Olayın ardından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Marmara Park A.Ş. Genel Müdürü Andreas Michael Hohlmann, alt yüklenici Kaldem Yapı'nın demir ustaları Sezgin Atalay, Süleyman Aslan ve Arif Korkmaz ile kalıpçı ustası Kadir Altun, Kaldem Yapı ortakları Mehmet Altun ve Abdullah Altun, Kaldem Yapı'nın hakediş mühendisi Kaan Akarsu, İş Güvenliği Koordinatörü Cem Yıllar, elektrik teknikeri Şaban Bakırcı, saha mühendisi Hikmet Tezcan ile ana yüklenici Kayı İnşaat şantiye şefi Erdal Gümüş ve danışmanlık hizmeti veren Miratek firmasının iş güvenliği uzmanı Ömer Faruk Gülmez sanık olarak yer alıyor. İddianamede denetim görevini yerine getirmeyen resmi makamlardan sorumluların yer almaması dikkat çekiyor. Dava kapsamında sadece Erdal Gümüş, Şaban Bakırcı, Abdullah Altun, Kadir Altun ve Cem Yıllar tutuklu olarak yargılanıyor.
Sanıklar hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak" ve "taksirle yangına neden olmak" suçlarından 2 yıl ile 23 yıl 6'şar ay hapis cezası isteniyor.
PATRONLAR ÖNLEM ALMADI
İddianamede, bilirkişi raporuna göre, işçilerin barınması için zaten uygun olmayan çadırlarda tek giriş-çıkış kapısı bulunması, acil çıkış kapısının olmaması, ranza ve üzerine istiflenmiş sünger yataklarının yanma sonucu devrilerek çıkış kapısını kapatması nedeniyle işçilerin kaçamadığı belirtiliyor.
Dosyada yer alan bilirkişi raporunda, yangın yönetmeliğinde belirtilen önlemlerin uyarılara rağmen alınmadığı ifade ediliyor. Rapordaki diğer tespitler ise şöyle:
-İşçilerin barınması için oluşturulan çadırlar hem sağlık ve güvenlik açısından uygun değil hem de çadırların üzerini örtmek için kullanılan polyester malzemeler ateşe dayanıksız. Çadırlar, Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik'te yer alan yangın güvenliği açısından kolay alevlenen B-3 sınıfı malzemeden imal edilmiş.
-Soğuktan korunmak için soğuk giren yerlerin battaniye veya benzeri tekstil ürünleriyle kapatılmış olması yangının yayılmasını hızlandırdı ve ortaya boğucu veya zehirleyici gazların çıkmasını arttırdı.
-Enerji dağıtım tesisleri yangın veya patlama riski yaratmayacak şekilde işletilmedi. Elektrik yangınlarından korumak amacıyla ana dağıtım panosu üzerine 300 miliamper koruma eşikli yangın rölesi takılmamış, topraklama hattı yok, çadırların içine elektrik dağıtan panolarda kaçak akım röleleri bulunmuyor, çadırların içinde kullanılan elektrik kablolarının yer yer bantla sarılı olduğu ve uygun ekleme yapılmadığı görüldü. Çadıra elektrik sağlayan sistem ile elektrik dağıtım kabloları cihazlar tarafından çekilen elektriği karşılayabileceği konusunda yetkili bir elektrik mühendisi tarafından düzenlenmiş herhangi bir evrak bulunmuyor.
-İşçilerin soğuktan korunması için uygun bir ısıtma sistemi yok, çadırların içinde yeterli miktarda otomatik ve seyyar yangın söndürme sistemleri bulunmuyor. İşçilere yangın eğitiminin verilmemiş.
-Çadırda 40 yatak vardı, bu sayı koğuş kapasitesinden fazla. Bu nedenle acil çıkış durumunda kaçış imkanı zorlaşmış. Çadırların içinde işçilere ait giysi dolapları bulunmadığı için işçilerin giysilerini çadıra gelişi güzel koyması ve yıkanmış giysilerini çadır içinde gerilen naylon iplere asması yangının yükünü arttırdı.
5 AY ÖNCE UYARILMIŞTI
Dava dosyasında Miratek adlı özel bir firmanın, yangından 5 ay önce, 21 Ekim 2011 tarihinde yaptığı denetim raporu da yer alıyor. Danışmanlık hizmeti veren Miratek'in raporunda şu tespitler bulunuyor:
-Kaldem koğuşlarının şev tarafındaki su yolunda bulunan elektrik kablolarının suyla teması engellenmelidir.
-Yatakhanelerde yeterli hava sürkülasyonunun olmadığı, koğuşta gereğinden fazla insanın yatırıldığı tespit edilmiştir.
-Koğuşları ısıtmak için elektrikli ısıtıcıların ranzalara bağlı olduğu ve her yatağın altında bir uzatma kablosunun bulunduğu, bu kabloların bazılarının ekli olduğu saptanmıştır.
