Sağlık alanında yaşananlar, bir süredir memleketin gidişatını ve insanların bu memlekete, memlekette olanlara bakışını bütün açıklığıyla yansıtıyor. Sağlık Bakanlığı “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” adı altında yepyeni(!) bir sağlık sistemi oluşturup, bu sisteme işlerlik kazandırdığını iddia ediyor. Bu iddiasında öne çıkarttığı Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) ile insan sağlığında sıfır hata ile çalışma hedefine ulaşmaktan söz ediyor.
SABİM 2004 yılında kurulmuş. Yıllık faaliyet raporlarını okumak için sayfalarına girdiğimde, 2004’den 2006’ya kadar olan faaliyetlerini raporlaştırabildiklerini gördüm. Son 6 yılda pek faaliyet gösterememişler mi desek, yoksa faaliyetlerin büründüğü suret nedeniyle utandıklarını mı düşünsek, bilemedim. Son raporlarında iddialarını da yansıtmışlar.
“Kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın gerekliliğinin bilincinde olan Bakanlığımızın bu bilinçle başlattığı “Sağlıkta Dönüşüm Projesi”nin en önemli ayağından birisi SABİM’dir. Gerçekleştirilen bu çağdaş ve reformcu yapılanmanın gereği olarak, SABİM sağlık sisteminde “ombudsmanlık” görevi üstlenmektedir. “Rapor ettikleri son yıl içinde 1 milyon başvurunun yüzde 2’sini şikayetler oluşturuyormuş. Bir yıl içinde 20 bin şikayet olmuş demek ki!
Altı yıl sonra, faaliyet raporlarına ara verdikleri dönemde bir meslektaşımızın, kendisine iletilen bir SABİM şikayetinin ardından intiharı ve övünerek yer verdikleri verimlilik ilkesi ölümüne çelişiyor oysa. Meslektaşlarımın SABİM başvuruları ile ilgili aktardıkları ise bu “çağdaş” ihbar hattının çalışmalarını tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Yakın zamanda yapılan değişikliğe kadar şikayette bulunanlardan kimliğin belgelenmesi talep edilmiyormuş. Şikayet olarak kabul edilen başvurular arasında sağlık çalışanlarına yönelik hakaret ve tehditler oldukça fazla yer tutuyormuş. Bu yıl içinde yapılan başvurular ve niteliğini bilemesek de, 2006 yılındaki 20 bin şikayet başvurusunun hangi oranda hakaret ve tehdit içerdiğini merak etmeden duramıyor insan. Bir başka bilgi de, bu çağdaş ve reformcu yapının niteliğini bize açıkça gösteriyor aslında. Son raporlama yılları olan 2006’da, yalnız Ocak ayında 60 bin başvuru aldıklarını belirtiyorlar. O yıl kuş gribi sorunu için çalışmalar yaptıklarını açıklayıp, “Vatandaşlarımızın SABİM’e başvurma nedenleri bunlarla sınırlı kalmamış tedavi önerilerinde bulunanlar da olmuştur.
Örneğin Ordu İlimizden arayan bir vatandaşımız, annesinin 30 yıl önce kuş gribi olan tavuklarına uyguladığı kendi doğal yöntemi anlatarak işbirliği önerisinde bulunmuştur” bilgisini bizimle paylaşıyorlar. Beş sayfalık bir raporun içinde örnek olarak verme gereği duydukları başvurunun niteliği, çağdaşlığın tanımının adında sağlık olan bir bakanlık tarafından memleketten hallice olduğunun da bir göstergesi sanki.
Memleketten hallice dememin bir sebebi var.
Sağlık alanında ilaç kullanımına ilişkin bazı rakamlar bu çağdaşlık göstergesini başka bir pencereden gösteriyor hepimize. Türkiye’de 72 milyon kutu ilacın çöpe gittiği belirlenmiş. Genel Sağlık Sigortası Strateji Belgesi verilerine göre ülkemizde gereksiz ilaç tüketimi her geçen gün artarken, ‘Sonra kullanırım’ diye alınan ve çöpe giden 72 milyon kutu ilaın parasal karşılığı 900 milyon lira imiş. Bir başka çarpıcı veriye göre ise her 100 vatandaştan 48’i doktorun verdiği ilaç yerine kendi kendine belirlediği ilacı kullanmış.
Vatandaşlarımızın yüzde 19’u da doktordan, kendi istediği ilacı yazmasını istemiş. Hekime danışmadan arkadaş ve dost tavsiyesiyle alınan ilaçlardan karaciğer ve böbrek yetmezliği şikayetiyle hastanelere başvuranlar bile olmuş. Bilinçsiz ilaç kullanımda ilk sırayı alan antibiyotikler eczane kalfalarının yönlendirmesiyle alınıyormuş.
Bir başvurunun annesinin tedavi yöntemlerini, örnek başvuru olarak sunan bir Sağlık Bakanlığının dönüştürdüğü sağlık sisteminde, komşusunun tedavi önerisine uyarak böbrek yetmezliğine giren hastanın yakınları için de yeni bir kamu denetçiliği sistemi gerekiyor bu durumda. Hrant Dink’i mahkum eden ombudsmanımız görevine başladığına göre, belki bu sistemden yararlanılabilir.
Bu sıfır konusu da epey ilginç, işkenceye sıfır tolerans ve sağlıkta sıfır hata söylemleri bende o sıfırın sol yanındaki rakamların unutulmuş olabileceği kaygısı uyandırıyor, son zamanlarda iyice artan kaygılarıma bir tane daha ekleyerek.