EVDE, İŞTE ÇALIŞIYORUZ... SAĞLIĞIMIZDAN OLMAK İSTEMİYORUZ...
Hem evde hem işte, karşılığı olsun, olmasın çalışıyoruz. Her gün çift mesai yaparken en çok sömürülen, en güvencesiz çalışan ve korunmasız kalanlar da yine bizleriz. Çalışırken hastalanıyor, sağlığımızı kaybediyor, şiddete ve tacize maruz kalıyor ve ölüyoruz…
Biz kadınlar, sorunlarımızı paylaşabileceğimiz ve tartışabileceğimiz, “sağlıklı ve güvenli çalışma” talebimizi dile getireceğimiz çalıştayımıza, başta kadınlar olmak üzere tüm emekçileri davet ediyoruz…
Yer: Petrol-İş Sendikası Genel Merkezi / Konferans Salonu
Adres: Altunizade Mah. Kuşbakışı Cad. No: 23 Üsküdar / İstanbul
Not: Çocuk bakım hizmeti verilecektir.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
Ocak ayında en az 68 işçi hayatını kaybetti
Direnişlerinin 250. gününde Cumartesi eylemlerinin 19.'sunu gerçekleştiren bileşenimiz Hava-İş üyeleri ile birlikte sendika binası önünde biraraya geldik. Yolu trafiğe kapatarak, sloganlarla Bakırköy Özgürlük Meydanı'na yapılan yürüyüşe çevredekiler alkışlarla, yoldan geçen araçlar da korna çalarak destek verdi. Yürüyüşe, Zonguldak'tan gelen Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak "Taşeron çalışma ölüm demektir" yazılı pankartla yürüyüşteki yerimizi aldık... Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda ise korteji, 15 gün Şişecam fabrikasını işgal eden Kristal-İş, sendikal hakları ihlal edilen ve geçtiğimiz hafta Ankara'da eylem yapan Yol-İş ve Tez Koop-İş üyeleri kitlesel bir şekilde karşıladı. Eyleme ayrıca Yeraltı Maden-İş Eski Genel Başkanı Çetin Uygur, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal, Belediye-İş, BTS 2 No'lu Şube, direnişteki DHL işçileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri de katıldı.
Aralık ayında en az 76, 2012 yılında en az 878 işçi hayatını kaybetti
4 Ocak Cuma saat 12.30'da tersaneler bölgesinde bulunan Tuzla Gemi önünde Aralık ayı iş cinayetleri raporunu kamuoyu ile paylaştık. "İş kazası değil, iş cinayeti", "tersane işçisi köle değildir", "sorumlular belli adalet istiyoruz", "insanca çalışmak insanca yaşamak istiyoruz" sloganlarının atıldığı açıklamada ilk sözü Kartal Koşuyolu Kalp Hastanesi'nde 96 gündür direnişini sürdüren Dev Sağlık-İş üyesi Ziya İncedere aldı. İncedere konuşmasında taşerona karşı onurlu direnişinin devam ettiğini belirtirken bütün işçilerin taşeron sistemine karşı mücadele etmesi gerektiğini söyledi. İncedere, önümüzdeki Çarşamba günü saat 17.00'da hastanedeki dayanışma eylemine de bütün emekçileri davet etti. Daha sonra basın açıklamasını okumak üzere sözü Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı aldı. Açıklamada Aralık ayı ve genel olarak 2012 yılında yaşanan iş cinayetlerine değinilirken tersanelerde mücadele çağrısı yapıldı. Açıklamaya bileşenlerimiz Limter-İş, Dev Sağlık-İş, Enerji-Sen, İstanbul Tabip Odası ve TMMOB temsilcilerinin yanısıra ESP ve UİD-Der'de katıldı.
