Sayıları Türkiye'de 55 bini aşan İstanbul'da da Bilgi Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre 17 bini bulan motosikletli kuryelerin derdi çok ama bunlara çare arayan kurum yok. Kuryeler sorunlarını, geçirdikleri kazaların iş kazası yerine trafik kazası olarak değerlendirilmemesi, evraklarını ve ihtiyaçları olan malzemeleri taşımak için zorunlu bulundurdukları çantalara polislerin 72 TL para ceza yazması, gittikleri büyük alışveriş merkezlerinde ayrımcılığa uğramaları, taşeron firmaların ucuz maliyet göstererek işlerini ellerinden almaya başlaması şeklinde sıralıyor. “Artık ikinci sınıf vatandaş” muamelesi görmekten bıktıklarını söyleyen kuryeler, sorunlarının çözümü için Meclis'te ya yasa çalışması başlatılmasını, Türkiye Motosikletli Kuryeler Derneği'ne denetim yetkisi verilmesini istiyor. Türkiye Motosikletli Kuryeler Derneği’nin İstanbul’da yaptığı toplantıda, 16-17 yıldır, motosikletli kuryelik yapan dernek üyeleriyle konuştuk.
İŞ KAZASI SAYILMIYOR
Konuştuğumuz motosikletli kuryeler başlıca sorunlarından birini yaptıkları kazaların trafik cezası olarak değerlendirilmesi olarak gösterdi. 17 senedir kuryelik yapan 40 yaşındaki Orhan Akan, “Çalıştığım hiçbir firmada mesleğim kurye olarak geçmedi. İdari kadroda ofis boy vesaire gibi geçti. Yaptığım kazalar da trafik kazası şeklinde geçiştirildi” diyerek, her motosikletli kuryenin yaşadığı sorunu kendi örneği üzerinden özetledi. İstanbul'da 3 yıl önce geçirdiği kazadan dolayı tek kulağı sağır kalan 5 yıllık motosikletli kurye Sezer Toplu ise kendi başından geçen olayı, “Bir lokantaya çalışıyordum, karşı tarafın dikkatsizliği sonucu kaza geçirdim. Sol kulağım artık duymuyor, kaza iş kazası olarak da görülmedi” diye anlattı.
KAZA GEÇİREN İŞSİZ KALIYOR
15 yıllık motosikletli kurye Özgür Alıcı ise hemen her gün bir motosikletli kuryenin kaza geçirdiğini belirterek, “Kaza geçirmeyen kurye olamaz. Yüzde yetmişimiz de bu kazaların izlerini, ya bir yeri sakat olarak, ya da bir yerinde platin takılı olarak taşır. Her gün bir arkadaşımız kaza geçirmesine alıştık. Daha geçende arkadaşımız kaza geçirdi. Her yanı kırık, bir sol ayağı sağlam kaldı. Ölü gibi yatıyor hastanede” dedi. Alıcı, büyük kazalar geçirdiklerinde de işten atıldıklarına dikkat çekti, “Uzun süreli yatmaya neden olan kazalar geçirince de, kusura bakma denip, işten çıkarılıyoruz. Ekmeksiz kalıyoruz. Bahane de çok, iş kaybı, küçülmeye gitme gibi nedenler sıralanıyor. Tazminatı veriyorlar ama, mesele işsizlik. Sigortanı asgari ücretten gösterdiğinden en fazla 400 TL işsizlik parası alıyorsun, bir yerlerin alçıda ve çalışamıyorken. Bugün bu paraya kiralık ev yok.” Alıcı, SGK'nin kendileri için bu yönden çok önemli olduğunu ama şirketlerin sigorta primlerini eksik ödemesinden de şikayet olduklarını kaydetti. Motosikletin üzerinde sürekli rüzgar yediklerinden mesleki hastalık olarak tanımlanabilecek sağlık sorunları da yaşadıklarını söyleyen Alıcı, “Kuryelikten emekli olanlar bir elin parmağını geçmez. Ancak ölen çok. Yıpranma payıistiyoruz” diye konuştu. Alıcı ayrıca "Biz ikinci sınıf vatandaşlarız" diyerek, sigorta şirketlerinin motosikletli kuryelerin ne motosikletlerine kasko yaptığını ne de kendilerine ferdi kaza sigortası yaptığını kaydetti.
TAŞERON SORUNU
Motosikletli kuryelerin diğer sorunu ise taşeron şirketlerin piyasaya hâkim olmaya başlaması nedeniyle işlerinden olmalarıydı. Özgür Alıcı bu sorundan da, “Bir sabah gidiyorsun, işine son verildiğini açıklıyorlar. Sebep taşeron firma gitmiş, 'elamanın kaza yaparsa, yedeğini vereceğim iş kaybına uğramayacaksın' diye patronu ikna etmiş. Patronda küçülmeye gidiyoruz bahanesiyle seni işten çıkarıyor” diye bahsetti.
