İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi: 'MESEM adı altında çocuk işçiliği meşrulaşıyor'

Rapor Linki..

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin 23 Nisan özel yayını, Türkiye’de çocuk işçiliğinin giderek ağırlaşan tablosunu gözler önüne serdi. “Çocuk İşçiliği ve MESEM” başlıklı raporda, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştırdığı belirtilerek, 2024 yılı itibarıyla 15-17 yaş arası her dört çocuktan birinin (yüzde 24,9) işgücüne katıldığı son 13 yılda en az 836 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği belirtildi.

İstanbul Barosu’na bağlı 34 yazarın katkı sunduğu 300 sayfalık kapsamlı yayın, çocuk işçiliğini yalnızca bir istihdam sorunu olmaktan çıkararak “yapısal bir istismar alanı” olduğu vurgulanarak 2016’dan itibaren yaygınlaştırılan MESEM modelini mercek altına aldı.

“Çocuklar erken yaşta emek piyasasının insafına bırakılıyor”
Rapora göre, haftanın 4 gününü işyerinde, sadece 1 gününü okulda geçiren MESEM öğrencilerinin, “stajyer” statüsünde asgari ücretin yalnızca yüzde 30’u gibi sembolik bir ücretle çalıştırıldığı belirtildi. Av. Yelda Koçak Urfa’nın “Çocukluğu Çalınan Çocuklar” başlıklı makalesinde, “Bu model, eğitim ile çalışma arasındaki sınırı kaldırarak çocukları erken yaşta emek piyasasının insafına bırakıyor. MESEM’ler kapatılmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Resmi verilerin durumun vahametini gizlediğine dikkat çekilen raporda, TÜİK verilerine göre 2024’te 970 bin çocuk kayıtlı işçi olarak görünürken, MESEM’lerdeki 504 bin öğrenci de eklendiğinde çocuk işçi sayısının 1,5 milyonu aştığı belirtildi.

Raporun asıl çarpıcı verileri İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin tespitlerine dayandırılıyor: Son 13 yılda en az 836 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2025 yılında bu sayı 94 olarak kayıtlara geçti. Bu ölümlerden 18’i doğrudan MESEM’lerde çalışırken meydana geldi.

Hizmet sektörü ve cinsel sömürü tehlikesi
Raporun hizmet sektöründe çalıştırılan çocukların karşılaştığı risklere ayrılan Av. Fırat Çiçek ve Av. Ezgi Başyazıcıoğlu’nun hazırladığı bölümde, Jeffrey Epstein belgeleri ve Ankara’daki pavyon vakalarına atıfla, çocukların masaj salonları, oteller ve eğlence mekanlarında cinsel sömürünün hedefi haline geldiği belirtiliyor. Yazarlar, “Bu dosyalara ‘fuhuş operasyonu’ olarak bakmak sorunu derinleştiriyor. Çocuk, çalışan olduğu için cinsel istismara maruz kaldığında suç vasfı değişmemeli, TCK’nın 103. maddesi (Çocuğun cinsel istismarı) devreye sokulmalıdır” uyarısında bulunuyor.

"MESEM modeline derhal son verilmeli"
Baro Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, takdim yazısında “Özgür ve Eşit Çocuklar” vurgusu yaparken, Prof. Dr. Songül Sallan Gül ise makalesinde MESEM’lerin yoksul aileler için bir “fırsat” değil, “zorunluluk” olduğunu dile getirdi: “Çocukların okulda kalmasını sağlayacak sosyal yardımlar kesilince, aileler çocuklarını asgari ücretin üçte birine çalışmaya mecbur kalıyor.”

Raporun sonuç bölümünde şu talepler sıralandı;

  • “MESEM modeline derhal son verilmeli, çocuklar örgün ve bilimsel eğitime yönlendirilmelidir.
  • İş denetimleri artırılmalı, özellikle tarım ve hizmet sektöründe çalışan çocukların tespiti için mobil ekipler oluşturulmalıdır.
  • Cezalar caydırıcı hale getirilmeli, çocuk işçi ölümlerinde “taksir” indirimi uygulanmamalı, “olası kast” hükümleri devreye sokulmalıdır.
  • Dijital mecralardaki çocuk işçiliği (Kidfluencer’lar) yasal düzenlemeye kavuşturulmalı, gelirlerinin bir kısmı çocuk adına bloke edilmelidir.

Elif Turgut / Evrensel