Mevsimlik tarım işçileri -III - Abdullah Aysu

Mevsimlik işçilerin ücretleri düşüktür. Çalışma koşulları kötü, süreleri uzundur. Beslenme sorunları vardır. Temiz suya erişimleri çoğu zaman mümkün değildir. Barınma sorunları vardır; barınakları insana yaraşır hiç değildir. Toplum gelenek ve görenekleriyle bağdaşmayacak, rencide edecek derecede elverişsiz barınaklarda yaşamak zorunda bırakılmaktadırlar. Temizlik sorunları had safhadadır. Bütün bu olumsuz yaşamı göze alıp çalışmak zorunda kalanların bir bölümü çalışmak üzere gittikleri bölgelerde istenmezler.

Güneydoğu’dan çalışmaya giden mevsimlik tarım işçileri çoğu yörede “potansiyel terörist” muamelesine tabii tutulurlar. Mevsimlik işçilerin potansiyel terörist muamelesi görmesinde yerel yöneticilerin “sevecen” olmayan yaklaşımları, her an her şeyi yapabilirler tarzı davranışları ile yerel halktan soyutlama yoluna gitmeleri bu imajı daha da güçlendirmektedir. Güneydoğu Anadolu’da süren çatışma ortamı, üretici ve yetiştiricilerin belirleyicisi olmadıkları mağduru oldukları bir yoksunlaştırılma olduğu halde, karşılığında devlet telafi edici bir ödeme yapma yoluna gitmemektedir. Yaşanan bu dramda kadınlar adeta katmerli bir ceza ve cefaya maruz kalmaktadır.

Kadınlar hem eziliyor hem sömürülüyorlar

Bilindiği gibi köylüler yoksulların en yoksuludurlar. Mevsimlik kadın işçiler de en yoksulların içindeki en yoksun, ezilen ve sömürülenlerdir. Bu süreçte şiddete ve tacize en fazla muhatap kalanlardır. Mevsimlik işçi olarak çalışan kadınlar hem tarlada çalışan hem de ev işlerini yapandır. Eğitim düzeyi neredeyse yok denecek düzeyde, örgütlülükleri hiç olmayanlardır. Toplumsal statüsü en düşük olandır. Çalıştıkları tarlalarda çoğu zaman erkeklerden daha fazla üretken olmasına karşın sadece kadın olmalarından dolayı ücreti erkeklerden daha düşük belirlenir. Kazandığı paranın üzerinde kendi tasarruf hakları ise yok denilecek düzeydedir. Bütün bu saydıklarımızdan dolayı mevsimlik kadın işçiler; ezilen ve erkeklere göre iki kez daha fazla sömürülendir.

Mevsimlik işçilerin sosyal güvencesi yoktur

Mevsimlik tarım işçileri örgütlü olmadıkları gibi sosyal güvenceden de yoksundurlar. Sigortalı çalıştırılmazlar. Hastalık nedeniyle çalışamayan mevsimlik işçi çalışamadığı sürece yevmiye alamaz. Sağlık giderlerini kendi cebinden karşılamak zorundadır. İş kazalarında sakat kalmaları halinde kalan yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak bir maaş bağlanmaz. İş anında yaşamlarını yitirmeleri durumunda geride bıraktığı, bakmakla yükümlü olduğu kişilere maaş bağlanmaz.

Gündelik işçinin çalışma süresi de belirsizdir

Gündelikçi olarak çalışan tarım işçileri de var. Gündelikçiler daha çok tütün, zeytin, fındık, şekerpancarı, meyve ve sebze üretimiyle uğraşan küçük ya da orta büyüklükteki ailelerin işlerini yetiştiremedikleri zamanlar birkaç günlüğüne gündelikçi işçi tutarlar. Birkaç günlüğüne ücreti karşılığında tutulan işçilere “gündelikçi işçiler” denir. Gündelikçi işçilerin de çalışma süreleri belirsiz ve genel olarak uzundur. Gündelikçi işçi işini bitirmeden iş yerini terk edemez. İşini bitirmeden işyerini terk eden gündelikçinin alması gereken parayı alması zorlaşır veya bir daha gündelikçi olarak çağrılmaz, kendisine iş verilmez. Bu nedenle gündelikçi işçilerin çalışma süresi 13-14 saati bulduğu olur. Gündelikçiler şu kadar çalıştırılır diye bir yasa da yoktur zaten.

Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitimi, sağlığı gibi daha birçok sorunu var. Mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarına çözüm üretmek için uzun ve kısa vadede yapılabilecek birçok şey var. bunları benim tek başıma yazmam veya söylemem hem doğru olmaz hem de eksik olur. Günümüzde çokça tartışılan özgürlük projesi içinde mevsimlik işçilerin yukarıda anlatılmaya çalışılan sorunlarını uzun ve kısa vadeli çözüm önerileriyle -öncelikle kendi kuracakları örgütleri ile diğer ilgili örgütlerin de yer alacağı- bir platformda zaman geçirmeden tartışılması, çözüm üretme ve sağlama umudunu güçlü ve diri tutacaktır. Bitti.