağırladı acılarını paylaştık dertleştik.
Üç çocuğu var işçimizin. İkisi kız biri erkek üçü de devlet yurduna verilmiş çünkü aile bakamamış. Sebebi iki türlü ekonomik diğer sebep ise annenin akli meleklerinin tam olmayışı.
Bir tarafta sosyal bir tarafta ekonomik bir tarafta psikolojik bir tarafta özel sebepler.
Yani yaşayan bir ölü taşeron işçi.
Rafet Öztürk diyebilirsiniz bu kardeşimiz aslında taşeron işçinin hayattaki en büyük örneği bize göre Artık toplum bunu görmeli buna çözüm istemeli, aile psikolojik olarak yıkılmış. Zaten büyükler demez mi ateş düştüğü yeri yakar diye, yanmışta yanmış canları zira bir evlat bir baba bir aile reisi ve evin temeli yıkılmıştır.
Ev kira, yakacak çalı ve dal parçası hariç bir şey yok o dal parçaları da belediyenin budadığı ağaçlar belli ki, buzdolabı çalışmıyor içinde bir şey yok çünkü, Anne yaralı anne perişan kardeş bankada çalışıyor onun derdi ona yeter derken hem abisinin acısı hem yükü bindi sırtına.
Babasının konuşmaya takati yok.
Hakan Aydın a uzatıyor elini ve hakan aydın anane gereği saygı ile sıcacık öpüyor işçi babasının ellerinden. Her işçinin annesinin babasının elini öpmek bana şereftir.
Evine bakıyorsunuz ev demeye bin şahit ister. Evin içine giriyorsunuz yaşanabilir demeye bin şahit ister.
Nedense taşeron işçinin evleri yürekleri kadar sıcak ve muhabbet dolu değil. Çünkü o evi ısıtacak kadar özlük hakkına sahip değiliz. İstanbul temsilcimiz sayın Figen Akgün e sarılıyor Rafet Öztürk’ün eşi ve gözleri Şubat bulutları gibi sağanak teselli arıyor Figen hanımın omuzlarında belli ki pek soranları olmamış. Hemen sıcak çay koyuyorlar masaya yürekleri ateşten kavrulsa da tebessüm etmeye çalışıyorlar hayata taşeron zulmü ne işkencesine ve sistemine inat.
O genç ama mağrur liderimizi dinliyorlar can kulağı ile. Ölen ne kadar sizin evladınız ve kardeşiniz ise benim de bir o kadar kardeşim. Sosyal maddi manevi ve hukuki ne gerekirse varız…
Daha fazlasını yazmamıza gerek yok her şey açık ve ortada bu köle zulüm düzenini değiştirmek için Kamu şirket personelleri Kaşip Derneği olarak durmadan birlik olarak örgütlenerek tek ses tek yürek olarak elimizden ne geliyorsa yapacağız…
Rahmetli Taşeron işçi kardeşimizin acısını yüreğimizle paylaşıyoruz…