Haydar Kayır için Beşiktaş İskelesi’nde basın açıklaması
11 Ocakta, Beşiktaş Belediyesi temizlik işçisi 43 yaşındaki Haydar Kayır, Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan vapurdan düşmüş ve kurtarma çalışmaları sırasında ortaya çıkan rezalet nedeniyle hayatını kaybetmişti. Kayır’ın ailesi, ölümünden sorumlu olanları kınamak ve cezalandırılmalarını istemek amacıyla 20 Ocakta bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Kayır’ın ailesine, yakınları ve Beşiktaş Belediyesi temizlik işçisi arkadaşları destek verdiler... Beşiktaş Meydanı’nda toplanan işçiler, “Kaza Değil İhmal Öldürdü”, “Kaza Değil Bu Bir Cinayet!” sloganlarıyla Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’ne yürüdüler. Burada basın açıklamasını, Haydar Kayır’ın kuzeni Hasan Karaçay gerçekleştirdi. Karaçay, televizyon ekranlarına yansıyan görüntülerde Haydar Kayır’ın suya düştüğü ilk anda lastiklere tutunarak yaşam mücadelesi verdiğinin görüldüğünü hatırlattı. Kurtarma rezaletinin bu aşamadan sonra yaşandığını belirten Karaçay, can simidinin Kayır’ın suda kaybolmasından sonra atıldığına dikkat çekti. Karaçay, gemi çalışanlarının kurtarma konusunda yeterli birikim ve tecrübeye sahip olmadığının ortaya çıktığını, motorları çalıştıran vapur kaptanının da facianın gerçekleşmesinde önemli bir payı olduğunu ifade etti.
Davutpaşa’da yaşanan işçi katliamının 5. yıldönümünde patlamanın olduğu yerde yine anma eylemi vardı. İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri Davutpaşa Caddesi üzerinde toplanarak en önde “Davutpaşa’yı unutmadık, unutturmayacağız!” pankartını açarak yürüyüşe geçtiler. Eylemde ayrıca patlamada hayatını kaybedenlerin resimleri ve kırmızı karanfiller taşındı. Eylem boyunca “İş kazası değil cinayet!”, “Davutpaşa’yı unutma, unutturma!”, “Sorumlular belli hesap sorulsun!” sloganları sıklıkla atıldı. Patlamanın olduğu yere gelindiğinde ilk olarak basın açıklamasını okumak üzere söz patlamada hayatını kaybeden Gülhan Çabuk’un eşi İdris Çabuk’a verildi. “Tam 5 yıl oldu. 5 yıldır seslerine, kokularına, sıcaklıklarına, yarenliklerine hasretiz” diyerek söze başlayan Çabuk, sözlerine şöyle devam etti: “5 yıldır her gün yüreklerimizde meydana geliyor aynı patlama. Hala sesleri kulaklarımızda. Hala iş çıkışlarını gözlüyoruz camlarda. Boğazımızdan geçen her lokmadalar. Ve 5 yıldır her gün yüreklerimiz dağlanıyor,
Maden MO: Yine "maden kazası" yine sönen ocaklar, yine acı ve gözyaşı
07 Ocak 2013 Pazartesi günü saat 11:20 sıralarında Türkiye Taşkömürü Kurumu‘na bağlı (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü faaliyet sahası içinde bulunan ve - 630 kotunda açılmakta olan ana kat hazırlık galerisinde meydana gelen iş kazasında 8 maden emekçisi yaşamını yitirmiştir. TTK Tahlisiye (kurtarma) ekipleri tarafından bir işçi yaralı olarak kurtarılmış, 5 işçinin cenazeleri çıkarılmış, 3 işçiye ise henüz ulaşılamamıştır. Bu kazada (!) hayatını kaybedenlerin ailelerine ve camiamıza baş sağlığı diliyoruz.
Kazayla ilgili olarak yapılan tespitler aşağıda maddeler halinde verilmektedir.
-Kaza, TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü - 630 kotundaki hazırlık galerisinde 08.00-16.00 vardiyasında saat 11:20 civarında meydana gelmiştir.
Bursa Kadın Platformu dün (29 Aralık) Özay Tekstil’de 2005 yılında yanarak hayatını kaybeden 5 kadın işçiyi andı.
