Dün OMÜ Tıp Fakültesinde, Acil servisinde asistan olarak çalışan meslektaşımızın KKKA’lı bir hastada kullanılan iğnenin batması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle komada olduğu haberiyle uyandım.
İçim acıdı..
Umarım sağlığına kavuşur.
Bu konuda sağlık çalışanın sağlığı konusunda yıllarca süren, bir ihmal halen devam etmektedir.
Geçenlerde bir arkadaşım ihale Kanununa göre alınan enjektörlerin ne kadar, kullanılmaz olduğunu söylüyordu.
En ucuz, Çin malı medikal gereçlerin kullanım riskleri konusunda önemli bir denetim yapıldığını da sanmıyorum.
Eldiven takıyorsunuz yırtılıyor,
Dikiş atacaksınız, ip kırılıyor..
…………………
Hayat, geçmişteki sorulara verebildiğimiz yanıtlarla da şekillenir.
3 yıl önce KKKA nedeniyle ölen sağlık personeli hakkında o günlerde yazdığımız yazı, ne kadar sorgulanmıştır.
Hangi yanlışları saptanmıştır?
Hangi çıkarımlar saptanmıştır?
Hukuk nasıl bir adalet duygusu uyandırmıştır?
O günlerde ‘’Çalışan Sağlığı’’ başlığı yazdığım makaleyi paylaşmak isterim:
Kamu yönetimsel ve yerel süreç argo üzerinden çizme eylemi ile uğraşırken, bu kentte çalışanlar iş ve gelecek kaygısı ile haklarından vazgeçebilme düşüncesini, yoksulluk ile sağlıksızlık arasında çemberin çıkmaz yolunda yürürken her an hissediyorlar. Her söylem, her gösteri İSTİHDAM SAĞLAMA üzerinden şekilleniyor kentlerde…
Son 6 ayda İŞSİZ kalma ile yaşam sorgusalı tükenenler artarken, neon ışıkları ile kahvaltı partileri sunuyor bizlere bu kentti şiddet sarmalı ile yoğuranlar…
Tabii ki temel hakların bile sağlanmada eksiğe düştüğü bir zaman diliminde, kentsel baskının ÇALIŞANLARIN SAĞLIĞI kavramı ve gerçekliği ile uğraşması, küçük kızın ölümü ile magazinsel yaklaşımlardan ve taziye niyetlerinden ileri gitmiyor.
Biz bu kentte ORTAK ÇABA yı sorgulamalıyız. Bu açıdan Sevgili Kübra’nın ölümünü kişileri yok ederek değil - ki süreç tüm insanları çok üzmüştür- gerçekler üzerinden bir daha seferkine HAYIR üzerinden şekillendirmeliyiz. Açık toplum olmanın gereği, akıl ve etik açısından ORTAK ÇABA yı desteklemeliyiz.
Hekim örgütümüzün bu konudaki raporu bu bakış açısından değerlendirilmelidir:
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil servisinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) teşhisi konan hastadan kan aldıktan sonra kazara iğnenin eline batması sonucu hastalığa yakalanan veri teknikeri Kübra Yazım'ın üzüntü verici vefatı son yıllarda ısrarla çağrı yaptığımız SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI konusunda Samsun’daki ihmalleri gündeme getirmektedir.
1- Veri teknikeri nasıl iğne ile uğraşmaktadır?
2- Veri teknikeri nasıl hastaya ile sağlık hizmeti sunmaktadır.?
3- Bu konuda OMÜ Tıp Fakültesi taziyeyi açan, bilimsel ve hukuksal takibi yapıp kamuoyu ile paylaşmalıdır. Odamız bu konuda hukuksal takip için veri toplama aşamasındadır.
4- Sevgili Kübra Yazım OMÜ de mesleği dışında çalıştırılan taşeron bir işçidir. Şubat 2009 da hazırladığımız Oda olarak sağlıkta yaşanan yoğun taşeronlaşmaya bağlı olarak taşeron işçilerin hak kayıplarına ve Samsun sağlık ortamına etkilerine yönelik hazırladığı raporumuzu uyarı bağlamında Sağlık Bakanlığı'na, Samsun Sağlık Müdürlüğü'ne, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, Sosyal Güvenlik Kurumu Samsun Bölge Başkanlığı'na ve tüm kamu hastaneleri başhekimliklerine göndermiştik. Kamu kuruluşlarında hizmet alım ihaleleri kapsamında çalıştırılan, alt işveren işçiler ile ilgili sorunların, kamu hastanelerinde işin devamlılığının üstüne tehdit oluşturduğunu ve bu taşeron işçilerin ÖNEMLİ SAĞLIK RİSKLERİ İLE KARŞI KARŞIYA OLDUKLARINI BELİRTMİŞTİK.
