Öngel: İşsizlik fonu kıdem gaspına malzeme yapılıyor - F. Serkan Öngel ile söyleşi

Kızıl Bayrak

Uzun yıllardır sermaye sınıfının üzerinde hesaplar yaptığı kıdem tazminatının gaspı planı, AKP’nin yeni hükümet programında kendisine ‘ön sıralardan’ yer buldu. 2009 yılında hazırlanan “Ulusal İstihdam Strateji”sinin de temel hedeflerinden olan bu saldırı için düğmeye basılmış durumda. Kıdem tazminatının fona devredilmesiyle ilgili son gelişme ise, 670 lira olan işsizlik maaşının üst sınırının 1256 liraya çıkartılması.
 
Burjuva medya tarafından “İşsizlere büyük müjde, işsizlik maaşları yükselecek" başlıklarıyla pazarlanan aldatmacaya ve sermayenin önüne koyduğu saldırı hamlelerine ilişkin Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Enstitüsü Müdürü F. Serkan Öngel ile görüştük.

Öngel: AKP, toplumsal tepkinin sinyallerini aldı

Fonun kullanımıyla ilgili ortaya atılanları “AKP hükümetinin ciddi bir toplumsal tepkinin sinyallerini almış olmasına” bağlayan Öngel, bu söylemlerin arkasında yatan amacı şöyle özetledi: 

“Kıdem tazmitanı, Ulusal İstihdam Strateji Belgesi diye kamuoyuna yansıyan saldırının en belirgin hususlarından birini oluşturuyor. Esneklikle ilgili düzenlemelerin de anahtar unsurlarından biri durumunda. Çünkü esnekliğin çeşitleri var. Özellikle 'istihdamda esneklik' dendiğinde işverenler kolayca işten çıkartmayı anlıyor. Hükümet de bunu çok kararlı bir biçimde hayata geçirme arzusunda. Burada toplumsal anlamda çok ciddi destek sağlayabileceği bir taban arayışı var. Bu taban arayışının da temel unsurlarından biri belki de uzun zamandan beri aksayan, yürümeyen ve çözülmesi gereken bir boyutunu, yani bu fonun gerçek anlamıyla işsizlerin faydalanabileceği bir biçimde hayata geçirilmesi noktasıdır. Dolayısıyla aslında bunu bir pazarlık unsuru ya da bu acı reçeteyi içirirken zaten daha önce yapılması gereken düzenlemeyi, toplumsal destek sağlamak için bir araç olarak kullanıyorlar. İşsizlik fonunda biriken para ve işsizlerin bundan yararlanamama hali dönem olarak da kıdem tazminatıyla beraber gündeme getiriliyor. Bu konuda, bu şekilde bir söylemin geliştiriliyor olmasının yegane nedeni, AKP hükümetinin ciddi bir toplumsal tepkinin sinyallerini almış olmasıdır. AKP hükümeti bu sinyalleri aldığı için aslında yeni birtakım düzenlemeleri kendi içinde konuşuyor ama kendi içinde de yine buna itirazlar çıkacaktır. Çünkü fon devasa bir fon ve hükümet bu fonu istediği gibi kullanabilecek. Böyle bir şeyden vazgeçecek ya da gerçekten işçiler lehine kullanacak bir mekanizmayı üretme konusunda ağır davranacaktır. Sunuluş biçimiyle de eksikleri olan bir unsur. İşsizlik fonu herhangi bir koşula bağlanmaksızın işsiz kalan herkese, kayıtlı işsizlerin hepsine ödenmesi gereken bir tutar olarak algılanmalı. Mevcut halinde ise, mevcut sistemi koruyan ve sadece çeşitli iyileştirmelerle, yararlanacağı kişilerin sayısını biraz daha arttırabilecek bir düzenlemeye gitmeyi tercih ediyorlar. Bu da niyeti ortaya koyuyor”

“İşsizlik fonunu pazarlık unsuru haline getirmeyi planlıyorlar”

İşsizlik fonunun 1999 yılında yasalaştığını ve 2002'de AKP'nin iktidara gelmesinden önce yürürlüğe girdiğini hatırlatan Öngel, fonun kıdem tazminatının kaldırılmasında bir pazarlık unsuru haline getirilmek istendiğine dikkat çekiyor. Öngel bu durumu şöyle anlattı:

“Bütün aksamalarına ve işsizlerin bundan yararlanamıyor olmasına rağmen (resmi olarak 165 bin işsiz var. Halbuki bu sayı 3 milyona yakındır) ciddi bir sorun alanı var. Bunu daha fazla taşıyabilecek bir durum da ortada yok. Sadece işsizlik fonundaki düzenlemeyi değil aynı zamanda sendikalar kanunundaki düzenlemeleri de aynı yasa çerçevesinde gündeme getireceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla önümüzdeki en önemli zorluklardan biri bunu nasıl sunacaklarıyla ilgili bir problemdir. İşsizlik fonunu da kıdem tazminatının kaldırılmasında bir pazarlık unsuru haline getirmeyi planlıyor olabilirler”.

Bütün işsizleri kapsayan bir düzenleme öngörülmüyor

Öngel, işsizlik maaşının üst sınırının 1256 liraya çıkartılması planını ise şöyle değerlendiriyor:

“Bugün tartışılan 1256 lira sadece üst sınırdır. Asgari ücretle çalışan bir kişi işsiz kaldığında daha fazla ücret almayacak. Zaten Sosyal Güvenlik Kurumu'na kayıtlı çalışanların yüzde 44'ü asgari ücretle çalışırken asgari ücretin çok az üzerinde alanları da bu orana dahil ettiğimizde bu oran yüzde 60'lara yaklaşıyor. Böyle bir düzenlemede bundan faydalanma oranı düşük olacaktır. Küçük bir iyileştirme yapılmış olacak ama bütün işsizlerin faydalanabileceği bir düzenleme zaten öngörülmüyor. Dediğim gibi, bu söylemleri, kıdem tazminatıyla bağlantılı olarak toplumsal destek sağlamak amacıyla kullanacakları da çok açıktır”