Patronlar basit önlemleri maliyet unsuru olarak gördüğü için iş kazalarının meydana geldiğini belirten kadınlar, Bursa’da 2005 yılında Özay Tekstil’de yaşananları hatırlattı. 29 Aralık 2005 tarihinde beş kadın tekstil işçisi “işten kaytarmasınlar” denilerek tekstil atölyesi üzerilerine kilitlenmiş, çıkan yangında kadınların beşi de hayatını kaybetmişti.
İş kazalarının güvencesizleştirmenin bir sonucu olduğunu ifade eden kadınlar açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdı: “Ama biz kadınlar susmadık susmayacağız. İnsanca ve onurlu bir yaşam hakkımızı savunmak için harekete geçmeye, işçi, emekçi ve kadın düşmanlarına karşı her türlü meşru araçla doğrudan eylemleri yaygınlaştırmaya çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizler mücadele etmedikçe yeni hikayeler yazılacak harcında kan ve ölüm olan!”
İş cinayetleri ve savaşa karşı mücadele - Özgür Müftüoğlu
2013 yılının ilk 10 gününde gerçekleşen iş cinayetlerinde sekizi Kozlu’da maden ocağında olmak üzere inşaatlarda, iş makinelerinin üzerinde ve diğer çalışma alanlarında en az yirmi işçi yaşamını yitirmiştir. İş cinayetleri, evine ekmek götürmek isteyen emekçileri ölümü göze alarak çalışmak zorunda bırakan düzeninin bir sonucudur. 12 Eylül darbesinin işçi sınıfının baskı altına alınmasıyla dayatılan bu düzende emekçiler, işsizlik tehdidi altında sosyal güvence, iş güvencesi ve can güvencesi olmadan çalıştırılmaktadır. Esneklik olarak da ifade edilen bu güvencesiz çalışma düzeni, özellikle AKP’nin iktidarı döneminde sistematik biçimde uygulamaya konulmuş ve yasal düzenlemelerle kural haline getirilmiştir.
2013’ün yine bu ilk günlerinde AKP hükümeti iş cinayetlerinin de nedeni olan esnek çalışma düzenini daha da esnekleştirecek, güvencesizliği daha da yaygınlaştıracak uygulamaları yeniden gündeme getirmektedir. Çalışma Bakanı tarafından gündeme getirilen bu düzenlemelerden biri daha önce de birçok kez gündeme gelmiş olan kıdem tazminatının fona devredilmesi; diğeri de esnek ve güvencesiz çalışma biçiminin adı olan taşeron çalışmanın yaygınlaştırılmasıdır.
Üretim ilişkilerinin diş teknisyenlerinde yarattığı sağlık riskleri ve meslek hastalıkları – Coşkun Canıvar
Diş teknisyenliği birçok sağlık riskinin bulunduğu, çok çeşitli ve bazen ölümcül seyredebilen meslek hastalıklarının görüldüğü yasal olarak ‘ağır ve tehlikeli işler’ kapsamında yer alan bir meslektir. Diş protezi üretimi sırasında tehlikeli kimyasal maddeler, ağır metaller içeren alaşımlar kullanılmaktadır ve bu nedenle diş protez laboratuvarlarında çalışma ortamı, başta solunum sistemi olmak üzere birçok sistemi etkileyen sağlık risklerini barındırmaktadır. Bu sağlık risklerinin hastalığa dönüşümünde çalışma koşullarının önemi büyüktür. Mesleğe başlama yaşı, günlük ve haftalık çalışma süreleri, meslekte çalışma süresi, kişisel ve genel koruyu önlemlerin alınması, kullanılan malzeme içerikleri gibi birçok başlık meslek hastalıklarının ortaya çıkmasında belirleyici unsurlardır.
