Çuval üretimi dendiğinde aklımıza, tekstil ürünlerinin parçası olan kalın ipliklerle dokunan hantal boyutlu çuvallar gelir. Oysa günümüzde çuvallar, endüstriyel ürünlerin taşınması, paketlenmesi için esnek ve dayanıklı olarak üretilir. Esnekliği ve dayanıklığı artıran ise petrol türevli maddelerle üretilmesidir. Böylesi bir çuval fabrikası olan Greif Sunjüt firması ironiktir –artık memelekette hiçbir şey şaşıtıcı değil-, işkolu olarak tekstil işkolunda yer alırken tehlikeli kimyasallar içeren petro-kimya sektörü dışında kalır.
***
1877 yılında kurulan Greif Şirketi, ABD menşeli çok uluslu küresel bir şirkettir. Greif Şiketi Avrupa, Kuzey Amerika, Latin Amerika ve Asya bölgelerinde 50’den fazla ülkede yer alırken, 15.000’den fazla çalışana sahiptir. Ürünleri kimya, petro-kimya, gıda, ilaç, tarım ve maden sektöründe yer alan büyük firmalar tarafından kullanılır. Küreselleşme rüzgârının sert esmeğe başladığı 1980’li yıllarda küresel rekabet için en az maliyetli üretimin başat olmasıyla doğrudan yatırım faaliyeleri hızlanır ve firmalar, maliyetin en düşük olduğu yerlere, bölgelere saçılmaya ve yayılmaya başlar. 2000’li yıllarda küresel krizin derinleşmesi, rekabetin çetinleşmeye başlaması, canlı emek maliyetini en aza indirme çabası, rekabet dışı kalmamanın kuralı olur.
***
Greif Şirketi, 2010 yılında Türkiye’de Ünsa ve Sunjüt firmasıyla birlikte taşeron (firma içindeki parça işlerin yapımını üstlenen) ve fason (firma dışında parça işlerin yapımını üstlenen) firmaları satın alır. Greif Sunjüt fabrikasının biri Esenyurt-Hadımköy’de, diğeri ise Ümraniye-Dudullu’dadır. Hadımköyde’ki fabrikada 1500 işçinin 500’ü kadrolu iken 44 taşeron firmaya bağlı çalışan 1000 işçi bulunur. Dudullu’da 190 kadrolu 700 işçi ise taşeron firmalara bağlı olarak çalışır. Ayrıştırılan statüler örgütlenmede engel yaratırken işçiler arasında özlük ve sosyal haklar bakımından eşitsizlik derinleşmeye başlar.
***
Hadımköy’deki fabrikada işçiler mücadele edebilmek için işçi komiteleri kurarlar ve Devrimci İşçi Sendikası Konfedersyonu’na (DİSK) bağlı Tekstil-İş’de örgütlenmeye başlar. Örgütlenme çalışması yapılırken bir işçi, firma tarafından daralma politikası denilerek işten çıkartılır. İşçiler “örgütlenmemizi engellenmek için bahane yaratılıyor” diyerek fabrikada üretimi durdurur ve 8 saatin sonunda işçi tekrar işe alınır. Bu kazanım, örgütlenmeyi hızlandırır, kadrolu ve taşeronlara bağlı işçiler birlikte örgütlenir. Kasım 2013’de yetkisini alan sendika, Greif Sunjüt firmasıyla toplu iş sözleşmesi pazarlık sürecine başlar. Ancak pazarlık sürecinin uzaması, çalışma koşullarına ilişkin 10 maddede firmanın uzlaşmaması, taşeronluk mekanizmasının devamlılığında israrcı talebinin olması; işçiler 10 Şubat 2014’de Hadımköy’deki fabrikayı işgal ederler. Dudullu’daki fabrikada ise direniş başlar. İşgal ve direniş bugün 17’inci gününde…
***
Hadımköy’deki fabrikada yaklaşık 150 kadın işçi çalışır ve işgal edenler arasında kadın işçiler de yer alır. Geçen hafta bu köşede yer verdiğim iş cinayeti sonucunda yaşamını kaybeden Satıye Gür’ün anısına atfedilen Çerkezköy’de düzenlenen İSİG Kadın Meclisi’nin 2. Çalıştayına Greif’de işgalde yer alan iki kadın arkadaşımız katıldı. Ortaklaştığımız paylaşımları oldukça önemliydi: “Asgari ücretle geçinemiyoruz. Tozlu ortamda çok uzun saatler çalışıyoruz. Çocuklarımıza ve ailemize zaman ayıramıyoruz. Kreş istiyoruz. Taşeronda çalışmak istemiyoruz. Yasalarda olan hakkımızı istiyoruz. İnsanca ve onurumuzla yaşamak istiyoruz. Biz kadınlar direnebileceğimiz kadar değil, sonuna kadar direnmeye kararlıyız!” Derken, ortak mücadelenin gücü; kazanımlarımızı belirleyeceğini, unutmamamız gerektiğini söylüyor…