EDP: İş kazası değil, cinayet!

24 Temmuz Salı günü, Saat 11.00'da Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Küçükçekmece Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptı ve suç duyurusunda bulundu: 

Basın Açıklaması
 
İstanbul Avcılar'da, Metrobüs bağlantı yolu söküm çalışmaları sırasında çökme olmuş, sökümde çalışan işçilerden Yakup Kavak köprünün parçaları altında kalarak ölmüştür. Hasan Güney, Adem Yıldırım ve Nurten Menekşeler adındaki üç işçi ise yaralanmıştır.
 
Köprü söküm çalışmasını hiçbir mühendislik hizmeti almadan, kara düzen bir yıkım olarak gerçekleştiren sorumlular bir işçinin ölümüne ve üç işçinin yaralanmasına sebep olmuşlardır.
 
Yasal mevzuata göre, üst ve alt işveren iş yasasından kaynaklanan tüm yükümlülükleri birlikte taşıdıkları gibi; Yasanın zorunlu kıldığı güvenlik tedbirlerinin alınmamasından da birlikte ve beraber sorumludurlar. Bu durumda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve müteahhit firması iş cinayetlerinden doğrudan sorumludur.
 
Türkiye’nin de üyesi bulunduğu Uluslararası çalışma örgütü ILO’nun yayınlamakta olduğu iş kazaları ile ilgili karşılaştırmalı raporlara göre, Türkiye son yıllarda iş kazalarında artan işçi ölümleri ile (ki bu sigortalı işçileri kapsayan bir araştırmadır) 82 ülke arasında, Cezayir ve El Salvador’dan sonra sonra üçüncü sırada bulunmaktadır. AB istatistiklerine göre de, Türkiye’de iş kazalarında ölen işçi oranı AB ortalamasının yedi katıdır.
 
Sadece kayıtlı çalışan işçiler bakımından değerlendirildiğinde bile, ülke ekonomisini büyümekle övünen siyasi iktidarın, işçi ölümlerinde kimseye kaptırmadığı bu derecelerden utanç duyması gerekir.
 
AKP iktidarının ekonomik alandaki sözde başarısı, büyük kentlerin yaşam alanlarının pazarlanmasında ve emeğin değersizleşmesini sağlayan uygulamalarıyla sağlanmaktadır. Başta İstanbul olmak üzere, büyük kentler gökdelen ve AVM'lerin sultası altına girmektir. TOKİ marifetiyle yaratılan çarpık kentleşme AKP'nin rant dağıtım organizasyonu işlevini de görmektedir.
 
Kentin yarattığı değerleri ve cazip yaşam alanlarını uluslararası sermayeye peşkeş çeken, en gözde mekanlarda AVM ve hipermarketlerin kurulmasına izin veren AKP iktidarı onbinlerce esnafın da işsiz kalmasına yol açmış; kentlerin tapusunu sermayeye teslim etmiştir.
 
Sermayeyi yücelten ve emeği hor gören AKP zihniyetine bir an önce dur denilmelidir. Emeğe, insana ve doğaya düşman olan AKP iktidarına karşı; emek, barış, demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi daha da önem kazanmaktadır.
 
Suç Duyurusu Dilekçesi
  
KÜÇÜKÇEKMECE CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA
 
MÜŞTEKİ :
 
SANIKLAR :1-İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
 
2-TAŞERON FİRMA VE DİĞER SORUMLU SANIKLAR
 
KONUSU :Kasten adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs, yaralamak ve görevi ihmal.
 
AÇIKLAMALAR :
 
1-İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapımı sürdürülen ve yüklenici firmaya ihale edilmiş bulunan Metrobüs Beylikdüzü inşaatı çalışmaları esnasında;
 
15.07.2012 tarihinde devam ederken; Metrobüs bağlantı yolu söküm çalışmaları sırasında çökme olmuş ve Sökümde çalışan işçilerden Yakup Kavak köprünün parçaları altında kalarak ölmüştür. Yaralanan işçiler Hasan Güney ve Adem Yıldırım Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Nurten Menekşeler ise Avcılar’daki özel bir hastanede tedavi altına alınmıştır.
 
2-4857 Sayılı iş Yasası hükümlerine göre, üst ve alt işveren iş yasasından kaynaklanan tüm yükümlülükleri müteselsilen taşıdıkları gibi; Yasanın zorunlu kıldığı güvenlik tedbirlerinin alınmamasından da birlikte ve beraber sorumludurlar.
 
3-Türkiye’nin de üyesi bulunduğu Uluslararası çalışma örgütü ILO’nun yayınlamakta olduğu iş kazaları ile ilgili karşılaştırmalı raporlara göre, Türkiye son yıllarda iş kazalarında artan işçi ölümleri ile (ki bu sigortalı işçileri kapsayan bir araştırmadır) 82 ülke arasındaki yarışta Cezayir ve El Salvador’dan sonra üçüncü sırada bulunmaktadır. AB istatistiklerine göre de, Türkiye’de iş kazalarında ölen işçi oranı AB ortalamasının yedi katıdır.
 
Sadece kayıtlı çalışan işçiler bakımından değerlendirme yapıldığında bile, ekonomisi büyümekte olan ülke olmakla övünen siyasi iktidar açısından, işçi ölümlerinde kimseye kaptırmadığı bu derecelerin utanç verici olması gerekir.
 
İş yasaları ve cezai yaptırımların iş kazalarında sorumluluk esasları bakımından yetersizliği, önü alınamaz bir şekilde ve en ilkel tarzda ölümlerle sonuçlanan bu kazaların en önemli sebebidir. Yargının yavaş işlemesi, verilen cezaların yetersizliği, iş kazaları ile ilgili yapılan soruşturma ve tazminat davalarının uzun sürmesi ve çoğu işlevsiz şekilde sonuçlanması, işverenlere ve tüm sorumlulara cesaret vermektedir, Düşük maliyet ve ucuz eğitimle ve gerçek bir kontrol mekanizmasının işletilmesi ile bile önüne geçilebilecek bu kazaların bir kaza olarak algılanmaması gerekmektedir. İş kazalarında ölümlerin göz göre göre artmasından artık işverenin sorumluluğunun taksir sorumluluğundan çıkarılıp kast sorumluluğuna dönüştürülmesi şarttır. Caydırıcı olmayan yasal tedbirlerle iş kazalarının önüne geçilemeyeceği açıktır.
 
Bir köprünün yıkımı esnasında alınması zorunlu herkesçe bilinen sıradan bir tedbirin bile alınmaması bu konuda ihmale düşülmesi ile değil ancak kasıtla açıklanabilir.
 
Bu anlamda da, gerek ihale şartnamesini düzenlerken yüklenici firmaya işi veren ve sözleşmesine iş güvenliği ile ilgili zorlayıcı tedbirleri ve hükümleri koymamakta beis görmeyen Büyükşehir Belediyesinin ve hem de yüklenici firmanın işçi ölümleri ve yaralanmalarından dolayı kasten adam öldürmek ve öldürmeye teşebbüs etmekten yargılanmaları gerekmektedir.
 
SONUÇ VE İSTEM: Savcılığınızın adı geçen olayla ilgili gerekli tahkikatı biran önce yaparak ismini bildiğimiz, bildirdiğimiz ve bildiremediğimiz tüm sorumlular hakkında; kasten adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs etmek ve görevi ihmal suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmaları için kamu davası açılması yönünde soruşturmaya başlamasını talep ederiz.