Kim koydu o jeneratörleri oraya? - M. Ender Öndeş

27 Ekim 2012’de, TRT Haber’in röportajında Bangladeş Türk Büyükelçiliği İkinci Katibi Adnan Öztürk şöyle övünüyordu: “Bangladeş’te zaman zaman 12 saate yakın elektrik kesintisi olur. Bu kesintilere rağmen Türk jeneratör ihracatçılarının bölgeye yönelmesi ile günlük üretim hiç aksamadan devam ediyor.” Daha sonra da, Türk işadamlarını sadece tekstil için değil tekstil kimyasalları, makineleri ve jeneratör satışı için de Bangledeş’e gelmelerini tavsiye eden Öztürk, girişimcileri bölgedeki fırsatları değerlendirmeye çağırıyordu. Haberde, dünya tekstil devlerinin Bangladeş’i üretim üssü haline getirmiş olmasındaki en büyük etkenin ‘iş gücünün yoğun olması, 50 doların altında bulunan asgari ücret ve ucuz enerji olduğunun altını çiziliyordu.

Aradan bir yıl bile geçmeden Rana Plaza’da yaşanan büyük felaket, “jeneratörler” sorununu yeniden gündeme getirdi; çünkü patlamadan sağ kurtulan işçiler ve çevredekilerin anlatımlarından çıkan sonuç, “usulsüz monte edilmiş” büyük jeneratörlere işaret ediyor.

Çürümüş bir düzen

İktidardaki Avam Ligi partisinin bölgedeki kolu olan ve gençlik çeteleriyle karanlık işlerin kontrolünü elinde tutan bina sahibi Sohel Rana’nın rüşvet başta olmak üzere binbir ipte oynadığı biliniyor ve bu kadar çürük bir binayı hiçbir denetim olmadan yapabilmiş olması şaşırtıcı değil. Rana, 2008’de beş katlı bir bina için plan izni almış, bu da uygun şekilde bitirilmiş. İnşaat mimarlar veya mühendislerce denetlenmemiş. İnşa edilen binanın yüzde 60’ı, en başından itibaren yapının stabilitesi garanti edilerek, doldurulmuş göletten kazanılan alandı.

2010’da artık Rana, artan siyasi nüfuzu ile Plaza’ya üç kat daha ekledi. İşçiler bazen jeneratörler çalıştığında binanın sarsıldığını söylediler. Ancak kibirli Rana çökme yaşandığında iskambil kulesine dokuzuncu katı eklemekle meşguldü.

Jeneratörlerin sarsıntısı

Jeneratörler burada kilit bir önem arzediyor. Örneğin BBC’nin haberine göre çökmeden sadece bir gün önce duvarlarda oluşan çatlaklar nedeniyle bina boşaltılmış, ama sonra işçiler yine binaya sokulmuştu. Hükümetin başlattığı soruşturmadaki ilk bulgularda, binanın üst katlarındaki dört dev jeneratörden kaynaklanan titreşimlerin binanın çökmesi tetiklemiş olabileceği belirtildi. Yani, Rana Plaza patronları, binlerce işçiyi sınırlı alana tıkıp ve kocaman jeneratörleri dört kata yüklemişlerdi. Bu yedek güç kaynakları, fabrikada elektrik kesildiğinde üretimin aksamamasını garantiliyordu. Çökmenin hemen öncesinde elektrik kesintisi meydana geldi. Dört jeneratörün hepsi aynı anda kocaman, sarsıntılı bir titreşimle çalışmaya başladı. Hâlihazırda çatlak olan bina, sarsıntıya dayanamadı. Yakındaki bankalar ve işyerleri önceki gün -çatlaklar meydana geldiği anda- tahliye edilmişti. Ama tekstil fabrikası patronları, sadece üretim programlarını düşünebiliyorlardı ve çokuluslu şirketler, geciken teslimat yüzünden para cezalarını dayatabilirlerdi.

Türk şirketlerinin rolü ne?

Tam burada, durup yeniden Bangladeş Türk Büyükelçiliği İkinci Katibi Adnan Öztürk’ün “Bangladeş pazarına çıkarma yapan Türk jeneratör şirketleri” ile ilgili övgü dolu sözlerini hatırlıyoruz ve Rana Plaza’daki üsulsüz monte edilmiş dev jeneratörlerin kim tarafından satılmış ve kurulmuş olduğu çarpıcı bir soru oluyor. Bu konuda somut bir bilgi yok. Aynı elçilik görevlisi, şu anda konu üzerine ne düşünüyor, onu da bilmiyoruz. Türkiye’de Bangladeş’te satış ve servis merkezleri kurduğunu kendi internet sitesinde açıklayan tek firma “Genpower Generator” olarak görünüyor. Avrupa’nın en büyük jeneratör üreticilerinden olan ve Türkiye pazarına da giren “FG Wilson”un da Bangladeş’te etkinliği ve merkezleri var. Muhtemelen başka büyük şirketler de ülke pazarı için yarışıyor; bu kadar sık kesinti olan bir yerde jeneratör talebinin patlaması doğal.

Sonuç olarak şu anda, çürük binanın tepesine devasa jeneratörleri kimin monte ettiği belirsiz duruyor. Türk ana akım medyasının bu konuya ilgi göstermesini beklemek tabii ki saflık; aynı medya haftalardır Bangladeş’te üretim yapan Türk şirketlerinin adını bile anmadı. Ama bütün bunlar Rana Plaza’da gövdeleri ve ruhları parçalanan binin üstündeki insan için artık bir anlam ifade etmiyor. Para hırsıyla yok edilen yaşamlar, geri gelmeyecek.