Yangın Kulesi
 
Sağlıklı ve Güvenli Çalışmak İstiyoruz!
 
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
 
www.yanginkulesi.org / www.guvenlicalisma.org
 
19 Eylül 2012
 
Sayı: 22
 
 
 İşçi Sağlığı ve Güvenliği Mücadeleleri Filizlenirken...

İşçi ölümlerinin mevsimi, yaz tatili yok. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Temmuz'da en az 110, Ağustos'ta en az 71 işçi arkadaşımız hayatını kaybetti... Onları geri getiremeyeceğiz ama "Ölenleri an, kalanlar için mücadele et" şiarımızı gerçekleştirmek için mücadele edeceğiz. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak bizler Davutpaşa, Tuzla tersaneleri ve kot kumlama işçilerinin yaktığı direniş ateşinin İstanbul başta olmak üzere ülkemizde yeşermesi mücadelesinin mütevazi adımlarını atmaya çalıştık. İnternet sitesi, e-bülten, aylık iş cinayetleri raporu, alan raporları, işçi aileleri ile dayanışma ve etkinlikler bu adımların başlıcaları...
 
İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinde yeni bir dönemin başlayacağını, işçi mücadelelerinin filizleneceğini ve Meclisimizin yönelimini bu hareketlerin belirleyeceğini tespit etmiştik...
 
Fotoğrafta gördüğünüz Enerji-Sen üyesi işçi arkadaşımız, Adana TEDAŞ'tan atılışının 161. gününde iş cinayeti sonucu hayatını kaybeden 25 yaşındaki arkadaşı Halil Akkeş'in ölümünü protesto ediyor. Enerji işçileri Ağustos sıcağında TEDAŞ binasını işgal ederek pankart astılar. Daha sonra yol keserek iş cinayetlerini protesto ettiler...
 
Sine-Sen üyesi set işçileri, Ramazan Bayramı'nda 20-21 saat çalışma sonucu ölüm yolculuğuna çıkıp hayatını kaybeden 3 arkadaşları Ertaç, Ömer ve Abdullah'ı "güvenceli iş, insanca yaşam" mücadelemizde yaşatacaklarını haykırdılar. Ve günlerini feda edip bilmediği bir işin içine bırakılıp, işi yetiştiremediği için patronundan fırça yiyen ve uykusuz bir şekilde bayram gecesi evine gönderilirken ölen işçiler adına sordular: Daha kaçımız ölmek zorundayız?
 
Bayram sonrası Adana'da 29 yaşındaki Cemal Özbek 10. kattan düşerek hayatını kaybetti. Birlikte çalıştığı arkadaşı İnşaat İşçileri Derneği Girişimi'nden Recai Gerçe olayın gerçekliğini aşağıda da okuyacağınız o yalın diliyle kamuoyuna duyurdu. İlk Kahraman İnşaat Şirketi iş cinayetini anlatan Recai arkadaşımızı işten çıkardı ama inşaat işçilerinin mücadelesi durmayacak ki...
 
Galvaniz metalin ömrünü uzatır işçinin ömrünü kısaltırmış. Metal parlar işçinin hayatı sönermiş. 28 Nisan'da işçi aileleri etkinliğine gelen Ankaralı arkadaşlarımız çalışırken can güvenliklerinin olmadığını söylemişlerdi. Eylül başladı Orhan Karakoç işten atıldı. Neden mi? Asit dumanı ve kimyasal solumayalım, sağlıklı çalışalım dedi diye. İşçi Sağlığı Meclisi üyesi Orhan OSTİM'de bulunan Taşgök Galvaniz önünde direniyor...  
 
Ve iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin/ yaralananların aileleri... Anne, baba ve kardeşlerimizin mücadelesi adliye binalarının önünde ve artık her ayın ilk pazar günü Galatasaray Lisesi önünde yapacakları "Vicdan ve Adalet Nöbeti" ile sürüyor. Aileler hukuki mücadele sürecini anlatıyor ve bir dava süreci kamuoyu ile ayrıntısıyla paylaşılıyor. 16 Eylül'de Fatıma Aldal davasını avukatı, eşi anlatmış; kendisi de camdan düşerek yaralanan Minire İnal ev işçilerinin çalışma koşullarını dile getirmişti. 7 Ekim'deki nöbette ise söz sırası Zonguldaklı madencilerde... 

