Levent Üzümcü: Devlete mobbing davası açacağız

Samet Özçelik, yurttaş gazeteciliği çalışması olarak Emek Dünyası için Levent Üzümcü ile şehir tiyatrolarının özelleştirilmesini, Türkiye'yi, siyaseti ve hayatı konuştu.

Buluştuk. İlk gördüğüm anda içimden 'amma uzunmuş' dedim. Oturdu, çay söyledi. Çayından iki yudum aldı ve 'hemen başlayalım' dedi. Biraz sinirli gibi geldi bana. Her soruyu soramayacağımdan endişelendim. 'Acaba ayar verip gönderir mi beni' diye düşünürken, sinirinin sebebini anladım. Anlattı. Röportaja gelmeden önce İKSV'nin düzenlediği Avrupa Kültür Ateşeleri toplantısına katılmış. Toplantıya Kültür Bakanlığını temsilen gelen Hakan Tanrıöver'in sözleri - onun tabiriyle yalanları - nedeniyle sinirden ağlamış. Bendeki de şans!

Önce onu çok üzen, yıpratan, ağlatan konular üzerine konuştuk. Devlet Tiyatroları'nın kapatılacak olması, Başbakan'ın tiyatroculara tavrı ve oyuncuların hakları. Bunları konuşurken daha da sinirlendi. Bir süre sonra sohbeti magazine çekmeye çalıştım. Başardım. Ama önce gündem sorularına verdiği yanıtlar, ardından özel yaşam. Sıralama bu. Zira söz konusu, tarafını belli eden, duruşunu açık yüreklilikle sergileyen, iş alamama pahasına sözünü sakınmayan Levent Üzümcü.

Bunu yazmazsam olmaz. Başlığa taşınacak o kadar çok şey söyledi ki hangisini seçeceğime karar vermekte zorlandım. Birini seçtim. Diğerleri aklımda kaldı. Onları da buraya yazıyorum.

"Türkiye'de bağımsız sanat hiçbir zaman yapılamadı"

"Bu ülkeyi öldürmek istiyorlar, bu ülkedeki renkleri, fikirleri öldürmek istiyorlar"

"Jocoben'in ne olduğunu bilsin, ben tiyatroyu bırakırım"

"Ben teşhirci miyim, sapık mıyım?"

"Muhafazakarlık ile faşizmi birbirine karıştırıyoruz"

"Şu an Türkiye'de demokratik bir diktatörlük vardır"

"Amir memurunu taciz etmektedir"

"Süleyman Demirel'in yaşıyor olmasından o kadar memnunum ki(!)"

"Oğlum Ada'ya 'senin baban gerizekalı' demişler"

"Tam bildiğin Ege köylüsüyüm"

"KALABALIKLAR ADINA KONUŞANLAR DAHA ÖNEMLİDİR"

Türkiye'nin kültürel ve sosyal olarak şu an içinde bulunduğu atmosfer sizin için ne anlam ifade ediyor?

Bu ikisi birbirinin içinden doğan şeyler. Sosyolojik birtakım dayatmalar oluyor. Kalabalıklar önemlidir. Ama kalabalıklar adına konuşanlar daha önemlidir.

Ne demek bu?

Yani ülkenin başbakanı kalabalıklar adına konuşur. Ama Fransız Devrimi hakkında en ufak bilgisi olmayan kalabalığa, tiyatro oyuncularına bunlar Jacoben* diye yuhalatmak ne kadar doğrudur bilemem. Yani burada kalabalıkların da aslında ne kadar kolay gaza gelip ne kadar kolay yanlışlar yapabileceklerini görebiliyoruz ülkeyle ilgili. Bir şeyin çok fazla rağbet görüyor olması, çok fazla insan tarafından kabul edilebiliyor olması, o şeyin doğru düzgün olduğunu göstermez. Genel geçer kurallar çerçevesinde, o şeyin bir anlam taşıdığını göstermez.

