Esenyurt'ta yaşamını yitiren işçilerden Abdullah Demir'in abisi Mustafa Demir, "Adaletin yerini bulmasını, sorumluların yargılanmasını istiyorum" dedi.

Yaşamını yitiren işçilerden Ahmet Keskin'in yeğeni Mehmet keskin, amcasının ölümü için kader diyenlere, “Amcamın ölümü madem ki kaderdi, yanarak mı ölecekti. Lanet olsun Türkiye'ye ve adalet sistemine” diyerek sitem etti.

Ahmet Keskin'in yeğeni Rüstem Keskin ise amcasının ölümünün kader olmadığını, kendisiyle birlikte çalıştığını belirterek "O şantiyede ben de çalıştım amcamla, oradaki iş sistemi, çalışma sistemi çok berbattı. Kablolar çıplaktı, suya değdiği zaman çatırdayıp duman çıkıyordu resmen, dört kez yangın çıktı. Beşincisinde amcamlar yaşamını yitirdi" dedi.

'BİRÇOK KEZ ŞANTİYE ŞEFİNE DURUMU BİLDİRDİM' 

Keskin, "Şantiyedeki durumu kaç kez şantiye şefine usta başına bildirdiysem de bir şey değişmedi, herkes para yiyor, para yedikleri için de hiç biri kontrol etmedi; sustu, göz yumdu. Esenyurt Belediyesi ne kendi geldi, nede bir yetkili gönderdi kontrol etmek için" diye konuştu. 

'DAVANIN MÜDAHİLİYİZ'

Davanın müdahili olacaklarını söyleyen İşçi Ölümlerine Son Platformu ise yaptığı açıklamada "İstanbul Valisi Hüseyin Avni MUtlu, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Neden önlem almamış? Çevre ve Şehircilik'ten sorumlu, inşaatlarda ve sellerde ölenlerden sorumsuz Bakan Erdoğan Bayraktar nerede? 11 ölümün ardından sorunu kapılarda bulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik nerede? Eğer işçilerden yanaysa neden bugün buraya gelip katillerin karşısına çıkmıyor, lehimize şahitlik yapmıyor” diye sordu.

Devrimci işçi hareketi de bir açıklama yaparak, Esenyurt'ta yaşanan iş kazası değil cinayettir katiller yargılansın dedi.

ETHA
 
Esenyurt davası 14 Eylül'e ertelendi
 
Esenyurt'ta 11 işçinin yanmasıyla ilgili ana taşeron firma Kayı İnşaat'ın, ailelere yardım amacıyla 200 bin TL verdiği, isterseniz dava açın dediği ancak sonrasında dava açmamaları için kağıt imzalattığı ortaya çıktı.
 
Esenyurt'taki Marmara Park AVM inşaat şantiyesinde 11 işçinin yanarak yaşamını yitirmesiyle ilgili davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya 5'i tutuklu 11 sanık katıldı. 2 sanık ise gelmedi. Duruşmada yaşamını yitiren işçilerden bazılarının aileleri ile avukatları da hazır bulundu. İşçilerden Seyfettin Topal, Ahmet Keskin, İsa Topal, Hakkı Yağal, Barış Kıyak ve Abdurrahman Demir'in aileleri, duruşmada şikayetçi olduklarını bildirdi. 

Duruşmanın başında ÇHD ve İşçi Ölümlerine Son Platformu müdahillik talebinde bulundu. Daha sonra iddianamenin okunmasından sonra, sanıklardan alt taşeron firma Kaldem'in demirci ustaları Sezgin Atalay ve Arif Korkmaz, 3 aydır yevmiye ile çalıştıklarını, sadece işçi olduklarını ve hiçbir görev ve sorumluluklarının olmadığını söyledi. Atalay ve Korkmaz, avukatların sorusu üzerine çalıştıkları süre boyunca hiçbir işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitim almadıklarını belirtti. 

İŞ MÜFETTİŞLERİ GELDİ ÇADIRLARI GEZMEDİ

Sanıklar Kaldem'in hakediş mühendisi Kaan Akarsu, saha mühendisi Hikmet Tezcan, inşaat sahası iş güvenliği koordinatörü Cem Yıllar ise sorumluluğu kabul etmedi. Sanıklar, kendilerinin işçilerin kaldığı ve kamp alanı olarak tanımlanan çadır bölgesinden sorumlu olmadıklarını ileri sürdü. Cem Yıllar, ayrıca yangından bir süre önce Çalışma Bakanlığı'na bağlı iş müfettişlerinin şantiyeye geldiğini ancak kamp alanına gitmediğini söyledi. Cem Yıllar'ın avukatı ise asıl sorumluların Marmara Park, Kayı İnşaat, Belediye, Kaymakamlık ve Çalışma Bakanlığı olduğunu kaydetti. 

Ana taşeron firma olan Kayı İnşaat ile sözleşmeleri gereği iş güvenliği konusunda danışmanlık hizmeti veren Mirateks firmasının iş güvenliği uzmanı Ömer Faruk Önal, zaman zaman denetim yaptığını ve bulduğu eksiklikleri rapor olarak şirket yetkililerine verdiğini söyledi. Önal, savcının eksiklikler giderilmediği durumda ne yaptığı sorusunu ise yanıtsız bıraktı. Önal, sadece denetleme görevi olduğunu, yaptırım gücü olmadığını belirtti. 