Mesleğin haritası bedenimizde çizilidir: "Çalışmak sağlığa zararlıdır" - Ertuğrul Bilir 

Adınız Mustafa … Türkiye’de kurulmaya çalışılan nükleer santraller, itirazlara rağmen hayata geçmiş… Nükleer reaktör bakımı yapan taşeronda çalışan 28 yaşında bir işçisiniz… Santralin yıllık bakım zamanı geldiğinde, 10 günde tamamlanması gereken bakım çalışmaları, verimlilik ve maliyet hesabıyla 5 günde tamamlanmaya çalışılıyor… Reaktörün doğrudan radyoaktiviteye maruz bölümlerinde bakım yapacak işçilerden birisiniz… Yıllık olarak maruz kalacağınız limit yasal olarak belirlenmiş; ama yöneticileriniz maruz kaldığınız radyasyonu ölçen dozimetreyi tehlikeli bölgeye girerken dışarıda bırakmaya sizi zorluyor… Acele çalışmaktan kaynaklı bir sorun nedeniyle radyasyona maruz kaldınız… Bu olayı kimseye bildirmeme baskısıyla karşılaşıyorsunuz… Yönetime bağlı çalışan işyeri hekimi “intihara meyilli olduğunuz için tehlikeli bölgeye bilerek girdiğinizi” rapor ederek suçu size yıktı… Yıllık yasal radyasyona maruziyet sınırını geçtiğiniz için, çalıştığınız taşeron firma tarafından işten çıkarıldınız, yerinize benzer şartlarda çalışacak başka işçi alındı… 35 yaşında kanser oldunuz… Yaşadığınızın iş kazası olduğunu, hastalığınızın maruz kaldığınız radyasyondan kaynaklandığını kanıtlayacak belgeler ortadan kaldırıldığı için meslek hastalığını kanıtlayamadınız… Sizce, işyerinde kurulan iş ilişkisi iki özgür bireyin, koşullarını serbestçe belirleyerek kurdukları eşit bir ilişki midir? Peki, işyerinde yaşanan bir kazada sorumlu kimdir? Sigortanın yaptığı ödemeler ile işverenin (eğer mahkum edilirse) ödeyeceği tazminatlar oluşan acıları ne kadar tazmin edebilir? Bilerek ölümlere yol açan yöneticilerin cezasızlığı adil midir? İş müfettişleri, işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, bilim insanları bu süreçte görevlerini ne kadar yerine getiriyor? 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Kapitalizmin tam da göbeğinde 17 yıl erken ölmek… - G.Emre Gürcanlı
 
İlk okuduğumda çok çarpıcı gelmemişti. Paris kanalizasyon işçileri ülkede diğer çalışanlardan ortalama 17 yıl erken ölüyordu. Tipik bir istatistik değer gibi okudum, incelemeye başladım. Bir an durdum. 17 yıl… Bu yıl çocuğunuz olsa, 17 yıl sonra üniversitede okuyacak veya çalışma yaşamına katılacak. 17 yılda defalarca gülecek, ağlayacak, kızacak, küfür edeceksiniz. Yediklerinizi, gezdiklerinizi anlatacaksınız veya işten eve evden işe ailenizle birlikte küçük mutluluklarla da olsa yaşayacaksınız. Ama yaşayacaksınız… İyi veya kötü… Ama onlar yaşamıyor, böyle bir şansları yok…
 
