Bitmeyen iş cinayetleri, insan kıyımı - Berna Güler Müftüoğlu

Kapitalist sistemin bugün geldiği aşamada sermaye birikiminin yeniden ve yeniden yapılanma mücadelesinde engellerini ortadan kaldırmaya olanak sağlayan neo-liberal politikalar Türkiye gibi geç kapitalistleşen bir ülkede esas üretici olan canlı emeğin hayatına karşılık, “iktidar” varlığını ve bekasını sürdürmeyi inatla direnmektir. Emekçiler karınlarını doyurmak için, her türlü çalışma koşullarına razı olmayı sağlayan ekonomik düzen, önlenebilir ve engellenebilir iş kazalarında emekçilerin yaşamlarını kaybetmeleri hiç de tesadüfî değildir. Çünkü çalışma başlı başına bir risktir. Bu risklerin ortadan kaldırılması ve engellenebilmesini sağlayacak olan, üretim araçların esas sahibi olan işveren, patron yani sermayadarın kendisidir. Bugünkü düzende en az girdi ile çok çıktı yaratmak, en az maliyetle çok kâr elde etmek zenginleşmenin bir aracıdır. Bu araç için her şey mübahtır. Günümüzün olmazsa olmazı olarak görülen, günün gerekliliği olarak adlandırılarak, vazgeçilmezliği ile göklere çıkarılan esnek çalışma koşulları yasayla teminat altına alınmıştır. Hepimizin bildiği gibi taşaronlaşma fasonlaşma, uzun çalışma saatleri, kısa sürede çok çıktı yaratma, yoğun ve güvencesiz çalışma olanağı her yerde ve her durumda yaratılmaktadır. Avrupa’nın kirli sanayilerinin arenası olan Türkiye’de, ekmeğin aslanın midesinden almak için çalışan emekçilerin “en kötü iş, işsizlikten iyidir” diyip razı olup, “güvencesiz” işi, sağlığı, mesleği, geliri kabul etmektedirler. Emekçilerin rızası, sermayenin kâr mücadelesinin asli unsuru olduğu gibi emekçilerin örgütsüzlüğü mücadele güçlerinin her koşulda sermayenin karşı mücadelesi ile kırılması iş cinayetlerinin görünmez zeminini hazırlamaktadır.
 
ÖLÜMLER ARTARAK DEVAM EDİYOR
 
Geçtiğimiz günlerde Davos’da Dünya Ekonomi Forumun’da, “Türkiye’nin bugünkü zenginliği, refahı; Avrupa’yı fersah fersah geçti” ifadelerinin arkasındaki korkunç gerçek,  önlenebilir ve engellenebilir iş cinayetlerinden yaşamını yitiren ve dur denmedikçe yitirilecek olan ölümlerdir. Haziran ayında yürürlüğe giren 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası iş cinayetlerine son vermeyi amaçlamış olmasına karşın ölümlerin artarak devam etmektedir. Bu ne demek? Yasa, bu cinayetlerinin sonlanmasını amaçlamamaktadır. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin çalışmalarında, raporlarında ve kamusal alanlarda açık olarak bilgilendirmelerinde ortaya konulduğu gibi Yasa sadece ve sadece üretimin sürdürülmesine olanak sağlayan sermayedarı koruyan esas üretici canlı emeği korunaksız bırakmaktadır.
 
Yeni yasa ile işin sağlığının yani sürdürülebilir olmasının kabul ettirilmesi, işçinin sağlığı ve güvenliği ikincilleştirilmekte bunun bedeli ise emekçi, teknik eleman (iş yeri hekimi, iş güvenlikçisi, destek elamanı, çalışan temsilcileri) ve sermayedar olarak ayrışırken, esas sorumlu olan sermayedarın üstündeki yükler paylaştırılmaktadır. 17 Mayıs 2010 da TTK Karadon’da meyadana gelen iş kazasında 28 işçi 2 mühendisin ölümünde sorumlu olanların,  bilirkişi raporuna göre ölen işçiler olduğu beyanı her şeyi açıklamaktadır.
 
YENİ YASADA DENETİM DIŞARIDAN SATIN ALINACAK
 
Yeni Yasa denetim mekanizmasını dışardan satın alınmayı mümkün kılacak düzenlemeyi yasalaştırmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği bir hak değil, satın alınan bir metaya (mal-hizmet) dönüşmüştür. Şirket denetçilerinin emekçilerinin tam korumasından öte, sermayenin maliyet kaybını önleyen bir mekanizmaya dönüşmesine olanak sağlayacaktır. Böylece yeni Yasa, durmak bilmeyen iş cinayetlerin yaşanmasına olanak sağlayan düzenek olacaktır. İş cinayetlerinin adaleti arandığında ise sadece ve sadece para cezasıyla geçiştirilecek tazminat mekanizmasıyla çözümlenmesi vicdanları rahatlatacağı umulmaktadır. Oysaki iş cinayetlerinin olası kasıt ile sermayaderlarının yargılanmasının önünü açılması ve ağırlaştırılmış hapis cezalarının uygulanması gerekmektedir. Sadece adalatin tecellisi değil aynı zamanda sermayenin bugünkü mücadelesine ve tahhakküme karşı emek mücadelesi için sendikalar, emekten yana partiler, yeni toplumsal muhalafet insiyatifleri vs. top yekün olarak iş cinayetlerini bitirmek için yaşama hakkı için direnmek, güç birliği oluşturmamız önceliğimiz olmalıdır.