Politikacıların sanatla ilgili yargılamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir heykele ucube denmesi, bulunan tarihi eserlerin çanak çömleğe indirgenmesi...

Sizin bir şeyin sanat eseri olup olmadığı yönünde fikir yürütebilmeniz için sanatla ilgili bilginiz olması lazım. Türkiye'de çok sevilen Cem Yılmaz'ı örnek verelim. Cem Yılmaz Türkiye'de başbakan olsa ve 'bu komedi değildir' dese, dediği iş için beğeni düşer. Çünkü bu onun işi. O bu işi biliyor. Ama bir de senin başbakan olmandan, kanaat önderi olmandan kaynaklı bir sorumluluğun var. Yani sen bir başbakan olarak, neyin sanat olup neyin olmadığına dair bir fikrin bile varsa, bu fikrini söylememelisin. Başbakan olmak, istediğin heykeli yıkıp, istediğin tiyatroyu kapatmak değildir ki. Başbakan olmak sanatı, sanatçıyı korumak, kollamak demektir. Sanatçısını halka şikayet etmek demek değildir.

"KOCA KOCA İNSANLAR YALAN SÖYLÜYOR"

Buraya gelmeden önce İKSV'nin düzenlediği Avrupa Kültür Ateşeleri toplantısına katıldınız. Neler konuşuldu?

Konukların hepsi, kendi ülkelerinde sanata ve sanatçıya nasıl destek verildiğini anlattı. Kültür Bakanlığı temsilcisi* 'Türkiye'de zaten sanatın özgür olup olmadığını tartışmıyoruz burada, Türkiye'de sanat zaten özgürdür, sadece yönetimsel olarak bir şeyleri tartışıyoruz' dedi. Bile bile, göz göre göre, gözümüzün önünde dezenformasyon yapıyor. Koca koca insanlar yalan söylüyor. Allah'tan oradayız.

Kim bu?

Ne bileyim adını soyadını, Kültür Bakanlığının temsilcisi. Resmen yalan söylüyor. Bugün siz dezenformasyon yaparak insanları öldürebilirsiniz, öldürtebilirsiniz. Kahramanmaraş'ta ne oldu? Ordunun gözü önünde bir iç savaş, bir kıyım yaşandı.

Peki bugünkü tiyatro oyunları Türkiye'nin şu anki atmosferini yansıtıyor mu?

İster istemez yansıtıyor. Bizim tiyatromuzda Mephisto oynandı. Kısaca bahsedeyim; Nazi hükümeti gelir ve kendi sanatını oluşturma çabasındadır. Bir oyuncuyu bununla ilgili görevlendirir. Ama istedikleri öylesine saçmalamaya başlar ki adam finalde 'ben sadece bir oyuncuyum, yapamam bu nedir, ilk başta yapabileceğimi düşündüm ama olmaz ki' der. Çünkü 'beni eleştirmeyen sanat yap' ne demektir? 'Halkı eleştirmeyen sanat yap' ne demektir?

Sırası gelmişken, Başbakan'ın 'sanat sanat içindir' tartışmasını yeniden başlatmasına ne diyorsunuz?

Ya bırak Allah aşkına! Sanat benim için, ben kendim için yapıyorum sanatı.

Sahi sanat illa birileri için olmak zorunda mı?

Ben kendim için yapıyorum. Senin yolun benimle buluşursa ne mutlu bana. Ben kendi dertlerim sıkıntılarım için yapıyorum sanatı.

"TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ SANAT HİÇBİR ZAMAN YAPILAMADI"

Tiyatroların özelleştirilmesine yönelik tepkiniz nedir? Bağımsız sanat yapılabiliyor mu?