Sonrasında aklıma, ilk çalışmaya başladığım zamanlarda kaldığım “bahçe kat” diye tabir edilen kiralık evim geldi. Sürekli kanalizasyon tıkanır ve taşardı, banyodan başlayarak evin içini tamamen kanalizasyon suları iki kez kaplamıştı ve her ikisinde de, saat akşam beşe doğru İSKİ’yi aramış, tam mesai bitimine hazırlanırken, evlerine gitmeyi düşünürlerken atlayıp gelmişlerde Bağlarbaşı’ndaki evime işçiler. Aklımda kalmış, eldivenleri eskiydi, ellerinden düşüyordu, aralarında en iri yarı olan İSKİ işçisi küfür edip eldiveni fırlatmış ve basınçlı su vermeden önce elleriyle tüm pislikleri temizlemişti hortum rahatlıkla girsin diye rögara. Çok çarpıcı gelmiş, iğrenmiştim, ben yaklaşamıyordum bile o pisliğe, koca elleriyle tüm pislikleri temizleyip beni iki kez kurtarmıştı işçi kardeşim. O da 17 yıl erken mi ölecek veya hala yaşıyor mu? Bunu Paris kanalizasyon sistemine yaptığım gezi sırasında düşündüm. Bir ara kendime gelemedim gerçekten. Acaba beni iki kez pislikten ve hastalıktan kurtaran, “mesai saati bitmek üzere” demeden, eski püskü eldiveni ve giysisiyle çalışan, o İSKİ işçisi hala yaşıyor mu? 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
 "UĞURLAR OLSUN" ile "GEÇMIŞ OLSUN" arasında sıkışan bir ömür - Berna Güler-Müftüoğlu 

Zonguldak maden emekçilerinin çalışma ortamı ve koşulları hakkında "-21. yüzyılda Zonguldak maden işletmelerinde çalışma hayatı: Bir kesit-Tek gerçek" konulu araştırmayı yapan ve yayınlayan Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Üyesi Yrd. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu ile araştırması üzerine Yönetim Kurulu Üyemiz Hürriyet Demirhan söyleşi yaptı. Bize zaman ayırdığı için Berna Güler Müftüoğlu‘na teşekkür ediyoruz. Söz konusu araştırma internet sitemizde yeralmaktadır.
 
Bize Zonguldak kömür işçileri üzerine yaptığınız araştırmayı kısaca anlatır mısınız?
 
2009 yılında M.Ü. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü son sınıf öğrencim bir maden işçisi ailenin kızı olan Bağdagül Tanış bitirme tezini Zonguldak maden işletmelerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği üzerinde yapmaya karar verdi. Benim de çalışmalarımın büyük bir çoğunluğu olguları yerinde gözlenmek ve gerçekliği ortaya çıkarmasını içermektedir. Öğrencimin de bu çabayı paylaşıyor olması beni çok mutlu etmişti. Öğrencime destek olmayı istemem ile birlikte her ikimizin de hayatımızda edindiğimiz en olağanüstü tecrübe ve bilgi birikimine sahip olduğumuzu ifade edebilirim.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Çalışırken ölmek istemiyoruz – Ünzile Şen

Aşırı-yoğun-fazla çalışmaktan yani işten kaynaklanan ölüm anlamına gelen karoshi, ilk kez 1970’li yılların sonlarında Japonya’da tanımlandığı için literatürlere Japonca olarak geçmiştir. Karoshi, 4 hafta ya da daha uzun sürede, haftada ortalama 65 saat ve üzeri ya da 8 hafta ve daha uzun sürede, haftada 60 saat veya üzeri çalışma sonucu, aşırı iş yükü ile beraber, hipertansiyon (yüksek tansiyon), ateriosklerozis (damar sertleşmesi) gibi sağlık sorunlarının biraraya gelmesiyle oluşan miyokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi akut kalp yetmezliği ve serebrovasküler (beyin-damar) hastalıkları sonucu ölüm ya da kalıcı çalışamama / kalıcı sakatlık durumu olarak tanımlanmaktadır. İlk karoshi vakası, 12 Aralık 1969 yılında Japonya’nın Osaka şehrinde, en büyük gazete şirketlerinden birisinin yükleme bölümünde çalışan 29 yaşındaki bir erkek işçinin felç sonucu ölümüyle raporlandırılmıştır. Ölümünden önce sağlıklı olmasına rağmen ayda 200- 250 saat çalışıp sadece ortalama 1.9 güne yakın izni olan bu işçinin çalışma koşullarına baktığımızda; düzensiz çalışma saatleri, yetersiz çalışan sayısı ile gazete baskılarını yetiştirme ve hatta dinlenme izni olmadan iki vardiya arka arkaya (yani 24 saat) çalışma şeklindedir. Bu konuya medyanın ilgisinin uyanması 20 yılı bulmuştur. 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Çalışan sağlığı, KKKA üzerine… - Dr. Cem Şahan

Dün OMÜ Tıp Fakültesinde, Acil servisinde asistan olarak çalışan meslektaşımızın KKKA’lı bir hastada kullanılan iğnenin batması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle komada olduğu haberiyle uyandım.

İçim acıdı..

Umarım sağlığına kavuşur.

Bu konuda sağlık çalışanın sağlığı konusunda yıllarca süren, bir ihmal halen devam etmektedir.

Geçenlerde bir arkadaşım ihale Kanununa göre alınan enjektörlerin ne kadar, kullanılmaz olduğunu söylüyordu.

En ucuz, Çin malı medikal gereçlerin kullanım riskleri konusunda önemli bir denetim yapıldığını da sanmıyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Daha kaç kişi ölmeli? - Set İşçileri

Bu 3 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir olayın iç yüzüdür...

20 Ağustos Pazartesi gecesi (Bu resmi tatil olan Ramazan Bayramı'nın ikinci gününe denk gelmektedir) Beykoz da bulunan eski Sümerbank'tan (şu an birçok dizi setinin platosu olarak kullanılmaktadır) gece saat 01.00'de Aytaç Sevim ve ekibi evlerinin bulunduğu İzmit'e dönmek için yola çıktıktan sonra Sultanbeyli civarında park halindeki bir kamyona çarpmIş ve bu kaza 3 kişinin ölmesi ile sonuçlanmıştır. Araçta bulunan diğer 3 kişi ise ağır yaralı halde Pendik Marmara Hastanesi'nde yatmaktadır.
 
Olayın arka planı ise şöyle; araçta bulunan bu 6 şahıs Eflatun filme ait yeni sezonda TRT 1'de yayınlanacak olan "Şubat" adlı dizinin setinde dekor işçisi olarak çalışan işçilerdir. Fakat normalde değişik branşlarda inşaat işçiliği yapan ustalardır. Memleketleri İzmit'te de bu işi yaparak hayatlarını sürdürmektedirler. Eflatun Film'de sigortaları bulunmazken İzmit'te başka bir firmada kayıtlarının olduğu bilinmektedir.
Yazının devamını okumak için tıklayınız... 

İnşaat Emekçilerinin Cinayetlerine SON! - Recai Gerçe

Bugun 25 ağustos 2012 ben bugun bır cınayetı gordum ve tanıklık yapmak ıstıyorum. Cınayet mevkı adana ılkkahramanlar ınsaat ltd.şti kurban yanı oldurulen kısı cemal Özbek ölüm saati 10:50-11:05 arası ölüm şekli hıçbır guvenlık onlemının alınmadıgı ınsaatta 10,kattan toprak zemıne yuzukoyun duserek yasamını yıtırdı. Belkı guvenlık alınmıs olsaydı mesela ınsaatın etrafında tel kafesler ve guvenlık halatı gıbı onlemler alınmıs olsaydı Cemal enfazla ya tel kafese dusecek yada guvenlık halatında askıda kalacaktı ama olmeyecektı. En buyugu yedı yasında olan uc cocuguda babasız kalmayacaktı. Ben ılkokul 3.sınıfta kaybetmıstım babamı ve bugunde bır baba olarak bu olumun acısını zıhnımın derınlıklerınde hıssedebılıyorum. 

Yanı acı cok yakında aynı tablanın ustunde beraber calısıyorduk Cemal’le ben tablanın bosluklarını kapatıyordum Cemal gıl ıse ıkı metre onumde kendını sonsuzluga goturecegını bılmeden o haın kolon demırını baglıyorlardı hemen yanımdan gectıler ve arkamda duran bos kolona kolon demırını dıkmek ıcın .Okadar anlık oldukı bır feryat ve bagırısmayla ırkıldım elımdekı keserı kaldıramadım bıle arkamı dondugumde yana yatmıs kolon demırı ve asagı baktıgımda yere yuzukoyun kapanmış Cemal’i gordum.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Galvaniz: Cehennemin öbür adı - OSTİM İşçi Sağlığı Meclisi

“Galvanizle metalin ömrü uzar, işçinin ömrü kısalır.”
“Galvenizle kaplanan metal parlar, işçinin hayatı söner.” (Galvaniz işçileri)

İş tanımı:
Sıcak galvaniz. Metal malzemelerin oksidasyon, korozyon vbye karşı dayanıklılığını artırmak ve ömrünü uzatmak üzere galvanizle kaplanması.

