Sırp Cumhuriyeti Denetim Faaliyetleri İdaresi yetkililerine göre, 500 ila 7 bin avro arasında değişen cezalara rağmen, işverenler hâlâ işyeri güvenliği konusuna yeterince önem vermiyor.
SETimes'a demeç veren kurum sözcüsü Dusanka Makiviç, "Bu yılın ilk altı ayında soruşturduğumuz 3.546 olaydan 339'unda usulsüzlük tespit ettik. Bu dönemde yaşanan işyeri kazalarında dört kişi yaşamını kaybetti," diye açıklıyor.
Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı verilerine göre, Avrupa ülkelerindeki işçilerin yüzde 35'i, yaptıkları işin sağlıkları üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu görüşünde. Ayrıca yeni teknolojiler, biyolojik tehlikeler ve karmaşık yapılı makineler de işyeri risklerini artırırken, iş güvenliği konusunda daha da yüksek standartlar benimsenmesini gerekli kılıyor.
Kısa bir süre önce yayınlanan bir rapora göre ise, Avrupa ülkeleri içinde en yüksek işyeri kazası oranına sahip ülke Türkiye.
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tarafından Eylül ayında yayınlanan raporda, Türkiye'deki işyerlerinde her gün yaklaşık 172 kaza yaşandığı ifade ediliyor.
Raporda ayrıca 2000-2012 yılları arasında ölen işçilerin sayısı 12.868 olarak veriliyor.
SETimes'ın sorularını yanıtlayan TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili ve AKP milletvekili Türkan Dağoğlu, "İşçilerimizin hayatı değersiz değil. Hiçbir ceza ya da yasal düzenlemenin, ölen işçilerin geride bıraktıkları eşlerinin ve çocuklarının acılarını tam olarak dindirmeyeceğini çok iyi biliyoruz," diyor.
İlgili Avrupa yönetmelikleri ve Uluslararası Sağlık Örgütü anlaşmalarına uygun olarak hazırlanan yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30 Haziran'da TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Dağoğlu, komisyon olarak hazırladıkları bu yeni yasanın, iş kazalarını en aza indirip, işçi güvenliğini en üst seviyeye çıkarmaya yönelik önlemler getirdiğini kaydediyor.
Yeni yasa kapsamında işyerlerinde bir iş güvenliği uzmanı ile işyeri doktoru bulundurulması zorunlu hale getirildi.
Bölgedeki diğer ülkelerde de bu tür yasalar mevcut, fakat yetkililer, uygulamada sıkıntı olduğu görüşünde.
SETimes'ye konuşan Novosel, "Günümüzde herkes maaşını, işini, emekli aylığını korumaya odaklanmış durumda. İş güvenliği bu listenin son sıralarında yer alıyor. İşverenler, daha düşük maliyetli yollara sapıyor. Devlet kurumları ise çoğu zaman bu soruna göz yumuyor," diyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Emre Gürcanlı da aynı fikri paylaşıyor.
"Bu konuda pek çok yasa, düzenleme ve yönetmelik mevcut. Asıl sorun, şirketlerin bu kurallara uymasını sağlayacak yasal yaptırımların olmamasında," diyor Gürcanlı.
"Şirketler, iş sağlığı ve güvenliğini, caydırıcı cezalara tabi bir yükümlülük olarak değil de, ilave bir masraf kalemi olarak gördükleri müddetçe bu yaklaşım aynen devam edecektir," diye de ekliyor.
Uzmanlar, bu alanda bir denetleme makamı kurulması ve ayrıca çalışma ve iş müfettişlerinin sayısının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye'de işçi sağlığı ve güvenliği açısından riskli sektörlerin başında inşaatçılık geliyor. Rapora göre, ülkedeki işyeri kazalarının yaklaşık üçte biri inşaat sektöründe yaşanırken, bunu taşımacılık ve madencilik sektörleri takip ediyor.
İnşaat işçiliği, Sırbistan'da da en tehlikeli meslekler arasında. Ülkedeki inşaatlarda her yıl ortalama 40 kişi hayatını kaybederken, 25 bin kişi de yaralanıyor.
Sırbistan İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi tarafından inşaat sahalarının güvenliğine ilişkin olarak geçtiğimiz yıl çıkarılan bir kararname, yatırımcılara, inşaat alanlarında iş güvenliğinden sorumlu koordinatörler bulundurma zorunluluğu getirdi. Bu katı kurallara uymayanların ise 8 bin ila 10 bin avro arasında değişen para cezalarına çarptırılması öngörülüyor.
Sırbistan'ın doğusundaki Bor kentinde çalışan 38 yaşındaki maden işçisi Zoran Reuf, çalışırken kendisini nispeten de olsa güvende hissettiğini, ancak her zaman tedbirli hareket ettiğini söylüyor.