ÇANTALARA CEZA YAZILIYOR
Kuryelerini en dert yandığı konulardan biri ise trafik polislerinin kestiği 72 TL’lik çanta taşıma cezası. Mesleğini 16 yıldır sürdüren Hasan Güreler, “Yasa çıkartıyorlar, bu çantanın içinde 'ilkyardım çantası bulunmalı' diyorlar. Çantada lastik değiştirmek ve motorunuzdaki arızalar için de ihtiyaçlarınız olan aletleri taşıyorsunuz. Bir de yangın tüpü taşımayı da zorunlu kıldılar. Ben bu yangın tüpünü o çanta olmadan nereye koyacağım? İlk yardım malzemeleriyle, taşımam gereken şeyleri nerede taşıyacağım? Hepsini bırak kaskımı nereye koyacağım? Kaskı sürekli yanımda taşımam gerekiyor” dedi.
Türkiye Motosiktetli Kuryeler Derneği üyelerinden 17 yıllık kurye Yıldıray Değirmenci, çantalar konusunda, TSE’nin takılabilir kararı olduğuna, bölge bölge polislerin ceza uygulamasının bilgisizlikten kaynaklı değiştiğine dikkat çekti.
AVM'LERDE AYRIMCILIK
Çantalarına müşterilerinin ofisine evrak teslim etmeye giderken kasklarını da koyduklarını söyleyen dernek üyeleri, bazı alışveriş merkezlerinde uğradıkları ayrımcı tavra da tepki gösterdi. Orhan Akan ayrımcı tutumu şu şekilde anlattı: “Sizin girdiğiniz ön kapılardan alışveriş merkezine biz evrak vermeye giremeyiz. Ak Merkez’e, Maya Center’e, Dünya Ticaret Merkezi’ne giremezsin. Şöyle giremezsin, ön kapıdan sokmaz, servis kapısından sokar. Nedeni, üstümüzün ıslak ve çamurlu olabilmesi… Ama bizi ön kapıdan almayanların evrakları çok önemli… Benim ön kapıdan girişimi yasaklayan yönetici, ‘Acil evrakım nerde, annemin ilacı nerde, çocuğumun rapor sonucu nerede veya öğle yemeğim nerede, uçak biletim nerede’ diye elini uzatıyor.” Özgür Alıcı şöyle devam etti: “Tamam ikinci sınıf vatandaşız, o kaskı takamıyoruz, kaskla da içeri giremiyoruz, çanta olmayınca kask çalındı, kask çalınınca da ilerde polisten cezayı yiyoruz. Bir de bizim kullandığımız aksesuarlar, can damarımız. Ortalama takılacak bir kask 800 TL ile bin TL arasında değişiyor. Üstümüzdeki elbise çamurlu diye içeri sokulmuyor ama 3 bin TL değerinde. Çünkü bizim kaportamız yok, en güvendiğimiz yer elbiselerimiz” dedi.
'KAPORTAMIZ, GİYSİLERİMİZ'
Motosikletli kuryeler, kullandıkları giysileri Türkiye’ye getiren firmanın tekel oluşturduğundan ve fapiş fiyata ürünlerini satmasından dolayı, kalitesiz ve güvenliksiz ürünlere mahkûm kaldıklarını anlattı. Özgür Alıcı bu sorunları hakkında, "Bizim kaportamız yok, üstümüze giydiklerimiz kaportamız. Bizim satın alamadığımız kaporta sağlam kaporta. Yani Mersedes alamıyoruz, bari Şahin alalım, ama Anadol kıvamındayız şu an. Vurduğun zaman, ya bir yerimiz kırılıyor ya bir yerimiz kopuyor. Adamlar, Türkiye'ye getirdikleri fiyatın 10 katına satıyorlar, paramız yetmiyor. Oysa devlete satacakları fiyat konusunda taahhüt veriyor, ama onu denetleme olmadığından tutmuyor, yüksek fiyata satıyorlar." Kuryelerin sorunları bunlarla sınırlı değildi. Konuşmamız sırasında, pahalı benzinden ücret farklarına, ne olduğunu bilmeden taşıdıkları paketler nedeniyle cezaevine giren arkadaşlarından dert yandılar. Basında motosikletli kuryeler hakkında çıkan olumsuz haberlere ve tüm sorunlarına çözüm için Motosikletli Kuryeler Derneği'ne yetki verilmesini isteyen Özür Alıcı, “Türkiye Motosikletliler Federasyonu'nun spor dışında ilgilendiği hiçbir şey yok. Yani sorunlarımızın çözümü için yetkili hiçbir kuruluş yok. Ya yasa çalışması yapılsın, bizim de berberler, taksiciler gibi odamız olsun. Ya da Türkiye Motosikletli Kuryeler Derneği'ne yetki verilirsin" diye konuştu.