Bağımsız sanat hiçbir zaman yapılamadı zaten Türkiye'de. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yapılamıyor ki. Çünkü koskocaman bir imparatorluğun üzerine gelmiş bir cumhuriyet vardı. Kırılgandı, korunmaya ihtiyacı vardı ve herkes bu durumdan vazife çıkarmaya çalıştı. Tıpkı bugün olduğu gibi. En büyük vazifeyi ordu çıkardı üstüne. 1960'la başlayan her 10 yılda bir yaptığı darbeleriyle sağ olsun bugünlere kadar getirdi bizi. Şimdi de mazlum durumdalar. Mustarip onlarmış gibi bir hava oluştu. Özelleştirme meselesine gelince; ne olur bunu şahsi olarak algılama, bu yanlış bir bilgi. Devlete ait bir kurumun özelleştirilebilmesi için, o kurumun borsada hisse senedinin olması lazım. Bizim borsada hisse senedimiz var, İBŞT diye geçen altyazıda var mıyız biz, değer biçilen bir şekilde? Peki Şehir Tiyatroları dediğin hikaye bina mıdır, oyuncu mudur? Şehir Tiyatroları'nı var eden kimdir? Boş binalar mıdır? Biziz. Peki biz alınıp satılabilen şeyler miyiz? Şehir Tiyatroları'nı özelleştirsen alıp satacağın tek şey oyuncudur.

"BİZ İŞÇİYİZ"

Oyuncuların özlük hakları ile ilgili mücadelesini takip ediyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?

Biz işçiyiz. Ama işçi olduğumuzu kabul etmek istemiyorlar. Ben dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görmedim bugüne kadar. Ama hayır, adam diyor ki ben senden serbest meslek makbuzu alacağım. Ben işçiyim, neden serbest meslek makbuzu kesiyorum? Neden benim arkadaşlarım 90 dakikalık dizilerde sersefil çalışıyor? Gecesi gündüzü belli değil. Neden?

Bu dizi süreleri çok tartışmalı bir konu. "E oynama, zorunda mısın?"a cevabınız nedir?

Evet zorundayım. Evimin kirasını kim verecek? Bu benim mesleğim.

Sizce, oyuncuların içinde bulundukları hak gaspları ve emeklilik talepleri ile ilgili olarak neler yapılabilir?

Türk çalışma hukukunda oyuncu diye bir tanım yok. Kim oyuncu, ne kazanır, sosyal hakları ne, hiçbiri yok. Şimdi sendika kurduk, bu sendikayı da olabildiğince güçlü kılmaya çalışıyoruz. Sözümüzü dinlesinler istiyoruz. Çok büyük hata yapmışız bugüne kadar, haklarla ilgili girişimlerimizde Kültür Bakanlığına gitmişiz biz. Biri de dedi ki bize 'arkadaş siz niye Kültür Bakanlığına gidiyorsunuz, Çalışma Bakanlığına gidin', sonra Çalışma Bakanlığına gittik derdimizi anlattık, 'ne, bu halde mi çalışıyorsunuz, bir dakika yahu' dediler. Türkiye'de bizden daha çok çalışan, yorulan bulamazsın. Kanal patronları da bunu çok güzel sömürüyor. Ben sana 10 bin lira veriyorum diyor. Usta, sen bana üç ay 10 bin lira veriyorsun, sonra ben yedi ay açım.

Kendiniz için, oyuncular için endişeli misiniz? Yoksa umut var mı?

Benim iki tane oğlum var. Umutlu bakmak zorundayım. Ben umudumu kaybedersem onlara ne vereceğim?

"DEVLET ŞEHİR TİYATROLARINI KAPATIYOR MUTLU MUSUNUZ?"

Sizce de şu an özel tiyatrolar pahalı değil mi? 40-50 liraya oyun izliyoruz.

Minimum o fiyatlarda, evet. Ama sahne sayısı çok sınırlı.

Sebepleri olabilir ama bakın ben kendim için söyleyeyim, o fiyatlara ayda bir bile zor gidebilirim.

