Türkiye'de bir katil dolaşıyor! - Erol Özdemir

Her yıl yüzlercemiz can veriyoruz iş cinayetlerinde. Aslında her biri bir katliam olan iş cinayetlerinde her yıl yüzlerle ifade edilebilecek sayılarla artıyor tablo. 2012 yılında 700 civarında işçi iş cinayetlerinde katledildi. 2013 yılında ise sadece Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında geçen yılın yarısı kadar işçi kardeşimizi kurban verdik bu cinayetlere. Ve bu sayı hiç de azalacağa benzemiyor böyle giderse.

İsmi hep değişti. Marmara Park AVM, madenler, Karadan, Tuzla Tersane, Aliağa Gemi Söküm, Habaş, Kot Kumlama Atölyeleri, Şanlıurfa Tarım Bölgeleri, Kırıkkale Silah ve Cephane fabrikası. Sonuç hiç değişmedi.

Olaylar hep farklıydı. Maske yoktu gazdan zehirlendiler, üzerine sac plaka düştü, kopan zincirin altında kaldı, biriken gaz patladı, inşaattan düştü, döküm kazanına düştü, silikozisten öldü, traktör devrildi, cephane fabrikası havaya uçtu. Sonuç hep aynı oldu.

İstanbul’du İzmir oldu, Adana’ydı Urfa oldu, Şırnak’tı Muğla oldu. Yerler hep değişti; ama bu katil aynı yerlere defalarca kez yine uğradı.

12'ydi 15 oldu, 17'ydi 18 oldu, 27'ydi 37, 39, 43, 46, 48, 51 oldu yaşları. Yaşları hep değişti. İsimleri de. Ali, Bayram, Yüksel, Mustafa, Özcan, Fikret, Hasan, Mevlüt, Serkan oldu adları. Kimi torna tezgâhında, madende, inşaatta, kimisi tarlada, tersanede, konfeksiyonda, kanalizasyonda. Öldükleri yerler de hep değişti, meslekleri de hep farklıydı tıpkı dillerinin, inançlarının farklı olduğu gibi. Sadece sonları aynı oldu. Ölüm bazen soğukta bazen cehennem ateşinde yakaladı onları ama onlar için hep ansız ve kapkaranlıktı. Sayılar hep değişti.1 öldük,3 öldük,5 öldük,7,15,20 öldük ve yüzler oldu ölülerimiz ve binler oldu. Ama onlar için ölülerimiz, ölümlerimiz hep sayılarda kaldı. Çünkü 'uğruna' öldüklerimiz için hiçbir şey ifade etmiyorduk. Nasıl olsa her şeyden daha ucuzduk ve daha çok vardı dışarıda hepimizden.

Peki, yok muydu ölmemizin bir çaresi. Aslında vardı ama yoktu. Çünkü yokluklar ülkesindeydik.75 TL’ydi gaz maskesi yoktu, 750 TL’lik havalandırma motoru yoktu. Vardı ama maske bize yoktu. Motor vardı ama içine konulacak 5 TL’lik yakıt yoktu ve 5 TL için ölmüştük. Zincir ve halat yok muydu vardı aslında yenisi ama biraz daha idare ederdi ne de olsa altında kimse ölmemişti, olsun biri ölene kadar idare ederdi herhalde. Gaz ölçümünün düzenli yapılması için alet yok muydu, vardı tabi ki ama ne gerek vardı üretimi durdurmaya yani bizim için yoktu. Rodeo dışında kot kumlama yöntemi yok muydu? Sadece biz işçiler için yoktu. Milyonlarca araç vardı ama bizim için traktör yerine bir servis otobüsü yoktu. Yok muydu kum torbası. Ama ne gerek vardı biz kum torbalarından daha iyi yapardık bu işi tersanelerde. Aslında her şey vardı ama bizim için yoktu çünkü biz işçiler vardık ne gerek vardı başka şeye.

Ya sonra. Arkamızdan timsah gözyaşları döken çok olurdu elbet. Patronlar, ülkeyi onlar adına yönetenler. Ne güzel ölmüştük onlar için, bu ölümler bizim hatamızdı onlar çok masumdu, bu bizim kaderimizdi boyun eğmeliydik ve herhâlde Allah rahmet eylemişti. Üstüne bir de ellerini ceplerine atıp 3 kuruş paraya kıydılar mı her şeyin unutulması ve yeni katliamların gelmesini beklemeliydi geride kalanlar.

Kapitalizmin ve kapitalistlerin iğrenç ve aşağılık yüzlerini her gün daha fazla görüyoruz ve bu sistem görmek istemesek de her gün bize tekrar tekrar hatırlatıyor kendini ve dünyanın neresinde yaşadığımızı. Türkiye’de bir katil dolaşıyor. İnsan sıfatlı ama insanlıktan nasibini almamış ve hiçbir zaman da almayacak alması mümkün olmayan bu katil KAPİTALİZM. Ve her geçen gün yeni cinayetler işlemeye, katliamlar yapmaya devam ediyor ve bundan her geçen gün daha büyük bir zevk alarak. Ve artık kurbanlarının onu durdurması hatta durdurması değil yok etmesi gerekiyor. ‘ölmek için yaşadığımız yerler, biraz da yaşamak için ölelim. ‘kendimiz için onurumuz için, sınıfımız için. İş cinayetlerinin olmadığı sosyalist bir dünyada ve ülkede yaşamak için.