Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin 4’üncü kısmında yapımı süren Mitsubishi Yeni Isı Pompa Fabrikası’nda 2 Şubat 2024’te meydana gelen ve işçiler Ali Baba Gökalp ile Zülfü Yıldız’ın yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin davanın 4. duruşması Manisa Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada, ana firma ve taşeron firmadan herhangi bir sanık ya da sorumlunun yer almaması dikkat çekti. Aileler ve avukatlar, sorumluların yargı önüne çıkarılmamasına tepki gösterdi.
“Karşımızda tek bir sorumlu göremiyoruz”
Hayatını kaybeden işçi Zülfü Yıldız’ın eşi Gülay Yıldız, yaşananların bir “kaza” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, “Bu iş kazası değil, göz göre göre cinayettir. Eniştem de eşim de ‘imdat’ diyerek, çığlıklarla can verdi. Üzerlerine kepçelerle kum döküldü. Kepçeyi kullananlar ‘haberimiz yoktu’ diyor. Benim istediğim tek şey adaletin yerini bulması” dedi.
Ali Baba Gökalp’in eşi Nuriye Gökalp ise olay yerinde hiçbir acil müdahalede bulunulmadığını vurgulayarak, “Bu bir iş kazası olsaydı bir müdahale olurdu, yangın tüpü olurdu. Bu bir cinayet. Bize bunu yaşatanlar cezasını çeksin istiyoruz. Karşımızda tek bir sorumlu göremiyoruz. Neden hesap vermiyorlar? Annesi kilometrelerce yoldan geliyor, mahkemede dinlenmiyor” ifadelerini kullandı.
Ailelerin avukatı Özgür Metin dosyadaki eksiklere dikkat çekerek olay yerinde keşif yapılmasını talep etti. Metin, daha önce dinlenen tanıklar Erdoğan Ergün ve Ali Gökalp’in keşif sırasında yeniden dinlenmesini isterken, bilirkişi incelemesinin hem Dekons firması hem de Mitsubishi firması açısından kusur yönünden genişletilmesi gerektiğini ifade etti.
İş cinayetinde tesbir olarak ‘WhatsApp grubu kuruldu’ savunması
Öte yandan sanık müdafi, iş yerinde kurulan bir WhatsApp grubunu “iş güvenliği tedbiri” olarak savundu. Müdafi, “WhatsApp grubu kurulmuş ve sıcak çalışma yapılmaması konusunda çalışanlar uyarılmıştır. Dolayısıyla kusur bulunmamaktadır” savunmasında bulundu.
Aileler ve avukatlar ise bu savunmanın, iş yerindeki somut güvenlik önlemlerinin yokluğunu örtmeye yönelik olduğunu belirterek, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması taleplerini yineledi.
Ara karar: Keşif talebi reddedildi
Mahkeme ara kararında, dosyanın bilirkişiye gönderilerek rapor aldırılmasına hükmederken, olay yerinde keşif yapılması yönündeki talebi reddetti. Duruşma 16 Haziran tarihine ertelendi.
“Keşif talebimizin reddedilmesinin hukuken açıklanabilir bir yönü yok”
Duruşma sonrası Manisa Adliyesi önünde açıklama yapan avukat Özgür Metin, olayın aydınlatılması için keşif yapılması talebinin mahkemece reddedildiğini belirterek, “Dördüncü celsede olayın meydana geldiği yerde keşif yapılması yönünde talebimiz oldu. Ancak mahkeme bu talebi kabul etmedi. Keşif talebinin reddedilmesinin hukuken açıklanabilir bir yönü olduğunu düşünmüyorum. Bu tür davalarda olayın tam olarak aydınlatılabilmesi için keşif zorunludur. Buna rağmen mahkemece tarafımızca anlaşılamayan bir gerekçeyle reddedildi” dedi.
Metin, dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verildiğini ifade ederek, “Dosya kusur incelemesi yönünden bilirkişiye verildi. Bir sonraki duruşma 16 Haziran’da yapılacak. Bilirkişi raporunun gelmesi halinde dosyanın karara çıkma ihtimali var ya da yeniden süre verilme ihtimali bulunuyor. Biz tüm hukuki olanaklarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Taleplerimiz nettir: gerçek sorumluların yargılanması ve tüm hukuki hükümlerinin uygulanması” ifadelerini kullandı.