Bir de dört kişilik bir ailenin özel tiyatroya gidişini düşünün.

Bir gecede 200 - 250 lira.

Devletin bunu sübvanse etmesi gerekiyor. Der ki, tiyatroya mı gideceksin, ben devletim, benim tiyatrolarım var - tabii repertuara karışmamıştır, şu oyun oynanacak dememiştir- al abicim dört lira benim biletim, ben yardım etmeseydim o bilet 120 lira'ydı der. Sen gel oyun izle, der. Devlet bunu yapar. Kalkmışlar diyorlar ki Broadway'de öyle mi? Neymiş, 'bana kalsa devlet tiyatrolarını bakarım', al kapıyorlar! Al, al kapıyorlar, hadi bakalım! Hadi mutlu musun şimdi! Devlet tiyatrolarını, şehir tiyatrolarını kapatıyorlar, mutlu musunuz? 'Ay ben onu demedim, özerklik dedim'. Geçti yavrum geçti. Emekliliği geleni hemen emekli ediyorlar, diğerlerini de 10 senede eritip bitirecekler. 98 yıllık Şehir Tiyatrosu'ndan bahsediyorum. 98 yıl!

"BU ÜLKEDEKİ RENKLERİ ÖLDÜRMEK İSTİYORLAR"

Bu ağzınızdan laf alma sorusu da, amaç ne peki?

Kültür sanat politikası yaratacaklar. Özgür sanat yaratacaklar. Despot olmayan aydın yaratacaklar. Ne demek? Benim tankım, topum, tüfeğim mi var despot olacağım? Bu ülkeyi öldürmek istiyorlar, bu ülkedeki renkleri, fikirleri öldürmek istiyorlar. Toplumun örf ve adetlerine uygun tiyatro oyunu ne demek? Biri bunun ne demek olduğunu açıklasın. Ben teşhirci miyim, sapık mıyım? Arkadaş ben orada çıplaklığı kullanıyorsam, öpüşüyorsam, o gerektiği içindir. Ne demek sen halka şikayet ediyorsun bizi, bunlar alkoliktir falandır filandır diyerek, sen kimsin? Ne demek ya? Naşit Özcan'la birlikteydim, gözleri yaşlı, bana diyor ki, "Nasıl bana sen kimsin der ya" diyor, "Ben Naşit'in torunuyum ya", diyor. O kadar kırılıyoruz ki, o kadar üzülüyoruz ki, ayıptır ya bu yapılan.

Peki, konuyu değiştirmeden önce son söz.

Ben anlamıyorum artık bunun nereye kadar gideceğini. Ya ne olacak? Ne olacağını umuyorlar? Üçüncü seçiminden sonra her şey değişti farkındaysanız. Muhafazakarlığın ben ne olduğunu biliyorum. Biz şu an muhafazakarlıkla faşizmi birbirine karıştırıyoruz. Kimse kimseyi kandırmasın. Şu an Türkiye'de demokratik bir diktatörlük vardır. Türkiye halkının bir kesimi tarafından desteklenen, çoğunun da ne olduğundan bihaber olduğu bir demokratik diktatörlük. Lami cimi de yoktur bunun. Silivri'ye düşmekten korkmuyor musunuz? Ben düşersem örnek olur. Başka seslere tahammülün olmadığı yönünde turnusol kağıdı olur. Demokrasiyle mi yönetiliyor Türkiye? Hayır. Bugün herhangi bir bakan, Başbakan'ın izni olmadan herhangi bir şey yapabilir mi?

"DEVLETE MOBBING DAVASI AÇIYORUZ"

Biraz sakinleşelim. Bu konulardan uzaklaştırayım sizi. Zaman zaman 'ne yapıyorum ben ya' diyor musunuz?

