24 Nisan sabahı saat 9.00’da Bangladeş’in başkenti Dakka’nın civar sanayi bölgelerinden biri olan Savar’da, içinde 3 fabrikanın ve alışveriş merkezinin olduğu 8 katlı bir bina çöktü. Binlerce işçinin göçük altında olduğunu duyduğumda ilk tepkim, deprem mi, yoksa sel mi, oldu. Hani, fabrika yangınlarını sıkça duyduğumuz son günlerde, bir fabrikanın çökmesi için sanki bir doğal affet gerekiyormuş gibi gelmişti bana. Ama hiçte öyle olmamıştı.
3 bini aşkın tekstil işçisinin çalıştığı binada, olaydan bir gün önce işçiler binanın duvarlarında oluşan çatlaklar nedeniyle işbaşı yapmayı reddetti. Ancak, işveren ertesi gün fabrikayı yeniden açtı ve işçileri siparişlerin yetiştirilmesi gerekçesi ile çalışmaya zorladı. Hatta işten çıkartmayla tehdit etti. Kıt kanaat geçinen işçiler çaresiz işbaşı yaptı. İşbaşı yaptıktan bir saat sonra 3 fabrikada toplam 3 binin üzerinde işçinin çalıştığı Rana Plaza çöktü.
İşçiler göz göre göre ölüme gönderildi. Ölü sayısı netleşmemesine rağmen yazı kaleme alındığı sırada 371 işçinin cesedine ulaşılmış durumda. Çoğu kadın, 313 işçinin cenazeleri ailelerine teslim edildi. 2 bin 429 işçinin yaralı olarak çıkarıldığı enkazdan, kurtulan işçi sayısı 2 bin 440. Hala yüzlerce işçinin göçük altında olduğu bildiriliyor. Yetkililer, işçilerin canlı kurtarılma ihtimali olan ilk 72 saatin ardından, enkaz altında kalan işçilerin hayatta kalma ihtimalinin olmadığını bildiriyor.
Bölgede acılı aileler, bir umut yakınlarının enkaz altından sağ çıkmasını bekliyor. Diğer taraftan, Bangladeşliler hükümete, markalara, işverene öfkelerini bölgede yaptıkları eylemlerle ortaya koyuyor. Eylemlerle, insan onuruna yakışır bir iş ve işyeri taleplerini dile getirerek zaman zaman üretimi durduruyorlar. İşçiler bugüne kadar yaptıkları eylemlerde de pek çok fabrika, araç ve mağazaya hasar verdi. Acılı Bangladeşlilerin en büyük endişeleri de, Terzeen Fabrikası’nda çıkan yangında 112 işçinin ölümüne neden olan işverenin hiç ceza almadan elini kolunu sallayarak dolaştığı gibi Rana Plaza sahibinin de cezasız kalması.
Markaların kar hırsı
Küreselleşme süreci dünyada üretim haritasını değiştirdi. Sermaye sürekli işçi maliyetlerinin ve diğer maliyetlerin daha düşük olduğu yerlere doğru kaydı. Gelişmekte olan ülkeler ve uzak doğu ülkeleri, Avrupa ülkeleri için üretmeye başladı. Böylece sermaye, batının örgütlü işçisinden, yüksek ücretlerinden, daha katı kurallarından kurtuldu. Bangladeş, Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkeler lüks ve dünyaca ünlü markaların gözde üretim alanları haline geldi. Kârlar katlandı. Hem de işçilerin canları pahasına.
Bangladeş’te, çöken Rana Plaza’nın enkazından işçi cesetleri ve yaralıların yanı sıra ölümlerden sorumlu markalar da ortaya çıkmaya başladı. Enkazın altından İspanya’nın bilinen markası ve Inditex Grubu’na bağlı Zara, İngiltere’nin Primark ve İtalyan Benetton markaları ve yine dünyanın tanınmış perakendeci markaları C&A, KIK ve Wal-Mart ve daha niceleri ortaya çıktı.
LCWaikiki de enkazın altında
Son yıllarda, Türkiye markaları da işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olmadığı, işçi maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerde üretim yaptırmaya başladı. LCWaikiki de bu markalardan biri. Marks&Spencer’in en önemli tedarikçisi olan Taha Holding’e ait olan LCWaikiki de enkazın altından çıkan markalar arasındaydı. Ülkemizde alt ve orta kesime hitap eden ürünleri ile hemen hemen herkesin giysi dolabına giren LCWaikiki ürünlerine böylece Bangladeşli işçilerin alın terinin yanında kanı da bulaşmış durumda.
Sicilleri kabarık
Son bir yıl içinde, Rana Plaza’nın enkazı altından ortaya çıkartılan markaların çoğu, fabrika yangınlarıyla da gündeme gelmişti. C&A, KIK ve Wal-Mart 24 Kasım 2012’de 112 işçinin yanarak öldüğü Tezreen Fabrikası’nda, Almanya’nın düşük fiyatlı ürünler satan KIK de 11 Eylül 2012 tarihinde 300 işçinin öldüğü Pakistan’daki Ali Fabrikası’nda üretim yaptırıyordu. Zara ise 26 Ocak tarihinde 7 kadın işçinin yanarak can verdiği Smart Fashion adlı fabrikada üretim yaptırıyordu. Yanarak ölen bu işçilerin 3’ü 17 yaş ve altında çalışan çocuk işçilerdi.
