Kapitalizmin genetik hastalığı

Kapitalist sistemin doğası gereği sürekli kriz içinde yaşadığını ifade eden Önder, ama yaşananların görünür olması durumunda ise bunun bir kriz olarak algılandığını söyledi. Kapitalizmde üretimin hiçbir zaman amaca göre yapılmadığını, sadece kâr etmeye ve sermaye birikimine yönelik üretim anlayışının olduğunu kaydeden Önder, ortaya çıkan ürünün satılması için geniş bir piyasaya ihtiyaç duyulduğunu, genel olarak piyasaların daralması durumda ise krizlerin ortaya çıktığını söyledi. Piyasaların daralması durumda verilen kredilerle yeniden piyasaların genişletilmeye başlandığını ve bu kredilerin ise yüksek faizlerle geri alındığını ve bunun kronik bir şekilde devam ettiğini belirten Önder, “Bu, bazı ülkelerdeki deprem gerçeğine benzer, sallanır geçer, ama sürekli devam eder, kroniktir” dedi. ABD ve AB ekonomilerinin şu an krizden kurtulmanın yollarını aradığına da dikkat çeken Önder, bu krizin de 2008’de yaşanan kriz gibi aşılabileceğini, çünkü kapitalizmin doğası gereği yaşanan krizlerin geçici çözümlerle geçiştirilebileceği, fakat bunun bir sonunun olmadığını kaydetti. Önder, “Bugün de bu süreç kurtarılabilir. Bir yolu bulunur. Bankalar bize biraz kamçı vururlar. Amerika yaptı bunu. Bu kadar açılmayın dedi. Ama yine başlar yeniden. Yaramazlık yapan çoğun babası tarafından uyarılması gibi. Çünkü bu kapitalist sistemin doğasında olan bir durumdur. Kanun çıkartılır, kemer sıkma politikası uygulanır, düzeltilir yine başlar. Kanser de tedavi edilir ama sonunda öldürüyor. İşte kriz böyle bir hastalıktır. Kriz denildiğinde kapitalizmin bünyesine bakmak lazım. Bir insan vücudu nasıl çalışıyorsa, kapitalist sistem de o şekilde işliyor. Kapitalizm kendi kendine ölüme gidiyor bu doğru. Kendi dinamikleriyle gerçekten ölüme gidiyor. Yani kapitalizmin doğal sonucudur bu. Koskoca Amerika Beyaz Saray’da açığı nasıl kapatırız diye tartışıyor. Hani dünyanın en büyük ekonomisiydi” dedi.

Teğet geçmeyecek

Dünya piyasalarını etkilemeye başlayan krizin Türkiye’ye olası etkilerini de değerlendiren Önder, yaşanan küresel krizden Türkiye’nin etkilenmemesinin mümkün olmadığını söyledi. Ekonomilerin küreselleştiğini ve böylesi bir ortamda yaşanan bir krizden ülke ekonomilerinin etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Önder, Başbakan Erdoğan’ın kriz karşısında yaptığı açıklamaları ise eleştirdi. Önder, “Teğet sözü hoş olmayan bir sözdür. Bu kriz doğa olarak Türkiye’den çıkan bir kriz değildir, ama kaçınılmaz olarak da Türkiye’yi etkileyecek bir krizdir. Çünkü ekonomiler küreselleşti ki küreselleşmemesi durumunda dahi etkileyebilirdi. Çünkü hiçbir ekonomi kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana yapılan ihracattan etkilenmemiş değildir. Hem aynı suda yüzen balıksın hem de bu su beni etkilemez diyorsun. Akla mantığa aykırı bir açıklamadır” diye konuştu. Yeni başlayan ekonomik krizin Türkiye’yi de birkaç noktada etkileyeceğini ifade eden Önder, bunlardan ilkinin ise faizlerin yükselmesi olacağını söyledi. Bir önceki krizde olduğu gibi dış kaynak, sıcak para girişini sağlamak için faizlerin yükseltileceğini, faizlerin yükselmesi ile başlayacak olan etkinin fiyatlara ve vergilere de yansıyacağını vurgulayan Önder, bunun da tüm yurttaşlar için maliyet anlamına geleceğini ve böylesi bir etkinin de yaşanacağını belirtti.

Fatura yurttaşlara kesilecek

AKP hükümetinin kendine güvenen açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Önder, Türkiye’nin dışarıdan ekonomiye giren sıcak para ile ayakta durduğunu ve bunun da sanal bir büyüme yarattığını ve hükümetin kendine güvenen söyleminin de bundan kaynaklı olabileceğini belirtti. 2009 yılında olduğu gibi AKP hükümeti tarafından 16 milyar dolarlık kaynağı belli olmayan sıcak para girişi gibi durumların da yaşanabileceğini kaydeden Böylesi yönetmelerin hükümet tarafından devreye konulabileceğini ifade eden Önder, hükümetin dış kaynak kullanarak dış borcu büyüttüğünü, fakat içeride faizi yüksek tutarak özel sektörün dışarıdan borç almasının yolunu açtığını, bu yolla da özel sektörün borcunun yüksek, hükümetin borcunun ise düşük göründüğünü vurguladı. Önder, “Bu borçlanma gittiği yere kadar gider ama borç büyüyor sonuçta. Hükümetin borcu az görünüyor ama özel sektörün borcu çok fazla. İçeride faizi yüksek tutarak özel sektörün dışarıdan borç almasının yolunu açtı. Peki, özel sektör bu borcu ödeyemediği zaman ne olacak? 2000 yılında olduğu gibi devlete baskı yapılar ve bu borç sizindir denilir. Böyle bir durumda da fatura yurttaşlara kesilmiş olur” dedi.

Çağdaş Kaplan / İstanbul - DİHA

" /> İzzettin Önder: Kriz bu kez teğet geçmeyecek - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

İzzettin Önder: Kriz bu kez teğet geçmeyecek

Dünya ekonomisi, 2008’de yaşadığı küresel ekonomik krizin ardından Yunanistan ile başlayan Portekiz, İspanya gibi Avrupa ülkeleriyle devam eden ekonomik krizle karşı karşıya. ABD’deki borç açığının büyümesi, Yunanistan’da hükümetin IMF ve Dünya Bankası politikaları doğrultusunda uygulamaya koyduğu kemer sıkma politikaları ve ekonominin çökeceği söylentileri daha şimdiden tüm dünya borsalarını etkiledi. Piyasalardaki resesyon (durgunluk) ve endişe ile 2.5 trilyon dolar değer kaybeden dünya borsaları, ABD’nin istihdam verileri ile geçici olarak soluk almaya çalışsa da Avrupa borsalarında yaşanan depremi engelleyemiyor. Dünya batağa giderken Türkiye’de hükümet yetkilileri ise kendine güvenen açıklamalar ile dikkat çekiyor. İktisatçı Prof. Dr. İzzetin Önder, dünya ekonomisinde yaşanan krizin nedenlerini ve Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi.