Bu alan, gelecekte işçi sınıfı ve burjuvazi arasında en sert kapışmaların yaşanacağı alanlardan biridir
İnşaat sektöründe örgütlenme -I
İnşaat sektörü Türkiye’de son yıllarda çok hızlı büyüdü. AKP iktidarı döneminde bu sektör yeni zenginler yarattı.Türkiye baştan aşağı bir şantiyeye dönüştü. Her yere beton kuleler, her mahalleye bir alışveriş merkezi dikiliveriyor! Mevcut yapıların hemen hepsi kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde yıkım kapsamına girdi. Bu proje ile Türkiye önümüzdeki uzun yıllar dev bir inşaat sahası olarak kalmaya devam edecek. Tek başına bununla sınırlı olmayan Ortadoğu'da yaşanan savaş ve savaştan sonra meydana gelecek yeniden yapılanma kapsamında, altyapı ve kentlerin yeniden yapımı açısından gözde sermaye birikim merkezlerinden biri olarak ışık saçıyor.
Gözü dönmüş bir biçimde sermaye biriktirmeye yönelmiş burjuvalar, ellerinde zaten doğru düzgün hiçbir hak olmayan inşaat işçileri üzerinde baskı ve sömürüyü daha da artıracaklar. İnşaat sektörüne dönük yönelimler, gelecekte işçi sınıfı ve burjuvazi arasında en sert kapışmaların yaşanacağı alanlardan birisinin inşaat alanı olduğunu gösteriyor.
Kentsel dönüşüm kapsamında yoksulların evinden edilmesi, evi olan emekçilerin ise evlerinin yıkılarak uzun vadeli bir borçlanma sistemiyle yeniden ev sahibi yapılması emek-sermaye çelişkisine yeni boyutlar katıyor. Bu çelişkiler içerisinde inşaat sektörü ve işçileri özel bir yerde duruyor. Kentsel dönüşümle dolaysızca ilişkili olan bu dev sektör inşaat işçileriyle birlikte sınıfın diğer bölüklerini ve kent yoksullarını da içine alacak geniş kapsamlı bir çatışma alanı haline geliyor.
Özelikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde evinin elinden gitmeyeceği kaygısını duymayan tek bir işçi yoktur. Uzun vadeli kredilerle işçi sınıfının mücadele etmemesi garanti altına alınıyor. Mevcut koşullarda “ev kredim var, şu an yapılan bütün haksızlıklara göz yummalıyım” diyen işçi sayısı hiç de az değildir. Gönüllü olarak böyle bir borçlanma ilişkisine girenler bir yana, gelecekte herkes buna zorunlu bırakılacak.
Temelde bu alanın sermayenin talanına daha hızlı açılmasını sağlayan mevcut yasal düzenlemeler zaten yapılmış. Ve sermaye şu an olanca hızıyla bu talana başladı. Bu da kendisiyle beraber birçok mücadele dinamiğini aynı anada harekete geçirecektir.
İşte bu dinamiklerden en önemlisi ve doğrudan emek sermeye çelişkisine dayananı, inşaat patronları ve inşaat işçileri arasında yaşanacak olandır. Son yıllarda inşaat sektöründe meydana çıkan irili ufaklı direnişler bunun habercisi gibidir. Azgın sömürü koşulları kendisiyle beraber inşaat işçilerinin örgütlenme girişimlerini beraberinde getirmiştir.
Şimdilik sadece ücretlerini alamama üzerinden meydana gelen bu girişimler, farklı bir karakter kazanacaktır. Özellikle inşaat sektöründeki patronların ana sermaye kaynaklarının kredi ve borçlar olduğu düşünülünce bu örnekler giderek çoğalacaktır. İlk elde bundan kaynağını alan örgütlenme girişimlerin, bir araya geldikçe mücadele ettikçe, farklı karakterler kazanacağı, bilinçli bir örgütlenme faaliyetine doğru yöneleceği açık. Ve halihazırda buna dönüşen örgütlülükler de mevcut.
Bu alanda hızlı çıkış ve reflekslerin kaynağını oluşturan diğer bir etkense, iş güvenliğinin olmayışıdır. İnşaat sektöründe yaşanan iş kazalarının yoğunluğu, iş cinayetlerinin kendisi bu sektörde nasıl bir kuralsızlığın hüküm sürdüğünü anlatmayı gerektirmeyecek açıklıktadır. Daha hızlı büyüyeceğini düşündüğümüzde bu pervasızlık daha da artacaktır.
Bunun üzerinden de doğal örgütlenme girişimleri oldu/olacak. Özellikle bu alanda kendiliğinden meydana çıkan bu direniş biçimleri solu da bu alanı örgütlemeye, bu alana dönük faaliyetlerde bulunmaya yöneltmiş, bu örgütlenme arayışı ve girişimlerinin bir parçası haline getirdi. Henüz sağlam bir omurgaya sahip olmasa da yürümekte olan böyle örgütlenmelerden söz etmek mümkün. İlerleyen dönemlerde bunların nereye doğru seyredeceğini hep beraber göreceğiz. Daha da önemlisi işçi sınıfının bu alandaki ihtiyaçlarına dönük doğru politikalar üreten, en önemlisi de pratikte buna uygun bir konumlanışa geçenler işçi sınıfına bu alanda yeni mevziler kazandırmanın da ötesinde sermayenin bu alanda istediği gibi at koşturmasının önüne geçecektir.[Sürecek]