Tüketicilere düşen görev
Bangladeş’te, 2005 yılından bu yana 700 işçi fabrika yangınları sonucunda hayatını kaybetti. Artan fabrika yangınların ardından işçi sağlığı ve iş güvenli konuları çalışma hayatının en yakıcı gündemi haline geldi. Küresel sendikalar, yerel sendikalar, işçi hakları savunucusu örgütler ve uluslararası tüketici ağı olan Temiz Giysi Kampanyası, markaların yaşanan bu ölümlerde sorumluluk alması, gerekli incelemelerin ve çalışmaların yapılması için mücadele yürütüyor. Hazırladıkları “Bangladeş Yangın ve Bina Güvenliği Anlaşması” ile markaları anlaşmayı imzalamaya zorluyorlar. Bugüne kadar yukarıda ismi geçen uluslararası markalar sendikaların tarafı olduğu bu anlaşmayı imzalamayı reddetti. Ancak, ortaya çıkan son facia, markaların tüm bahanelerini boşa çıkarmış durumda.
Bangladeş başta olmak üzere işçilerin yaşamlarını tehdit eden, insanlık dışı çalışma koşullarında çalışmaya zorlandığı ülkelerde yürütülen mücadelede, markaların üzerindeki en büyük yaptırım gücü tüketicilerde. Üzerine kan bulaşan markaların ürünlerini satın almaktan ve kullanmaktan rahatsız olan tüketicilerin, markalara karşı yürütülen kampanyalara destek sunmaları gerekiyor. Çünkü tamamı önlenebilir olan iş kazalarında ölen işçiler aynı zamanda Zara’nın, Primark’ın, KİK’in ve diğer ortaya çıkan markalarında işçileri. Bu işçilerin ve ailelerinin acılarını bir nebze olsun sarmak ve ölümleri durdurmak için harekete geçmek, bu ülkelerde üretim yapan markalara da düşmektedir.
LCW’den “Markalar işçi öldürmeye devam ediyor” yazısı hakkında açıklama
LC Waikiki İletişim Direktörlüğü, Nuran Gülenç’in Bangladeş’te tekstil işçilerinin yaşadığı facia ile ilgili yazısı hakkında yazılı bir açıklama yayımladı
LCW yetkilileri facianın meydana geldiği Rana Plaza’da üretim tesislerinin bulunmadığını, binanın göçüğünden çıkan LCW markalı ürünlerin perakende mağazada satışa sunulan ürünler olduğunu söyledi
Açıklamanın tam metni:
LCW’nin
Sayın Nuran Gülenç,
Bangladeş’in başkenti Dakka’da 24 Nisan 2013 Çarşamba günü tekstil atölyelerinin bulunduğu Rana Plaza isimli binada meydana gelen göçükle ilgili kaleme aldığınız köşe yazınızı üzülerek okuduk. Markamızla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğümüz yanlış anlaşılma üzerine bu açıklamayı sizinle paylaşma ihtiyacı hissettik.
Öncelikle belirtmek isteriz ki LC WAIKIKI olarak olayın meydana geldiği Rana Plaza’da herhangi bir üretimimiz bulunmamaktadır. Ayrıca Rana Plaza’da faaliyet gösteren giyim üreticisi firmalardan hiçbiriyle, şirketimizin daha önce de herhangi bir işbirliği olmamıştır.
Kurumsal yönetim ilkelerini benimsemiş ve şeffaf bir şirket olarak LC WAIKIKI tüm çalışmalarını çevre, iş sağlığı ve güvenliği politikalarını gözeterek gerçekleştirmektedir. Bu doğrultuda ticari üretici olarak birlikte çalıştığımız firmalarla tedarik ilişkisine girmeden önce aday firmalarda iş sağlığı ve güvenliği konularındaki standartlarımıza uyumlulukları konusunda denetimler gerçekleştiriyoruz.
Öncelikli olarak, Bangladeş’te üzücü olayın meydana geldiği Rana Plaza’yla ilgili şu önemli bilgiyi paylaşmak isteriz. Şöyle ki, “Rana Plaza” isimli Bina sadece üretim Tesisi değil, 2 katında perakende satış mağazalarının da yer aldığı bir binadır. Bu kapsamda, Bangladeş’te üretim yapan markaların ihraç fazlası ürünlerinin bazıları üretici firmalar tarafından bu gibi mağazalara satılmaktadır.
Bu noktada enkaz altından çıktığı belirtilen LC WAIKIKI ürünüyle ilgili olarak bir araştırma yürüttük.
Yaptığımız araştırmanın sonucunda, söz konusu ürünün üretiminin, 2011 yılının Ağustos ayında, Mirpurda The Finary Limited isimli bir fabrikada gerçekleştirildiğini çok kesin bir şekilde ifade edebiliriz. Söz konusu bu ürün Rana Plaza’ daki fabrikalardan herhangi birinde üretilmemiştir, yukarıda da değindiğimiz üzere, Plaza’daki perakende mağazalarında satılmakta olan ürünlerden biridir.
Konuyu sizlerin aracılığıyla değerli kamuoyunun bilgisine sunarız.