İddianamede, sünger yatakları çadır girişindeki ranzaya istifleyerek yangına sebebiyet verdiği ve tek çıkışı olan çadır kapısında kaçış imkanını ortadan kaldırdığı belirtilen Kadir Altun, çadırların yapımı sırasında orada çalışmadığını söyledi. Altun, yatakların istiflenmesiyle ilgili ise şunları anlattı: "Olayın olduğu gün çadırların girişinde yatak var dediler. Ben de 'uygun bir yere koyun, eski olanları da atın' dedim." Altun, sorular üzerine bu talimatı yaşamını yitiren Barış Kıyak'a verdiğini iddia etti. 

Kaldem taşeron firmanın sahibi Abdullah Altun, yangının sabotaj olduğunu iddia etti. Altun, bir aydır tehdit telefonları aldığını ileri sürerken, avukatının bu tehdit telefonları ile ilgili inceleme yapılması yönünde herhangi bir talebinin olmaması dikkat çekti.

Abdullah Altun, 26 yıldır inşaat işinde olmasına rağmen yanmayan çadır diye bir şey bilmediğini ileri sürdü.

TERCÜMAN AVUKAT ÇIKTI

Marmara Park A.Ş'nin Genel Müdürü Andreas Michael Hohlmann, İngilizce tercüman eşliğinde ifade verdi. Hohlmann, hiçbir sorumluluğu kabul etmezken, tercümanın, müşteki avukatların ısrarlı soruları üzerine, sanık avukatların bir kısmının da çalıştığı Hergüer Hukuk Bürosu'nda avukatlık yaptığı ortaya çıktı. Bunun üzerine mahkeme heyeti, tercüman İpek Bozkurt'un yerine başka bir tercüman atanmasına karar verdi. 

'BUNLARIN BAŞLARINDAN ŞİKAYETÇİYİM'

Duruşmada aileler de şikayetçi olduklarını belirtti. Yaşamını yitiren Seyfettin Topal'ın ağabeyi İdris Topal, 11 işçinin yaşamını yitirdiği yangından önce de yangın çıktığını ve söndürüldüğünü belirterek, sonrasında önlem alınmadığını kaydetti. 

Ahmet Keskin'in ağabeyi Rüstem Keskin, "Bunların başlarından davacıyım. Belediyesi yok, şeyisi yok" dedi. 

İsa Topal'ın babası Nadir Topal, sanıkların hepsinin sorumluluğu üzerinden attığını belirterek, aynı yerde kalıp ustası olarak çalıştığını, aynı çadırlarda kaldığını, yatakları Kadir Altun'un kendisinin istiflediğini, elektrik sobası, aydınlatıcı, müzik aletleri, şarj aletleri gibi bütün elektriğin tek bir kablodan alındığını söyledi. Altun, iş güvenliği eğitimi almadıklarını da ifade etti. 

Hakkı Yağal'ın resmi nikahlı olmayan eşi Selma Yılmaz, eşinin sürekli çadırların sağlıksız ve pis olduğunu söylediğini aktardı. 

DAVA AÇMAYIN DİYE KAĞIT İMZALATTILAR

Barış Kıyak'ın kardeşi Damla Kıyak, Kayı İnşaat'ın kendilerine 200 bin TL verdiğini ve bunu yardım amaçlı verdiklerini, isterlerse yine dava açabileceklerini söylediklerini aktardı. Kıyak, ancak parayı verdikten sonra anne ve babasına dava açmamaları için kağıt imzalatıldığını söyledi. 

Ailelerin avukatlarından Fatma Hapikoğlu, denetleme sorumluluğunu yerine getirmeyen Belediye, Çalışma Bölge Müdürlüğü müfettişlerinin de sorumlu olduğunu söyledi. Hapikoğlu, resen sorumlulukları tespit edilecek kişilerin soruşturmaya dahil edilmesini istedi.

Av. Mehmet Ali Ada, hazırlık soruşturmasının tam yapılmadığını belirterek, Marmara Park, Kayı İnşaat, Kaldem İnşaat, Desat, Mirateks, Tepas, Sanı Yapı firmalarında sorumlu kişilerin listesinin Ticaret Sili Memurluğundan istenmesini ve Marmara Park Genel Müdürü'nün tutuklanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, avukatların Marmara Park Genel Müdürü'nün tutuklanması talebi dışındaki taleplerini kabul etti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi ve duruşmayı 14 Eylül'e erteledi.

Bu arada, İşçi Ölümlerine Son Platformu, duruşma sırasında adliye önünde eylem yaptı. "AVM'ler yükseliyor, işçiler ölüyor. Hesabını soracağız" yazılı pankartın açıldığı eylemde, "İşçi ölümlerine son" sloganı atıldı. Avukat Erman İlbasan, sanıkların esas sorumluları açıklamadığını söyledi. Eyleme EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ile yaşamını yitiren Ahmet Keskin'in ailesi katıldı.

ETHA
" /> 'Esenyurt'u unutmadık, unutturmayacağız' - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

'Esenyurt'u unutmadık, unutturmayacağız'

Esenyurt'ta Marmara AVM'nin inşaatında çalışırken kaldıkları çadırda çıkan yangında hayatını kaybeden işçilerin davasının bugün Bakırköy Adliyesi'nde başladı. Dava öncesi aileler, adliye önünde açıklama yaparak adalet istedi. Aileler adına yapılan açıklamada, "Bilirkişi raporunda ve İş Müfettişleri raporunda belirtildiği üzere denetim eksikliği, ihmal, kar hırsı ve işçinin hayatına kıymet vermemekten meydana geldiği açık. Cumhuriyet savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 13 kişi yargılanmakta. Marmara Park şirketinden Kayı inşaata KALDEM'den MİRATEK'e ve diğer sorumlulara kadar yargılamanın adil, etkin sürdürülmesi için elimizden geleni yapacağız" denildi.