Hayır, hiç. Ve böyle sorulara net cevaplar da vermem, biraz düşünürüm. Ama hayır, hiç demiyorum. Ne yaptığımdan o kadar eminim ki ben. Yani bu mevzuyla ilgili. O kadar eminim ki. Ya düşünsene, halk için tiyatro yapıyorsun, o halka düşman olarak tanıtılıyorsun. Yeter artık ya! Ayıptır ya! Davasa da dava. Mobbing* davası. Biz bunun peşindeyiz şimdi. Açacağız. Böyle bir şey var mı ya! Demedik laf kalmadı. Yarım buçuk aktör mü demediler, despot aydın mı demediler, siz kimsiniz alkolikler mi demediler! Ne oluyoruz ya!

"JAKOBEN'İN NE OLDUĞUNU BİLSİNLER, BEN TİYATROYU BIRAKIRIM"

Bu dava yasal olarak mümkün mü?

Önce bunun bir dava olup olmadığına karar verecekler. Biz de Şehir Tiyatrosu oyuncuları olarak açacağız davayı. Amir memurunu taciz etmektedir. O alkışlayanların yüzde biri Jakoben'in ne olduğunu bilsin, ben tiyatroyu bırakırım! Bu kadar iddialı söylüyorum sana. Maraş'ta toplanan o kalabalığın yüzde biri bilsin, ben tiyatroyu bırakacağım. Hadi bakalım hodri meydan! Ne oldu şimdi, despot aydın mı oldum şimdi, bunu söyleyince halkı mı aşağıladım.

"SİNİRİMDEN AĞLADIM"

Ben ısrarla konuyu değiştireceğim izninizle. Şiştim. Hayatta en sinir olduğunuz şey ne?

Haksızlık. Buna karşı susanlara da tahammülsüzüm. Bak biz burada toplanıyoruz tiyatrolar için, benim televizyonda oynayan arkadaşlarımın büyük kısmı gelmiyor.

Neden yoktular?

Acaba dünyalıklarını yapmadılar mı? Acaba şu an onlara kimse dokunmuyor, bu mudur? Ama arkadaş benim yaptığım tiyatro senin çocuğuna da kalacak.

Az öncekini saymazsak, en son ne zaman elleriniz titreyecek kadar sinirlendiniz?

Biraz önce Kültür Ateşeleri toplantısında Kültür Bakanlığı temsilcisi konuşurken sinirimden ağladım. Koca koca insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor.

Bu kadar sinirliyken sorayım. Hiç birini zehirlemek istediniz mi?

Yok be. Ölümün çare olduğuna inanmam ben. Hayatta kalsınlar ki görsünler isterim. Hem de görmeden ölmesinler isterim. Süleyman Demirel'in yaşıyor olmasından o kadar memnunum, o kadar mesudum ki, daha uzun ömürlü olmasını dilemişimdir. Aynı şekilde Kenan Evren'in...

Bu hayatta sizi en çok şaşırtan şey nedir?

Hala bu ülkenin birarada olmasına çok şaşırıyorum.

Ne olabilir bizi birarada tutan?

İnan bunun cevabını bulursam bir gün ereceğim. Belki çaresizlik, belki gidecek başka bir yerin olmaması, belki tembellik, belki yılgınlık, belki umarsızlık.

"BİLDİĞİN EGE KÖYLÜSÜYÜM"

Sinir krizi anlarında eşiniz dışında kimi arar kiminle konuşursunuz?

Kimseyi aramam.

Fikirlerine en güvendiğin kişi kim?

Eşim.

Moraliniz bozuk olduğunda sizi ne rahatlatır?

Yuvam. Hakikaten. Laf ola beri gele diye değil.

Ekşi Sözlük'te akbil kullandığınız yazıyor. İstanbul karta geçtiniz mi?

Yok akbildeyim hala. Ama bunun fotoğrafını çekme lütfen, rica ediyorum senden. (E.N: Anahtarlığına takılı bir akbili var)

Elektrikli otomobil çıktı. Almak geçiyor mu aklınızdan?

