Cennet Cehennem ve Zebanilere Dair - Bilge Seçkin Çetinkaya

Dün tam adıyla Adalet ve Kalkınma Partisi'nin grup toplatısında Recep Tayyip Erdoğan bir konuşma yapıyor. Alışık olduğumuz üzere prompterdan belagat fışkırtmıyor bu kez üzerimize bir kağıttan okuyor. Zira bu ölümler promptera girecek önemde değil. 'Önce Gaziantep 4' üncü Organize Sanayi Bölgesindeki patlama sebebiyle  5 ölümüz var” diyor. Salondan birileri itiraz ediyor sayıya. Sonra elini açıp “neyse sekiz!” diyor. Üçün beşin hesabını yapacak değil başbakan. Her gün ve her gün metalin ömrünü uzatıp, metali parlatan, kendi ömrünü kısaltıp gözünün ferini söndürenler, sekiz değil on iki saat asit kazanlarının başında, flux tanklarından ölüm soluyanlar onun için bir “neyse”.

Cennet ve Cehennem
 
Derler ki cennet ve cehennem bu dünya üzerine kurulmuştur. Cehennem bizimde içinde yaşadığımız dünyada meğer ki bir galvaniz kazanın olduğu yerdir. O kazanın içinde çinko kaynar, küller uçuşur, insan evlatları asit solur. O kazanların içine malzeme daldırıldıkça gözgözü görmez bir duman kaplar her yanı ve içeridekini soluksuz bırakır. Dört yüz beş yüz derecelik galvaniz ocaklarının cehennemlerinde galvaniz işçileri “yaşar”. Asite bulanmış halatlardan üzerlerine ölüm damlar, iyileşmeyen yaralar açılır derilerinde. Deyim yerindeyse galvaniz işçisinin sürekli iyidir kafası. Ani bilinç kayıpları ile bu dayanılmaz dünyadan ayrılır bir anlığına sonra geri gelir. Sersemlik hali daha mı katlanılır yapar bütün bu yapılanları insan evladına? Döner başı, dişleri çürür asitten, çekilir diş etleri, gözleri yanar, saçları tutam tutam dökülür.

Zebani
 
Ne yapsın yani şimdi başbakan? İnsandan mı saysın böyle her gün ölenler bir gün bir patlamada öldüler diye? Adlarını mı ansın?  Her insan gibi seven sevilen, sabahları halsiz ve sarı benizleri ile çocuklarını kucaklayanları, eşlerinin elini tutan bugun de ölmedik diye akşamları kapıları açanları insandan mı saysın? Her şeyi ve herkesi durmadan yargılamaktan usanmamış bir toplumun içinde belediye otobüslerinde üzerlerine sinen asit ve tiner kokusu yüzünden aşağılananları insan mı saysın? Yoksa bir zebani gibi itsin mi onları cehennem kazanının en derin yerine? İnsan yaşam ve onurun karşısında, para tanrısının sadık bir zebanisi olarak görevini yapıp sonra açıp ellerini “neyse” mi desin. Desin! “Neyse!” Kendisini onların nasırlı ellerinden ve gazabından koruyan zırhlı ve deri koltuklu ve serin arabasına binebileceğini, yeryüzü cennetlerinden nasibini almaya gidebileceğini bilmenin emniyeti içinde “Allahtan rahmet” mi dilesin ölenlere. Dilesin! Adından adalet geçen bir partinin başkanı olarak adaletsizliğin hesabı da bıraksın bilinmez bir öte dünyaya. Bıraksın!
 
O hesabı burada ve şimdi görememenin suçu ne o baş “bakan”ındır ne de ömründen, gözünün nurundan, emeğinin gücünden başka bir şeyi olmayan işçinindir. Ya kimindir sevgili okuyucu ya kimindir?