Düzce’de geçen hafta bir sendikada örgütlü yüzlerce işçi ile aynı sendikanın yöneticilerini karşı karşıya getiren olaylar yaşandı. Mesele, bu haliyle bakınca, Türkiye’de birçok örneği yaşanmış ve işçilerin sendikacılara duydukları güvensizlikle ortaya çıkmış “sıradan bir olay” olarak değerlendirilebilir. Hatta bu ve benzeri tepkiler, medya açısından haber değeri bile taşımaz.
Ne var ki, Düzce’de yaşananlar birkaç nedenle, işçi ve sendikacılar arasında zaman zaman yaşanan bu tür tepkisel olaylardan ayrılıyor.
Düzce’de kurulu bulunan Standard Profil işçilerinin Perşembe günü gösterdiği tepki, linç girişimine varan bir noktaya taşındı. Sendikanın genel başkanı, genel sekreteri ve şube başkanı darp edildi, aynı yöneticiler şubede uzun süre mahsur kaldı ve yine şube başkanı bir süre zorla alıkonuldu.
Sendikacıların fiili saldırıya maruz kaldığı saatler boyunca, sendika şubesi civarında tek bir resmi polis yoktu. Olaylar sırasında polis, işçiler fabrikanın önünden geçen D-655 Karayolu’nu trafiğe kapattığında ortaya çıktı. Oysa sendika şubesi ile Düzce Belediyesi yan yana denilebilecek bir mesafedeydi...
Olayları gün boyu ve sonraki günlerde haberleştiren yerel medya, Petrol-İş’e ve sendikal örgütlülüğe düşmanca bir yayıncılık sergiledi. Hatta bir yerel televizyon, haberini “Düzce’de bir sendikal örgütlülük deneyimi daha başlamadan bitti” cümlesiyle bitirebildi. Sendikal faaliyetleri ve eylemleri haber bültenlerine hiç taşımayan ulusal medya ise günlerce yayın yaptı.
Linç girişimine varan işçi tepkisinin yöneldiği adresin, sendikal harekette 63 yıldır ayrıksı bir yeri olan ve muhalif kimliğiyle öne çıkan Petrol-İş olması, altı çizilmesi gereken bir diğer nokta. Petrol-İş, ülkemizde sendikalar ve sendikacılara yapılan hakim eleştirilere neredeyse hiç muhatap olmayan bir sendika. Olaylarda, sendika bayrağının yakılması gibi, Petrol-İş’in kurumsal kimliğine yönelen eylemlerin de gerçekleşmesi, akla bazı soru işaretlerini getiriyor.
Yukarıda sıralanan hususlar, Düzce’de yaşananların, alışık olduğumuz “iyi sendika-kötü sendika” ya da “iyi sendikacı-kötü sendikacı” ekseninde şekillenmediğini, doğrudan sendikal örgütlülüğün hedef alındığını gösteriyor. Mülki amirlerin, olayların nereye varacağını adeta beklemesi ve yerel medyanın takındığı tutum, Düzce’de sendikaların istenmediğini ortaya koyuyor.
Petrol-İş, yıllar önce sendikasızlaştırılan Standard Profil’de, 2009 yılından itibaren yoğun bir örgütlenme çalışması başlatmıştı. “Sendikalı Ol!” başlıklı bir kampanya ile sendikal örgütlülüğün neredeyse olmadığı, çeşitli sektörlerde sayısız örgütlenme girişiminin sonuçsuz kaldığı Düzce’de, bin 300 dolayında Standard Profil işçisi Petrol-İş’e üye oldu. 2011 yılı Mart ayında çoğunluk sağlanmış olmasına rağmen işveren, örgütlenmeyi engellemek için işten atma, üyelikten istifaya zorlama, işkolu tespitine itiraz vb. birçok yolu denedi. İşçilerin, dört yıl boyunca işverenin her türlü baskısına sabırla direnmesi ve örgütlülüğüne sahip çıkması sonucunda, 2012 yılının sonunda toplu iş sözleşmesi süreci başlayabildi.
Aynı dönemde Düzce’de Petrol-İş’in örgütlenme kampanyasına, farklı işkollarından işçilerin örgütlenme girişimleri eklendi. Deri-İş, Birleşik Metal-İş ve Teksif de Düzce’de yıllara yayılan örgütlenme çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Sonuçta Düzce, 1 Mayıs mitinglerinin ilk kez yapılabildiği, çeşitli işkollarında işçilerin sendikalı olduğu, haklarına sahip çıktığı bir havza haline gelmeye başladı.
Muhafazakar, toprak ve kırla bağları süren, örgütsüz ve biat eden işçi profilinin değişmesi işverenlerin elbette işine gelmiyordu. Sendikal örgütlenmenin boğulması, sendikaların kentten sökülüp atılması gerekiyordu. İşverenlerin bu niyetine, son yıllarda teşvik uygulamalarıyla giderek artan hacimde yatırım çeken kent “protokolü” de örtülü destek veriyordu.
Tüm bu şartlar altında, akıntıya karşı kürek çeken Standard Profil işçisi, grev uygulamasının başlamasından hemen önce imzalanan anlaşmaya tepki gösterdi. Ancak bu tepki, anlaşılan o ki, fabrika yönetimi, sendikasız işçiler ve diğer yerel unsurlardan kaynaklı kışkırtmalarla, yukarıda bahsedilen noktaya taşındı. Petrol-İş, süreçte kendi eksikliği de olduğunu kabul ederek, daha güçlü bir iletişim ve bilgilendirme sürecinin geliştirilebileceğini ifade etti. Ve Standard Profil işçisini 2009 yılından bu yana gösterdiği iradeyi sürdürmeye ve sendikasına güvenmeye çağırdı.
Şimdi, Standard Profil işçisi, Düzce’den sendikal örgütlenmeyi bitirmek ve işçileri örgütsüzleştirmek için kışkırtıldığı açık olan bu girişimi boşa çıkarmak zorunda. Standard Profil işçisi, sadece kendisinin değil, Düzce’deki tüm işçilerin geleceği için örgütlülüğüne sahip çıkmalı.