Hibridi araştırdım alabilir miyim diye. Bunun yaygınlaşması lazım. Bizim de örnek olmamız lazım. Ama arkadaş burası Türkiye, yolda kaldın mı kalırsın. Ne isteyeceksin adamdan, elinde kabloyla bir atlatayım mı diyeceksin? Abi fişi takabilir miyim mi diyeceksin? Arabayı şarj edeceğim mi diyeceksin? (Gülüyor)

Rakısevermişsiniz doğru mu?

Çok.

Yanında ne seversiniz?

Ben Egeliyim. Mümkünse otlar varsa, deniz mahsulleri varsa... Rakı, balık, Ayvalık. (Gülüyor) baba tarafından Ayvalıklıyım. Anne tarafından da Çeşme, Ilıcalıyım. Tam bildiğin Ege köylüsüyüm.

Fantaziye kaçan bir soru. Telefon geldi. Merhaba Levent, 'Ben Tayyip' dedi bir ses. Başbakan. Seninle Asmalımescit'te rakı içmek istiyor. Buluştunuz. İlk ne söylersin?

Hacı derim, burayı kapattın sen derim. (Gülüyor) Allahım Yarabbim olacak şey değil.

Sonra?

İnan bana seninle konuştuğumdan hariç, şu an sana anlattıklarım dışında hiçbir şey olmaz.

İlk sorunuz ne olur?

'Neden?' olur. O neden'den sonra bir sürü soru olur.

Twitter'ı seviyorsunuz galiba. Etkinsiniz.

Çok seviyorum. Çünkü basın beni duymuyor. Medya beni duymuyor. Kendi gazetem gibi görüyorum orayı. Kendi küçük makalelerim gibi görüyorum.

"ARKADAŞLARI OĞLUM ADA'YA 'SENİN BABAN GERİZEKALI' DEMİŞ"

Dizi izliyor musunuz?

Çok. Spor yaparken izliyorum genelde. Hemen hemen her gün iki dizi izliyorum.

Ciddi misiniz?

Evet

Ne izliyorsunuz?

Treme, New Orleans

Ben de şaşırdım, Muhteşem Yüzyıl, Kuzey Güney falan diyeceksiniz zannettim.

... (E. N: Sessiz kalmayı tercih etti.)

Tamam. Anladım. Oynamam dediğiniz bir rol var mı?

Ben projeye bakarım. Proje iyiyse oynarım. Bu benim işim. Ama şöyle bir şey oldu. Oğlum Ada dokuz yaşında. Yakında 10 olacak. Abimm filmi televizyonda yayınlandıktan sonra 'senin baban gerizekalı' demişler. Ada çok alınmış. Çok üzülmüş. Hiç o gözle bakmamıştım ben.

Küçük İbo'nun dizisinde oynamak hata mıydı, hayat şartları mıydı?

Biri şöyle bir şey dedi, 'sen böyle atıp tutuyorsun ama milyonlar hatırlıyor senin Küçük İbo dizisinde oynadığını' E dedim bu bir sır değil ki. İnsanların ekmeklerini kazanmaları ayıp mı?

Seda Sayan'ın sabah programında yemek yapmıştınız...

Evet, Knorr'un aşçısı olarak köfte dağıttım ya ben o programda. Bir sınıf arkadaşımın babaannesi şey demiş, 'bak' demiş, 'bu çocuk aşçıydı, sonradan oyuncu oldu, çok başarılı oldu' demiş. (Gülüyor) Milyonlar hatırlıyor senin Küçük İbo dizisinde oynadığını ne demek? Ne demek? Şu an Türkiye'deki çok önemli oyuncuların ilk yaptıkları işleri bir açalım istersen?

Eyvah. Aman. Yok.

Bu şuna benziyor. Çöpçülük yapıp sonradan yükselen birine, 'yıllarca çöpçülük yaptın, unutmadık' demek gibi bir şey. Ben de unutmadım, ayıptır ya. Ben oradan kazandığım paralarla ev baktım.

