Dünya Sağlık Örgütü'nü (DSÖ) acil olarak insan sağlığı için uyarıyoruz

1-Elimizde 2006 yılına ait Çeşme, Karaburun ve Urla'nın ortak denizi Gerence'den "Orkinos ve Balık Çiftlikleri kaynaklı çiftlik ve deniz sahillerinden alınan su numunelerinin deniz suyu kirlilik parametrelerini aştığına" dair rapor mevcut.

2-Yıl 2011 tam 5 yıl geçmiş bu kirlilik raporu üzerinden.(5 yıl önce deniz kirliyken şimdi durumun nasıl vahim olduğunu siz düşünün)

3-Bu geçen 5 yıl içinde "kirlilik yönetmeliği değiştirildi" ve uzmanlarımızın açıklamalarına göre "deniz suyu lağım gibi olsa" dahi "su temiz" denecek şeklinde.

4-Son olarak ünlü Balet Sayın Tan Sağtürk ve yakın arkadaşı dalgıç Sayın Melih Deren Gerence Koyu dahil Balık Çiftliklerinin olduğu yerlere araştırma ve gözlem için daldılar.(Tan Sağtürk ve Melih Deren'den Balık Çiftlikleri kafes altı deniz dibi görüntülerini bekliyoruz)

5-Sonuç: Deniz içinde katil Yosunlar dahil, erişteler dahi ölmüş yok olmuş, doğal deniz balıkları yok denecek haldeler ve bu denizlerde dip balıklarının tutulup yenilmesi çok sakıncalı ve Balık çiftlikleri kafes altlarında deniz suyu görüş mesafesi 2-3 metre olup kafeslerden uzaklaştıkça görüş mesafesi git gide açılmaktadır, diye açıkladılar.(kirlilik ve virüsler 100-150 km denizlerde yayılıyorlar)

6-Bölgede Profesyonel olarak Balıkçılık yapan ve su ürünleri Kooperatifine kayıtlı Balıkçı (H) bizi buldu ve "Ümit Bey biz bittik Balık Çiftlikleri yüzünden Çeşme Yarımadası'nda tutacak balık kalmadı. Lütfen bilhassa Gerence'de yüzen insanları uyarın! Yoğun Balık Çiftlikleri yüzünden hastalanmasınlar" diye uyardı.

7-Bir başka Balık Çiftliğinde çalışan işçi "bakın ellerime, balıklara yem atmaktan böyle hastalık kaptım, bir türlü geçmiyor" dedi.(Bu işçinin hangi çiftlikte çalıştığını açıklayamıyoruz)

8-Çeşme Yarımadası'ndaki Balık Çiftlikleri üretim balıklarına kirlilikten hastalanıp ölmesinler diye çok çeşitli insana verilen Antibiyotiğin tam 200 katı ilaç verildiği ayrıca aşılar yaptırıldığını biliyoruz. (plastik iple asılan aşı şişeleri lodosla karaya vuruyor elimizde mevcut. Hatta içinde yarım aşı olan şişeleri Platform üyemiz Veteriner Hekim Yekta Ünsal, canlılara zarar vermesin diye aldı)

9-Çeşme Yarımadası'nda sürdürdüğümüz Balık Çiftlikleri mücadelemizde ve eylemlerimizde hep yanımızda olan ve Hukuk mücadelesi de veren Yazlık Siteler, sesizce mücadeleyi bıraktılar. (gelen bilgiler bu sitelerdeki yönetimleri tek tek dolaşan Balık Çiftlikleri sahipleri bir şekilde eylemlere ve açıklamalara hatta Mahkeme davalarının sonlandırılması için onları razı etmişler, kısaca "satın" almışlardır. Ancak bu siteler ve yönetimler içinde Balık Çiftliklerine teslim olmayan ve insanları satmayan şerefli, onurlu ve yürekli yönetimlerin olduğunu, bizlere yaptığımız mücadelede hep yanımızda olmaya devam etmekte olduklarını bir daha açıklayayım. O onurlu Yazlık Site Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleriyle her zaman gurur duyuyoruz ve "iyi ki varsınız, insanları ve çevreyi satmadınız" diyoruz)

10-Son günlerde Çeşme Yarımadası plajlarında bilhassa Balık Çiftliklerine yakın yerlerde denize giren çocukların ateşlenerek hastanelik oldukları ihbarları yağmaktadır.Bu çok sayıda vakada bölgede sağlık hizmetleri ve hastaneler olmadığı için insanlar Yarımada'yı terk edip şehire dönüp doktora ve hastanelere gitmektedirler.