“Denetim görevini yerine getirmeyen kamu kurumları da sorumludur”
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ise davanın iş cinayetlerindeki yapısal sorunları ortaya koyduğunu belirterek, “Rutine dönüşen bir iş cinayeti davası görüldü. Yine tanık yoktu, tanıksız bir duruşmaydı. Ailelerin ‘karşımda sorumlu yok’ serzenişi aslında bu davanın özeti. Usta başına sorumluluğu yıkarak kurtulma çabası var. Oysa ana firma da taşeron firmalar da sorumludur. Denetim görevini yerine getirmeyen kamu kurumları da bu sorumluluğun içindedir” dedi.
Gürkan, savunmalara da tepki göstererek, “WhatsApp grubu vardı, uyarı yapıldı, yangın tüpü vardı gibi savunmalarla bu iş cinayetinin sorumluluğundan kurtulamazlar. Biz Zülfü Yıldız ve Ali Baba Gökalp için adalet arayışını sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’deki insanlık dışı çalışma koşullarını gösteren bir dava”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise davanın Türkiye’deki çalışma hayatının geldiği noktayı gösterdiğini belirterek, “Burada sadece Yıldız ve Gökalp ailelerinin değil, Türkiye’deki tüm çalışma hayatının ne kadar insanlık dışı olduğunu gösteren bir dava görüyoruz. Şirketlerin birbirine suç attığı, sorumluluğun sürekli dağıtıldığı bir tablo var” dedi.
Akın, adalet ve yaşam hakkına vurgu yaparak, “İnsanlığın değerinin sıfıra indiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu davayı başından beri takip ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Eğer birlikte mücadele etmezsek bu yaşananların herkese yaşanma ihtimali vardır. Dayanışma ve ortak mücadele artık zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
“Yasaları yapanlar dahi uygulamıyor”
SES Manisa Şube Başkanı Figen Pehlivan da iş cinayetlerinin sıradanlaştığını belirterek, “Manisa’da her gün bir iş kazası ya da iş cinayeti yaşanıyor. 6331 sayılı yasa var ama uygulanmıyor. Yasayı yapanlar bile uygulamıyor. Hakimlerin, hukukçuların uygulamadığı bir sistemle karşı karşıyayız” dedi.
Pehlivan, yaşanan acıların büyüklüğüne dikkat çekerek, “Bir annenin, bir eşin, bir çocuğun yaşadığı travmayı soğumuş yürekler anlayamıyor. Hakimlerin bu feryadı bastırdığı bir dava görüyoruz. Bu artık son iş cinayeti olsun istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bir başkası daha bunları yaşasın istemiyorum”
Duruşma sonrası adliye önünde konuşan hayatını kaybeden işçi Zülfü Yıldız’ın eşi Nuriye Gökalp, destek çağrısında bulunarak, “Yanımızda olan herkese çok teşekkür ediyorum. Ama herkes bize destek çıkmalı. Lütfen bize destek çıkın. Biz bu iş cinayetini yaşadık ama başkası yaşasın istemiyorum” dedi.
Gökalp, yaşadığı acının günlük hayatını da etkilediğini belirterek, “Akşam saat altı olduğunda kapıya bakıyorum. Acaba eşim gelecek mi diye büyük bir heyecanla gidiyorum ama yok. Ben yaşadım, başkası yaşamasın istiyorum. Lütfen artık son olsun bu iş cinayetleri” ifadelerini kullandı.
“Çiğli’de yaşanan iş cinayetini duyunca başa döndüm”
Güllü Yıldız ise olayın ardından yaşanan başka iş kazalarına da dikkat çekerek, “Bir işçi arkadaş kamyonetle birlikte lağımın içine düşüyor, 24 saat sonra aile kendi imkanlarıyla çıkarıyor. Bunları duyunca tekrar başa dönüyorum. İçim yanıyor, yıprandık, çöktük” dedi.
Yıldız, fabrikanın güvenlik koşullarına tepki göstererek, “İş güvenliği diyorlar ama ne yangın söndürme sistemi var ne doğru düzgün ekipman. Gittiniz dandik bir yangın tüpü koyup getirdiniz. Biz eşlerimizi, hayatımızı kaybettik. Mitsubishi firması da taşeron firmalar da sorumludur. Bunlar oraya kendileri gitmedi, siz gönderdiniz, siz çalıştırdınız. Biz sadece adalet istiyoruz. Başka hiçbir şey istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