Kısa iş akışı:
Kamyonla yığın halinde gelen metal malzemeler indirilir. Cinsine, ebatına göre ayrılır. Zincirlenir veya kancalara asılır. Malzemeler oradan vinç kancalarına takılan sallara halat veya tellerle bağlanarak üzerlerindeki pas, toz ve pislikten arındırmak için asit tankına gider. (Bazı atelyelerde yağlı metal malzemeler önce yağ çözücü sıvı tankına sokulur.) 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yakınları nöbette!

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri, yakınları başlattıkları “Adalet ve vicdan nöbeti” için oturma eylemlerine devam ediyor. Ayda bir kez yapılacak şekilde devam edecek oturma eyleminde bu hafta geçtiğimiz yıl çalıştığı evde camdan düşerek yaşamını yitiren ev işçisi FatIma AldaL, set işçisi Selin Erdem ile Esenyurt ve Davutpaşa’da yaşanan iş cinayetlerinde sorumluların yargılanması için adalet talebi yinelendi.

“Bu düzen devam ettiği sürece insanlar ölecek”
Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşen oturma eyleminde yakınlarını kaybeden ailelerin ve avukatlarının yanı sıra ilk sözü gazeteci Melek Ulugay aldı. Ulugay, “İş dallarında insanlar ölüyor, basit kaza olarak nitelendiriliyor. Sorumlular bulunmuyor, cezai hükümler yerine getirilmiyor. Bu düzen bu şekilde devam ettiği sürece insanlar ölmeye devam edecek. Suçlular ceza almalı” dedi.
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
Ağustos ayında en az 71 işçi hayatını kaybetti - İİSİG Meclisi 

Dizi setleri, inşaatlar, madenler, fabrikalar, elektrik direkleri ve ölüm yolculukları…

İş cinayetleri kadın, erkek demeden, ülkemizin dört bir yanında Ağustos ayında da devam etti. Yazılı, görsel, dijital basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla Ağustos ayında en az 71 işçi hayatını kaybetti…  

Mevsimlik tarım işçileri yollarda ölüyor… İnşaatlar ve enerji sektörüne dikkat!

Yaz mevsimi devam ediyor tarım-orman işçilerinin ölüm haberleri giderek artıyor. Sektörde bu ay 18 işçi hayatını kaybetti. Muğla’da orman yangınını söndürme çalışmalarını yürüten helikopter düşerek yandı ve 5 işçi aramızdan ayrıldı… İnşaatlarda çoğunluğunu düşmelerin neden olduğu 14 ölüm yaşandı… Enerji sektöründe ise dört bir yandan elektrik çarpması haberleri geldi. Ağustos’ta 9 arkadaşımız hayatını kaybetti… Madenlerde ve büro-eğitim-sinema sektöründe 6’şar, nakliye ve metalde ise 5’er arkadaşımız aramızdan ayrıldı… 
Yazının devamını okumak için tıklayınız...
 
 
Yangın Kulesi Aylık E-Bülteni İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  Meclisi tarafından çıkarılmaktadır... 
 
Meclis hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız...
 
Her türlü katkı, görüş ve eleştri için: guvenlicalisma@gmail.com
 
Twitter hesabı: http://twitter.com/guvenlicalisma
 
Facebook hesabı: http://www.facebook.com/guvenli.calisma
" /> İşçi Sağlığı ve Güvenliği Mücadeleleri Filizlenirken... / Yangın Kulesi - 19 Eylül 2012 - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Mücadeleleri Filizlenirken... / Yangın Kulesi - 19 Eylül 2012

İşçi ölümlerinin mevsimi, yaz tatili yok. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Temmuz'da en az 110, Ağustos'ta en az 71 işçi arkadaşımız hayatını kaybetti... Onları geri getiremeyeceğiz ama "Ölenleri an, kalanlar için mücadele et" şiarımızı gerçekleştirmek için mücadele edeceğiz. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak bizler Davutpaşa, Tuzla tersaneleri ve kot kumlama işçilerinin yaktığı direniş ateşinin İstanbul başta olmak üzere ülkemizde yeşermesi mücadelesinin mütevazi adımlarını atmaya çalıştık. İnternet sitesi, e-bülten, aylık iş cinayetleri raporu, alan raporları, işçi aileleri ile dayanışma ve etkinlikler bu adımların başlıcaları...