5- KKKA'nın hastalardan hastalara veya sağlık personeline bulaştığı bilinmektedir. Özellikle KKKA hastasına canlandırma uygulanması sonrası veya kanamaya müdahale sonrası, KKKA hastalığına yakalanan ve kaybedilen sağlık personelleri bildirilmiştir. Endemik bölgelerde hastanede çalışan sağlık çalışanları, özellikle ağız, burun, diş eti, vajina ve enjeksiyon yerinden kanaması olan hastaların takibi sırasında ciddi risk altındadırlar. Sağlık çalışanlarına KKKA enfeksiyonu bulaşması ve ölümler, toplumdaki salgınlarla paralel olarak bildirilmektedir. Literatürde KKKA salgınları sırasında sağlık çalışanlarına bulaşmasıyla ilgili çok sayıda bildirim vardır. Enfekte kana maruz kalan sağlık çalışanlarının yüzde 8.7'sinde ve iğne yaralanması olanların yüzde 33'ünde hastalık gelişmektedir. Perkütan yaralanma en yüksek bulaştırıcılık oranına neden olur. Hastalığın bulaşmasında diğer önemli risk faktörleri, gastrointestinal kanamanın önlenmeye çalışılması ve tanısı konulmamış hastaların acil serviste ameliyata alınmasıdır. Bu konuda Samsun’da tam bir duyarlılık oluşturulmadığı ve istenen düzeyde kamu yönetimsel önlemlerin alınmadığı gözlenmektedir.
6- 3 yıldır ısrarla savunduğumuz taşeron firma işçilerinin sağlık riskleri konusunda eğitimi konusunda hangi çalışma yapılmıştır?
7- Zoonotik hastalıklarla mücadelede görevli olan Veteriner hekimlerin organizasyonu da son derece önemlidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mevcut teşkilat yapısı salgın hastalıklarla mücadeleye uygun değildir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak 1935 yılında altına imza koyduğumuz Cenevre Antlaşmasına uygun bağımsız bir merkezi veteriner otoritenin kurulması ve veteriner hizmetlerinin dikey yetki sorumluluk içinde hızlı hareket eden dinamik bir teşkilat yapısına kavuşturulması gerekmektedir.
8- Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi konusunda il Hıfzısıhha toplantılarına hiç bir sağlık meslek örgütü, sağlık sendikası, sağlık çalışanı derneği çağrılmamıştır ve çağrılmamaktadır. Kene mücadelesini veteriner hekimler olmadan yapamazsınız. Yapılan ortak paylaşım kamu yönetimi birimleri arasında kalmıştır.
9- 3 yıl önce oluşması gerekliliği üzerinde durduğumuz ZOONOZLAR VE KKKA KENT KOMİSYONU gecikmişte olsa, hızla oluşturulmalıdır.
10-Kene popülasyonu üzerine bilimsel çalışmalar yapılmamaktadır. Kene ilaçlama bilgisizliği devam etmektedir.
11- Risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske giymeleri gerekiyor. Bu konuda tarım ve sağlık alanında bu konunun bile sağlanamadığı açıktır. Bugün Vezirköprüde tarım yapan çiftçileri gözlediğiniz zaman bunun yapılmadığını göreceksiniz.
12-Şehir merkezinde ve büyük ilçelerde tüm iyi niyetli çabalara rağmen, Vezirköprü’de köy çalışmalarında 6 yılda hala bu konuda halk eğitiminin olmadığı gözlenmiştir. Bu eğitim kapasitesi açısından merkezi otorite tarafından organize edilmelidir.
13- Kan alma ve injeksiyon için en güvenli araçlar kullanılmalı, bunların hastanede kesintisiz olarak bulundurulmaları sağlanmalı ve her vardiyadaki personel bu araçların kullanımı konusunda eğitilmelidir. Kamu ihale Kanunu bağlamında alınan tıbbi malzemenin sorgulanması artık zorunludur. Bazı hastanelerde enjektörler dahi gözdem geçirilmelidir.
14- Samsun’da hiç bir hastanede SAĞLIK ÇALIŞANLARININ Sağlığı konusunda hukuksal olarak olması gereken komisyonlar yoktur. OMÜ Tıp Fakültesi bu konuda öncü olmalıdır.
15- En kısa sürede SAĞLIK ÇALIŞANLARIN SAĞLIĞI ÇALIŞTAYI Samsun’da düzenlenmeli ve akademik bilgi yükseltilmelidir.
16- Sağlık çalışanlarının sağlığı sıkça rastladığımız gibi sadece “bulaşıcı hastalıkların kontrolü programına”, “meslekte tükenmişlik” ve “sağlık kurumlarındaki şiddet” gibi başlıklara indirgenmektedir. Oysa sağlık çalışanlarını tıpkı diğer çalışanlar gibi bir “çalışan” olarak kabul edebilirsek -ki etmeliyiz, sağlık kurumlarından kaynaklanabilecek riskleri/maruziyetleri çeşitlendirebilsek, sağlık kurumlarında “İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yönetim Sistemleri” gibi bir yaklaşımın kapısını aralayabiliriz.
17- Sağlık Kurumlarında “Mesleki Sağlık Birimi-İşyeri Sağlık Birimi” ya da yaygın bilinen adıyla “İşçi Sağlığı, İş Güvenliği Kurulları” hızla kurulmalıdır.
18- Sağlık Kurumlarında İş Güvenliği kuralları ya da başka bir deyişle “Risk Değerlendirme” yapılmalıdır.