11-Bundan 4 yıl önce İltur Sitesi'nde Balık Çiftlikleri eyleminde elimde mikrofon konuşurken 1 bayan ve 2 genç yanıma geldiler. Bu bayan ve gençlerin yüzleri, vücutları yaralar içindeydi.Mikrofonla konuşmak istediler ve "Karareis sahilinde denize girdiklerini yoğun kirli köpükler içinde kalıp bu hale geldiklerini" açıkladılar. (denizi temizleyen biri olmadığına göre "Balık Gribi" bölgede kol geziyor demektir)

12-Biz durumu bilenler denize girmeyi bırakın oruçlu ağzımla "daha ayağımızı dahi bu virüs kaynayan denizlere sokmadık" diyorum.

13-Bu denizlerde üretimi yapılan Balık Çiftlikleri üretim balıkları zaman zaman toptan ölmekte ve verdikleri 3 çeşit Antibiyotik dahi o balıkları kurtaramamaktadır. Bu ölümleri bana açıklayan Jandarma Komutanı "gazeteciye niye bilgi veriyorsun?" diye hakkında soruşturma yapılıp, bölgeden başka yerlere tayini çıkarılmıştır.(Bu ölen binlerce ton balık virüslerden öldüğü için derin kuyular açılıp kireçlenip gömüleceği yerde soğuk hava kamyonlarına yüklenip bilinmeyen satış noktalarına gönderilmektedir)

14-Ürettikleri balıkları toptan ölen balık çiftliğini resmi yetkililere bildirdiğimizde her yer duvar olmakta ve kimse bize dönmemektedir.

15-Deniz kirliliği yönetmeliği Balık Çiftliklerini rahatsız etmesin diye değiştirilen şekli ile su numuneleri alınıp ilgili üniversitenin su ürünlerine tahlil için gönderilmekte ve "ayranımız ekşi" diye aksini ispatlayacak raporlar kesinlikle çıkmamaktadır.(bu fakültelerden mezun olanlar ile üniversite çalışanları hep arkadaşlar)

16-Çeşme ve daha önce Balık çiftlikleri üretim alanı olduğu için kirlenen ve yok olan denizlerde "deniz dibinden su numuneleri kirliliğin devasa boyutlarını net ortaya çıkaracağı" için kesinlikle alınmamaktadır.

17-Orkinos ve Balık Çiftliği olan bölgelerde deniz kirliliği devasa artmakta ve doğal balıklar ve deniz dibi ekosisteminde yer alan bitkiler dahil flora, fauna bu bölgelerde tarihe karışmış bulunmaktadır.

18-Çok kuvvetli akıntıların ve okyanus gibi akıntı ile gel-gitlerin kesinlikle olmadığı Çeşme Yarımadası denizleri ölmüş ve ölmekte can çekişmekte olup, bu kirlenen denizler eğer çok büyük bir proje ile deniz diplerindeki yüzbinlerce ton kirli yem ve dışkılar temizlenmez ise deniz kendi kendini 100 yılda temizleyemeyecek durumdadır.

Balık Çiftliklerindeki Dünya Standardı: İNSAN YAŞAMAYAN YERLERDE, 100-200 METRE ÇOK KUVVETLİ AKINTI ALAN DENİZLERDE KURULACAKLAR VE 2 YILDA BİR YER DEĞİŞTİRECEKLER ŞEKLİNDEDİR.

Bizde en güzel doğal koylarda kurulmuş ve kuruldukları yerlerde balıkları öldükçe yer değiştirip yeni yeni koyları kirletmeye devam etmek ve insan sağlığına aykırı hareket etmektedirler.

Resmi makamların göz yummaları neticesinde tam 4 milyon üretim balığını Milas Güllük koylarında öldüklerini ve ölümleri araştırmaya, yeni kurulacak deniz alanlarını tesbite giden TBMM Çevre Komisyonu üyelerinin resmi otobüslerine "avanta Çipura Balıkları" yüklediklerini tüm görsel ve yazılı basından izlediniz.

19-Denizlerimizin kirliliğe karşı korunmasında tek yetkili olan "Sahil Güvenlik'in bu yetkisi denizlerimizi devasa kirleten Balık Çiftliklerinde kaldırılmıştır" Sahil Güvenlik'e görev  yetkisi verilse sahillerimizde tek bir Balık Çiftliği dahi kurulamayacak ve denizlerimiz kirlenmeyecek doğal hali ile kalacaktı.
İşte bu yukarıdaki açıklamamızda değindiğimiz insan ve canlı yaşamın sağlığını büyük tehdit eden ve resmi makamlarca uyarılarımıza rağmen hiçbir girişim yapılamyan devasa kirlenen Çeşme Yarımadası plajlarında denize giren insanlarımız büyük risk almakta olup, elimizden başka birşey gelmediği için son olarak Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) acil çağrı yapıyor ve "gelin tarafsızca bu deniz kirliliklerini inceleyin ve insanlar üzerindeki hasarları ve bağışıklıklarını sorgulayın rapor yazın" diyoruz.

Lütfen bahsettiğimiz deniz kirliliğine dikkat edin ve kendinizin, ailenizin ve yakınlarınızın sağlığını koruyun, kollayın diyoruz.

Yarımada Çevre Platformu

Haber Analiz