"Koruyucu ekipmanlar genellikle çok eski ve yıpranmış oluyor. Böyle olunca da kaza durumunda size pek bir koruma sağlamıyor. Madencilik sektörünün özelliğinden dolayı, kaza olasılığına karşı madende her zaman bir kurtarma birimi bulundurulur, fakat yine de ölümler ve yaralanmalar oluyor. Bizim işler böyle."
Bölgedeki sivil toplum kuruluşları da halkın bu soruna karşı daha fazla bilinçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.
İşçi güvenliği konusunda çalışmalar yapan Sırbistan İş Güvenliği ve Sağlığı Derneği'nin yetkilileri, "Kanunların 'Avrupalı' olduğuna dair hiçbir şüphe yok, ancak sahadaki durum bambaşka," diye yakınıyor.
Konuyla ilgili görüşlerini SETimes ile paylaşan dernek başkanı Dragoslav Tomoviç, "Kurallara uygun hareket eden, iyi işverenler olduğu gibi, işçilerinin güvenliğini sağladıkları takdirde kârlılıklarının da artacağının farkına varamayan işverenler de var. Eğer çalışan kendini güvende hissederse, kolunu, bacağını, gözünü, hatta hayatını kaybetme korkusuyla yapacağı çalışmaya kıyasla çok daha iyisini yapar. Güvenliği ideal seviyeye çekebilmek için eğitim şart," diyor..
Türkiye de halkın bu konuda bilinç düzeyinin artırılması yönündeki çalışmaları yoğunlaştırıyor. 2011 yılında kurulan İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi aracılığıyla işçilerin sorunları takip ediliyor. Elde edilen bulgular ve her ay yaşanan belli başlı kazalar, periyodik olarak yayınlanan elektronik bültenler ve aylık basın açıklamalarında ele alınıyor.
Gürcanlı, meclisin kısa vadedeki hedefini, "Türkiye'deki işyeri koşullarının iyileştirilmesi için verilen mücadelede büyük bir boşluğu dolduracak, spesifik bir kuruma dönüşmek" şeklinde özetliyor.
İşyeri kazalarında azalma kaydeden tek bölge ülkesi ise Bulgaristan oldu. Merkezi başkent Sofya'da bulunan Ulusal Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınan bilgiye göre, ülkede 2010 yılında 3.025 işyeri kazası yaşanırken, bu rakam 2011'de 2.752'ye düştü. Ölümcül yaralanma vakalarının sayısı da 2010 yılında 94 iken, 2011 yılında 86'ya geriledi.
Bulgar yetkililer, 2008-2013 İş Güvenliği ve Sağlığı Stratejisi kapsamında, çalışma ortamının iyileştirilmesi bakımından bölgedeki diğer ülkelere kıyasla daha başarılı oldu.
Sağlık risklerini değerlendirmeye yönelik bir sistem ile bir dizi yeni kurumun devreye alındığı ülkede, Çalışma Koşulları Ulusal Konseyi ve Çalışma Koşulları Fonu adı altında bir oluşuma gidilirken, sağlıklı ve güvenli iş koşulları için gerekli altyapı çalışmaları çerçevesinde özel işçi sağlığı hizmetleri geliştirildi.
SETimes'a demeç veren inşaat şirketi sahibi Evtim Rangelov, zorunlu ruhsatlandırma rejiminin yürürlüğe girmesiyle birlikte, inşaat şirketlerinin çalışmaları ve güvenlik kurallarına gösterdikleri uyum seviyesi üzerindeki denetimin artırıldığını ifade ediyor.
Rangelov, çalışanlarının emniyet kemeri, kask ve diğer koruyucu ekipmanlarla çalıştığından emin olmak için büyük çaba ve zaman harcadığını da ekliyor.
Farklı firmalar için duvar ve sıva işleri yapan Krassimira İvanova, bir iş arkadaşının bundan on yıl önce derme çatma bir yapı iskelesinden düşüp kafatasını kırdığından bahsederek şöyle diyor:
"Patron, arkadaşımı işe almadığını iddia etti ve böylece tedavi masraflarını ödemekten kurtuldu. Ama artık böyle bir şey olamaz. İşverenin işyeri güvenliği konusundaki ihmali yüzünden bir kaza olursa, işin içinden bu kadar kolay sıyrılması mümkün değil."
İşyeri kazaları, bölge genelinde yaygın şekilde görülen talihsiz bir eğilim.
6 Ekim günü Karadağ elektrik kurumu Elektroprivreda'nın Podgorica yakınlarındaki Berislavici tesislerinde bir enerji nakil hattında çalışan bir işçi kaza sonucu yaşamını yitirdi.
Ölen işçinin arkadaşlarından Ljuban Acimoviç, SETimes'a yaptığı açıklamada, "Toma'nın, elektrik ana hattan kesilmediği için öldüğünü duyduklarını ve iki yıl önce de benzer bir kaza olduğunu" aktardı.
Kazalar konusunda çoğu kimse işçileri dikkatsizlikle suçlarken, yetkililer, pek çok vakada işverenlerin de yeterli güvenlik tedbiri almadığına dikkat çekiyor.