-Koğuşlarda çay yapmada kullanılan semaverler, televizyonlar, ısıtıcılar, şarj aletleri olduğu tespit edilmiştir.
-Yangın sırasında koğuşların acil kaçış kapılarının olmadığı ve yangına karşı hiçbir önleyici önlemin alınmadığı tespit edilmiştir.
-Banyo ve tuvaletlerin mevcuda göre yetersiz olduğu ve buralara giden enerji kablolarının zeminden suların içinden geçerek gittiği tespit edilmiştir.
Raporda ayrıca, 20 Temmuz 2011 tarihli raporda belirtilen uygunsuzluklar konusunda hiçbir adım atılmadığı da belirtiliyor.
'İŞ CİNAYETİ DAVALARI 'OLASI KAST'TAN AÇILMALI'
İlk duruşma öncesi ETHA'ya konuşan ailelerin avukatlarından Erbay Yücak, iş müfettişlerinin raporuna göre iddianamenin düzenlendiğini ve sorumlu olarak gösterilen sanıkların bu doğrultuda belirlendiğini söyledi. Sorumluların bu 13 kişi ile sınırlı olduğunu düşünmediklerini belirten Yücak, "Ama kimlerin sorumlu olduğu konusunda birinci duruşmayı bekleyeceğiz. Tanık ve sanık ifadelerine göre beyanımızı ailelerin avukatları olarak zaman içerisinde sunacağız" dedi.
İş cinayeti davalarının çoğunlukla "Bilinçli taksirle insan öldürmek"ten açıldığını, bu davada da böyle olduğunu hatırlatan Av. Yücak, "Bu tür iş kazaları ya da iş cinayetleri davalarında genel olarak bilinçli taksir değil 'olası kast' olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu denetimsizlik ve ihmal nedeniyle olduğu için, sonucu da öngörülmüş hadiseler olduğu için olası kast düzeyinde değerlendiriyoruz. Denetim yapılmayınca olabileceği kesindir" diye konuştu.
'5 AY ÖNCESİNDEN UYARILMIŞTI, SONUÇ ÖNGÖRÜLMÜŞ'
Miratek firmasının, yangından 5 ay önce denetim yaptığını ve eksiklikleri tespit ettiğini hatırlatan Av. Yücak, "Bu eksiklikler giderilmezse bu sonucun ortaya çıkması öngörülmüş. Olası kastı doğuran maddi deliller de var dosyada" dedi.
İş cinayeti davalarında Davutpaşa'nın bir örnek oluşturduğunu, bu davada ailelerin idari kurumları merkezine alan bir adalet mücadelesi başlattıklarını hatırlatan Yücak, şöyle devam etti: "Davutpaşa davası, iş cinayetlerinin ve iş kazalarının tazminat sınırına hapsedilemeyecek, sorumluluğun yalnız işveren ve işverenin ustası sınırında ele alınamayacak bir muhtevada olduğunu açığa çıkardı. Bu süreç ulaşılabildiği kadarıyla diğer iş cinayeti davalarına da taşındı."
Av. Erbay Yücak, hukuk merkezli adalet mücadelesinin küçümsenmemesi ve hukukun mevcut sınırlarının zorlanması gerektiğini kaydetti. Yücak, OSTİM davasında mahkemenin idari kurumların sorumluluğunun tespit edilmesi için 3. bilirkişi raporu istediğini hatırlatarak, "Israr edilmeseydi bu olmazdı" dedi.
Av. Erbay Yücak, ailelerin yarın saat 10.00'da Bakırköy Adliyesi önünde basın açıklaması yapacağını da duyurdu, açıklama yapacak diğer kurum ve kuruluşların ailelerin mücadelesine güç vermesini istedi.
*Fotoğraflar bilirkişi raporu ve Miratek firmasının raporundan.
11 işçinin yanarak yaşamını yitirdiği Esenyurt davası yarın başlıyor. 5'i tutuklu 13 sanık arasında Marmara Park A.Ş'nin genel müdürünün yanı sıra demirci ve kalıpçı ustaları, elektrik teknikeri ve danışmanlık hizmeti veren iş güvenliği uzmanı da var... Esenyurt'taki Marmara Park şantiyesindeki çadırlarda çıkan yangında 11 işçinin ölümüyle ilgili dava yarın başlayacak. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan davada 5'i tutuklu 13 sanık hakim karşısına çıkacak. Marmara Park AVM inşaatının şantiyesinde kaba inşaatı üstlenen Kaldem Yapı şirketinin işçi barınma çadırlarında 11 Mart 2012 tarihinde akşam saatlerinde yangın çıkmış ve 11 işçi hayatını kaybetmişti. İtfaiye ekiplerinin raporuna göre, yangın, işçilerin kaldığı çadırın üzerinden geçen elektrik tesisat kablolarının kısa devre yapması ve oluşan elektrik arklarının sünger yataklarının üzerine düşmesiyle çıkmıştı...