Öğretmenlerde meslek hastalıkları ve sınav intiharları – Duygu Semiz
Eğitim alanında piyasalaştırmayla birlikte gelişen istihdam politikaları öğretmenleri işsizliğe ve güvencesizliğe mahkum etti. 2000 yılından beri öğretmen atamaları KPSS adı verilen sınavla yapılmakta. Diplomasında “öğretmen” yazan insanların mesleklerinin icrası, devletin istihdamı esnekleştirme ve çalışma yaşamının kuralsızlaşması kapsamında KPSS’de aldığı puana bağlı. Her sene sınırlı sayıda yapılan kadrolu atamanın ardından “belirsiz”liğe hapsedilmiş yüz binlerce işsiz öğretmen var. Piyasanın iştahını kabartan da işte öğretmenlerin içinde bulundukları bu “belirsizlik”, “güvensizlik”, “geleceksizlik” halidir.
Bugün sayıları 350 bini aşan ataması yapılmayan öğretmenler “geçici” olacak ümidiyle ücretli öğretmenliğe, dershane öğretmenliğine, işsizliğe razı ediliyorlar ya da kendilerini ikna etmede ve yaşama motivasyonu sağlamada bu durum çok “gerçekçi”. İşte bu motivasyon kendini “sürekli” bir belirsizliğe ve “sürekli” bir gelecek kaygısına bırakmaya başladığında ise stres ve stresin beraberinde getirdiği öğretmen intiharları başlıyor.
Alberto Prunetti, “Amyant” adlı bir kitap kaleme aldı. Prunetti, babası Renato’nun yedi yıl önce kansere yakalanarak yaşamını yitirmesinin öyküsünü anlatıyor. Alberto,
“İnsan yaptığı iş nedeniyle kansere yakalabilir mi?” diye soruyor. Agenzia X’ten çıkacak olan “Amyant”, Alberto’nun araştırmasında ulaştığı belgeler ışığında “Devlet”e, babasınının yaptığı iş nedeniyle kansere yakalandığını ve öldüğünü kanıtlıyor.
Alberto Prunetti’nin yazarı olduğu “Amyant”, Follonica’da (Grosseto) yaşanan bir öykü. Yolu bu kasabaya düşen turistlere özelleştirilen kıyı şeridi, aynı fabrikadan çıkmış hissi veren plajlar sunan, sahil boyunu dondurmacılar, pizzacılar, kafeteryalar ve deniz malzemeleri satan mağazaların işgal ettiği hüzünlü bir tatil beldesi Follonica. Kış aylarında terk edilen, yazın ise nüfusu beşe katlanan kasabalardan biri.
“Amyant”ın yazarı Prunetti, okura Follonica’nın geçmişi olmayan kasabaları anımsattığını fısıldasa da, gerçekte bunun doğru olmadığını, sırtını denize dönen okurun iç kesimdeki tepelik bölgelerde kasabanın belleğini, endüstri tarihini izleyerek keşfedebileceğini söylüyor. Scarlino, Montieri, Roccastrada, Gavorrano gibi metal endüstrinin devleri ile kuzeyde fabrikaların yer aldığı bölge, aynı zamanda bu kasabanın sanayi tarihinin köşe başları. Sözün kısası Follonica’nın tarihi öyküsü, iç kesimlerde yazılı.
Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından 15-16 Mart 2013 tarihinde İstanbul'da İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Yerel Sempozyumu Ve Sergisi düzenleniyor...
İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki sorunlardan kaynaklı kazalar ve hastalıklar ülkemizin önemli sorunlarından birisidir. Odamız bu konudaki gelişmeleri iki yılda bir Adana’da düzenlenen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi ile ele almaktadır. Ülkemiz sanayi ve hizmetler alanının önemli merkezlerinden biri olan İstanbul’da MMO İstanbul Şube tarafından yerel bir sempozyum düzenlenerek bu alana katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Sempozyumda yeni “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun getirdikleri, sorunları ve çözüm önerileri, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin toplumsal boyutları, Türkiye’de ve dünyadaki yasal ve teknik gelişmeler, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik yaklaşımlar, mühendislerin, hekimlerin ve teknik elemanların bu süreçteki yeri konularında bilgi paylaşımlar yapılacak ve tartışmaların yürütülmesi sağlanacaktır.