Güvencesiz öğretmenin köleliğe isyanı! – Atilla Özsever

Mart ayı sonunda İTÜ’de bir etkinlik kapsamında “Modern Kölelik” konusu da tartışıldı. Bir dershane öğretmeni, çok çarpıcı bir açıklamada bulundu. Bazı dershanelerde 800 liralık bir ücret karşılığı çalışan öğretmenler, bankamatikten bu parayı çekip 200 lirasını işverene veriyor. Yani aslında ücreti, asgari ücretin de altında, 600 liraya geliyor. Eğer vermezse, ertesi ay çalıştırılmıyor.

Bu konuyu gündeme getirdiğimde, uluslararası düzeyde de görev yapan sendikacı dostumuz Kemal Özkan, Denizli, Kahramanmaraş gibi tekstil fabrikalarının olduğu illerden ilginç örnekler verdi. 400-500 kişinin çalıştığı bu fabrikalarda, işveren temsilcisi işçilerin bankamatik kartlarını alıyor, şifrelerini de bildiği için parayı çektikten sonra ücretleri bir miktar eksiltip işçilere ödeme yapıyor. Buradaki işçi, gerçek ücretini bilmediği için kendisine verilen parayla yetiniyor.
Özel dershane öğretmenin durumu ise, daha hazin, ücretini çekip bir kısmını işverene iade ediyor, yoksa işten çıkarılacak. Bu tür uygulamaların bankalara maaş yatırma zorunluluğu getirildikten sonra yaygınlaştığı belirtiliyor.

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu olarak bilinen AYÖP de, önceki gün Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde bir panel-forum düzenledi. AYÖP, 2009 yılında kurulan ve kadrolu öğretmen olarak ataması yapılmadığı için devlet okullarında sosyal haklardan yoksun, “üç kuruşluk” ders saat ücretine göre çalışan eğitimciler ile kölelik koşullarında çalıştırılan dershane öğretmenleri ve KPSS’ye  (Kamu Personeli Seçme Sınavı) girip yine atanamayan, eğitim fakültesi mezunu işsizlerin oluşturduğu bir platform.

Devlet okullarında “ücretli öğretmen” statüsünde çalışan bir kısım AYÖP’lü eğitimcinin her hangi bir sözleşmesi yok, her zaman işten çıkarılabiliyorlar. Haftada 30 saat ders veren bu öğretmenlerin sigorta primi de 14 günlük yatırılıyor, daha az saat ders veriyorsa sigorta primi 7 güne kadar düşüyor. Sigorta haklarından tam yararlanabilmesi için gerisini, yani 30 güne kadar olan bölümünü kendisinin ödemesi gerekiyor.
Öğle tatili, saat 11.40 ile 12.00 arasında, yani sadece 20 dakika. Kadrolu öğretmenler gibi indirimli bilet hakkı yok. Okulların tatil olduğu dönemlerde ücret almıyorlar. Yani gündelik işçi gibi çalışıyor. Okulda çok sık “ücretli öğretmen” değişikliği olduğu için öğrenciler, “Beni bu okuldan soğuttular, bu kaçıncı öğretmen değişimi” diye şikayette bulunuyorlar. Veliler de şikayetçi.

Öğretmen açığı olmasına rağmen bu sorun, kadrolu istihdam yerine geçici ve güvencesiz bir çalıştırma biçimi olan “ücretli öğretmenlik” ile gideriliyor. 300 bin dolayında ataması yapılmayan öğretmen var. Bu öğretmenlerin bir kısmı umudunu yitirmiş, ataması yapılanlar da AYÖP’ten ayrılıyorlar, mücadele süreklilik kazanamıyor.
Panelde konuşan Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, mevcut sorunun sadece AYÖP’ün sorunu olmadığını, kadrolu öğretmenlerin de güvencesiz koşullara doğru itildiğini belirterek eğitim sendikalarının daha duyarlı olmasını istedi. Müftüoğlu, sorunlardan şikayetçi olan velilerin de bu mücadeleye dahil edilmesi gerektiğini savundu.

Deneyimli eğitimci, eski sendikacı İsmet Aktaş da, eğitim sendikalarının AYÖP’lü öğretmenler için ayrı bir birim oluşturmasını, bu sorunlarla daha yakından ilgilenmesini, sonuçta güvencesizliğin tüm kadrolu öğretmenler için de bir tehdit meydana getirdiğini söyledi. Eğitim sendikalarına duyurulur…