Nerede oturuyorsunuz?

Suadiye. Eşim oralı. Bak aklıma geldi. Cehaletle alakalı twitler... Ben diyorum ki 2 bin 400 lira maaş alıyoruz devletten diyorum. '2400 liraya Suadiye'de nasıl oturuyorsun' diyor.

Ne demek bu?

Aynen öyle. Ne demek bu? Bu bir saldırı ve mesnetsiz bir saldırı. İşte Twitter'ın en kötü tarafı bu. Bu insanlar da var. Aklı fikri olmayan insanlar. İstanbul'da yaşayan bir aile için 2 bin 400 liranın ne ifade ettiğini sen de biliyorsun.

"KAHRAMANLAR KORKAK TOPLUMLARDAN ÇIKAR"

Erken bir yaşta evlenmişsiniz. Anadolu'da yaşayan insanlar için normal bir yaş belki ama...

O yüzden Ege köylüsüyüm dedim. (Gülüyor)

20 yıllık bir evli olarak, bir ilişkiye başlamak mı zor, sürdürmek mi?

Sürdürmek.

Eşiniz ne yapsa sizi çok şaşırtır?

Bir gün ortadan yok olursa çok şaşırırım. Her şeye rağmen. Çocuklarına, bana, ailesine.

Kavga ettiğinizde genelde ilk adımı kim atar?

İlk yumruğu mu? (Gülüyor) Fitili ilk kim ateşlediyse o ilk barışma adımını atar.

Çocuklu hayat nasıl? Baba olmak? İki erkek babası olmak?

Camel Trophy gibi. Hiç 'oh be düze çıktım' yok. Ama çok zevkli. Ölümsüzlüğün tek formülü.

Masal anlatıyor musunuz?

Evet. Dünya edebiyatı benden sorulur. Hamlet mamlet onların anlayabileceği şekilde... Benimkiler bilirler Romeo Juliet'i, Machbeth'i, Kral Lear'ı, Suç ve Ceza'yı...

Ağladıklarında nasıl oyalıyorsunuz?

Batu ağlayarak her şeyi çözebileceğini ve bizi sadece onun isteklerini yerine getirecek üç tane insan olduğumuzu düşünüyor. (Gülüyor) Bazen Batu'yu ağlattığımız oluyor. Ağla oğlum diyorum. Benim yapabileceğim bu, ağlayarak bana bunu yaptıramazsın, otur ağla diyorum.

Üçüncüyü evlat edinme fikriniz güncel mi?

Ada'yı okula yazdırana kadar günceldi. Ancak ikisinin maliyeti bizi mahvetti. Çünkü takdir edersin ki çok fazla da iş alamıyorum dışarıdan.

Neden?

Açıkta olmaktan. Net olarak söylemekten. Birisi 'bu adama iş verme' demiyor ama 'ya almayalım, şimdi alırsak başımıza bela olur' diyenler vardır.

O zaman siz bir tercih yapıyorsunuz.

Evet.

Riskli bir şey değil mi?

Ne var elimde?

E para kazanamayabilirsiniz.

Ne yapayım. Her hâlükârda çocuklarıma bakarım. Herkesin söylediği son durak tabiriyle, limon satar yine çocuklarıma bakarım. Belki bugünkü standartlarımda olmaz ama kimseye muhtaç olmam.

Çok cesursunuz.

Hayatım boyunca ilkelerimle yaşadım. Ne derler bilir misin, "Kahraman çıkaran toplumlar, o kahramanları çıkardıkları için utanmalıdır" derler. "Kahramanlar korkak toplumlardan çıkar" derler. Kendimi kahraman olarak görmüyorum. Ben sadece durduğum yerde durmaya çabalıyorum.

 

Samet ÖZÇELİK / Emek Dünyası