"Avcılar'da Metrobüs çalışmalarında kaza, Metrobüs Köprüsü çöktü, 1 işçi hayatını kaybetti". Pazar günü bu haber ile sarsıldı İstanbul, Haberlerde altını çizerek söylenen kelime ölenin bir işçi olmasıda dikkat çekiciydi . Bir insan ölmedi, bir işçi öldü. Ölen Kadir Topbaş veya Recep Tayyip Erdoğan'ın ailesinden bir kişi olsaydı bu şekilde mi yankı uyanırdı. Suçlular derhal bulunup cezalandırılmazmıydı.
Demokrasilerdeki eşitlik ilkesi yalanı heryerde herzaman karşımıza çıkıyor. "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları her yerde her koşulda eşit haklara sahiptir", Kuyruklu bir yalan.
Gelelim Avcılar'da inşaatı devam eden metrobüs çalışmlarına. Ben Ali Cantaş yani bir "Vatandaş" olarak İBB : İstanbul Büyükşehit Belediye Başkanlığını, Kadir Topbaş'ı, ALO 150 veya diğer adı ile BİMER/Başbakanlık İletişim merkezi üzerinden Devleti resmi yollardan defalarca uyardım.
Sayın devlet: "Ben sizlere 15 aydır devam eden inşaatın her yönü ile tehlike arzettiğini hiç bir güvenlik önleminin alınmadığını, işi yapan frmanın dokunulmazlık kalkanı altında hiçbir güvenlik önlemi almadığını, yayalar, araçlar ve çalışan işçilerin her saniye ölüm ile burun buruna olduğunu yazdım, fotoğraflar gönderdim. Bıkmadan yazdım telefon açtım. aldığım cevap hep aynı oldu.
"Sayın AC Bildirmiş olduğunuz konu üzerine müteahit firma uyarıldı, İBB alt yapı koordinatörü Sn. YB bey bilgilendirildi, gerekli tüm önlemler alındı, hiçbir sorun yoktur"
Resmi tüm cevaplarınızın cevapları tamamen bu şekilde. Her size müracat ettiğimde bana aynı cevabı gönderdiniz, buna Başbakanlık Danışma birimi dahil. Blog sayfamda bu konuyu defalarca yazdım. Umrunuzda mı? Ölen sadece basit bir işçi, ölen sizlerden biri değil ömrünün son deminde olan yaşlılarınız da değil. Bir İşçi.
Geçen hafta başlayan Avcılar Metrobüs Köprüsü söküm çalışmalarını gördükçe, bir mühendis olarak isyan ettim, İsyanımı İbb beyaz masaya defalarca uyarı göndererek dile getirdim, inşaatta çalışanları uyardım, fakat kimsenin umurunda değil. İbb Beyaz masa her seferinde bana cevap dönüleceğini yazdı durdu , onlarca müracatım karşısında tek bir cevap tek bir güvenlik önlemi ve uyarı alınmadı.
Tüm bu uyarılara rağmen bir haftada 3 büyük kaza meydana geldi. Pazar günü meydana gelen çökme ise saati itabariyle tam bir şanstı. Tonlarca ağırlığındaki köprü bir metrobüsün geçişi sırasında da çökebilirdi.
İşyerimin konumu itibari ile yapılan çalışmları çok net görebiliyorum. Nasrettin hoca misali bindikleri dalı kesiyordu işçiler, onlar emir kulu onları yönlendiren yetkililer fazla masraf olmasın mantığı ile hiçbir güvenlik önlemi anlmadan, köprü kolonlarının birini çelik halat ile bir vinçe bağlamadan, köprünün metal bloklarını oksijen kaynağı ile kestiler. Cumartesi günü öğleden sonra başlayan bu kesim işi açık ve net olarak tehlikenin boyutunu gösteriyordu. Bindikleri dal kesiliyor, altan araçlar ve insanlar geçiyordu.
Yayalar ve binlerce araç, söküm yapılan köprülerin altından geçiyor, dozer beton kırıcıyı kullandıkça taş parçaları sağa sola sıçrıyordu. Yayalar dozerler ile dans ederek metrobüs durağına ulaşmaya çalışıyorlardı. Gümüşpala mahallesi sakinleri metrobüsü ve otobüsleri kullanmak için E5 karayolundan araçların ve inşaatların arasından yürümek zorunda kalıyordu. Anlıyacağınız haftalarca süren tam bir rezalet ve umursamazlık hakimdi.
Sonunda ölüm oldu ve ses geldi. "Avcılar'da metrobüs inşaatında kaza". Bir anda ülkenin ilgi odağı oldu Avcılar ve Metrobüs. Sn Kadir Topbaş'ı defalarca Avcılar ve Beylikdüzü'ne davet ettim, İbb beyaz masa aracılığı ile davetimizi yineledim, gelmedi. Fakat bir işçinin ölümü, horon tepen Kadir Topbaş'ın Metrobüs ile Avcılar'a gelmesine vesile oldu. Ama o işçi göremedi başkanın geldiğini, kendisi için geldiğini bilemedi. Hiç bir zamanda bilemeyecek.
Bile bile insanları ölüme götüren İstanbul büyükşehir belediyesi suçludur, Başkanı suçludur, devlet suçludur ve sorumluları cezalandırılmalıdır.
Ölen vatandaşımız hükümet kanadından veya Akp den biri olsaydı ne olurdu?
Size soruyorum" Vatandaşı" korumakla yükümlü olan sayın DEVLET; Cevap verecekmisiniz?
Umarım Bu soruyu sorabilecek vatandaşların sayısı artacaktır.
Saygılarımla,
Not: Bütün bu çalışmaların fotoğrafları bende mevcut, eğer duyarlı bir savcımız çıkarsa kendilerine sunarım, bir çoğunu blog galerilerimde yayınladım.