Muğla’da ölen yedi insan sadece işçi miydi? - Bülent Şık

Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Güllük beldesinde bulunan atık su arıtma tesisinde temizlik çalışmaları yaparken, ortamdaki metan gazından zehirlenen Mustafa Öztürk, Özcan Özkan, Fikret Özdemir, Hasan Özgür, Serkan Miral, Yüksel Kum ve Mevlüt Özbakır isimli işçiler hayatlarını kaybetti.

Gazete haberlerinde yedi işçinin öldüğünü okuyor ve yeterli düzeyde güvenlik tedbiri alınsaydı hiç biri ölmeyecek bu insanlar için üzülüyoruz. Yedi işçi öldü. İşçiler, bir işin yapılması için gereken unsurlardan biri midir sadece? Diğer unsurlar gibi kolayca ikame edilebilir, yerine yenisi konulabilir mi gerçekten? Hepsi bu mu?

Ama bu insanlar sadece işçi değildi. O yedi işçi birileri için bir baba, eş, evlat, kardeş, arkadaş… anlamına geliyordu. Ölümleri onlarla bu bağlar üzerinden ilişki kuran herkesi eksiltti.

Yapılan açıklamalara bakılırsa bu üzücü olaya “cinayet” demek daha doğru olurdu. Çünkü benzeri pek çok olayda olduğu gibi bu olayda da “iş sağlığı ve güvenliği”  konusunda ciddi ihmaller var. Bianet'e konuşan Kimya Mühendisleri Odası Muğla temsilcisi Adem Zeybekoğlu, ölen işçilerde gaz maskesi bulunmadığını söylemiş; Çevre Mühendisleri Odası da yaptığı açıklamada, kişisel koruyucu donanıma, gözlemci-operatör ilişkisine ve havalandırma sistemindeki eksikliklere dikkat çekmişti.

HER YER BİR İŞLETME OLSUN SAÇMALIĞI

Güllük Beldesinin bütün su ve kanalizasyon arıtma işleri taşeron firma Tepe-Akfen Su ve Kanalizasyon İşletmesi'ne 49 yıllığına kiralanmıştı. Yapılan açıklamalarda tesiste uygun baca ve havalandırma düzeneklerinin olmadığı, işletmenin kesin kabulü yapılmadan faaliyete geçirildiği belirtiliyor.

İçme suyu temini, temizlik, kanalizasyon ve atık su arıtımı gibi aslında birer kamu hizmeti olması gereken işlerin özelleştirilmesinin yanlışlığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Her türlü “faaliyet” saçma sapan bir “işletme mantığı” çerçevesinde bir “iş” olarak ele alınıyor. Saçma sapan diyorum çünkü hayatta “kâr” elde edilemeyecek, hatta bile bile zarar edilecek işler vardır. Ya da bir zamanlar vardı. Üstelik gerçekleşen iş kazalarının adli takibinin ne kadar düzgün yapıldığını, “olay” sonrasında neler olup bittiğini bilemiyoruz. Ama bu ülkede adaletin nadiren yerini bulduğunu biliyoruz. İş kazalarında yakınlarını yitiren işçilerin ailelerinin her ayın son pazar günü Galatasaray Lisesi önünde  “Vicdan ve Adalet Nöbeti” adı altında bir etkinlik düzenleyerek iş kazalarına dikkat çekmeye çalışması boşuna değil.  

İŞ KAZALARINI AZALTACAK ÖNLEMLERİN ALINMASI ERTELENİYOR

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin raporuna göre sadece mayıs ayında en az 114 işçi hayatını kaybetti. Buna rağmen bu ölümleri, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını engelleyebilecek yasal adımlar atılmıyor. Tam aksine geciktiriliyor.  Örneğin, şu an mecliste görüşülmesi beklenen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yapılacak değişiklik önerisi gibi.

14 Haziran 2013 tarih ve 361 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” içinde, 42. Maddede yer alan değişiklik önerisi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ilgili tarihlere yeni bir düzenleme getiriyor. Ancak yapılacak bu düzenleme tamamıyla işverenleri korumaya yönelik ve çalışanlar veya işçiler açısından hiçbir olumlu sonuç doğurmayacak. Tam aksine pek çok olumsuz sonuca yol açacağı rahatlıkla söylenebilir.

DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ NE GETİRİYOR

Öneride değişiklik yapılması istenen yerler şu şekilde yer alıyor (Koyu siyah yerler benim yorumlarım).  

MADDE 42- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 38’inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) 6 ve 7 nci maddeleri;
1) 4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç: kamu kurumları ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren dört yıl sonra, (Normalde 2014 yılı Temmuz ayında yürürlüğe girecekti öneri kabul edilirse 2016 olacak)
2) 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra, (Normalde 2013 yılı Temmuz ayında yürürlüğe girecekti, şimdi 2014 yılına erteleniyor)
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra," (Bu hüküm eskisi ile aynı)
 
Bu öneri ile ülkemizde iş kazalarının en çok görüldüğü tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfa giren iş kollarında yapılması gereken düzenlemeler erteleniyor.  6331 sayılı yasa ile bu işkollarında “risk analizi” yapılmasını ve analiz sonucu elde edilen bilgilere dayanarak işçilerin sağlığını ve güvenliğini garanti altına alacak koruyucu-önleyici faaliyetlerin yapılmasını, tehlike durumlarında nasıl davranılacağını belirten acil eylem planlarının hazırlanmasını ve tüm çalışanların periyodik olarak iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinden geçirilmesini zorunlu kılıyordu.  Bütün işyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi gibi uzman personel görev yapacaktı. Amaçlanan şey iş kazalarına neden olan faktörleri kaynağında ya da daha oluşmadan ortadan kaldırmaktı. Ancak yasanın yürürlüğe girme tarihinin ertelenmesi ile iş kazalarını gerçekten azaltacak çalışmaların yapılmış olması ötelenecek.
 

Yapılacak değişiklik ile kronik hastalıklara neden olan çeşitli toksik kimyasalların iş ortamlarında ve bu kimyasallara maruz kalan işçilerdeki maruziyet düzeylerinin ölçümü, izleme ve değerlendirilmesi de güme gidecek. Oysa meslek hastalıkların seyrinin izlenmesi için bu çalışmaların yapılması çok önem taşıyor.
 
PARA KAYBETMEKTENSE İŞÇİ KAYBETMEK

Her şey bir yana uygulamanın ertelenmesinin hiçbir makul gerekçesi yok gibi. Eğer yeterli sayıda iş sağlığı ve güvenliği uzmanı yok denilecekse bu doğru değil. Çünkü Çalışma Bakanlığı 2010 yılından bu yana sınavlar açıyor ve sınavı kazanan adaylara uzman olarak bu işi yapma lisansı veriyor. Sayı yetersiz ise o zaman daha sık aralıklarla sınavlar açıp uzman sayısı artırılabilir. Benim düşüncem, işyeri sahiplerinin işçi sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren alanlarda yapması gereken düzenlemelerin ek bir mali yük getirecek olması nedeniyle uygulama tarihinin ertelenmeye çalışıldığıdır.  

Eğer bu yasa değişikliği Mecliste kabul edilirse, önceki gün Muğla’da yedi işçinin hayatına mal olan (cinayet gibi) kazada olduğu gibi, alınacak basit önlemlerle kolayca önlenebilecek facialar olmaya devam edecektir.