İşçi düşmanı kapitalizm emek sömürüsüne devam ederken binlerce emekçiyi ekmek kavgasında ölüme zorlamakta. Ülkemizin çeşitli yerlerinde her gün binlerce iş kazası yaşanmakta, işçiler çalışma koşullarının uygunsuzluğundan, ş güvenlikleri ve iş sağlığı sağlanamadığından canlarından olmaktadır.
Sıcak parayla döndürülen ekonomimiz büyüyor yalanıyla halkımız kandırılırken AKP iktidarı döneminde 11 bin işçi yaşamını yitirmiştir. Ekonomi özelleştirmenin pençesinde, işçilerimiz taşeron firmaların ve örgütsüzleştirilmenin batağındadır.
İŞÇİ KIYIMI
AKP diktatörlüğünün yaşandığı son 10 yıllık dönemde işçi sınıfı iyice görmezden gelinmiş, sermayedarların rantlarını daha da arttırmak adına iş güvenliğine dair gerekli tüm düzenlemeler ertelenmiştir. Hükümetin denetimsiz bıraktığı piyasanın halini ve görmezden geldiği emekçi kıyımını açıklanan raporlar göz önüne sermektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre her 80 dakika da bir işçi iş göremez hale gelmektedir. İşçilerimiz uygunsuz ve güvencesiz çalışma şartlarına mecbur bırakılmaktadır. Hayat mücadelesine devam etme telaşındaki binlerce işçi canını verirken, binlercesi iş yaralanmalarıyla ya iş göremez hale gelmekte ya da parmağını, elini, kolunu, bacağını kaybetmektedir.
İşverenlerin duyarsızlığı, iş sağlığı ve güvenliğini maliyet olarak görmeleri ve hükümetin denetimsizliği yüzünden işçilerimiz yanarak can vermekte, göçük altında kalmakta, barajlarda boğulmakta, patlamalarda paramparça olmakta ve donarak göz göre göre ölüme gönderilmektedir.
Geçtiğimiz aylarda Adana'nın Kozan İlçesi'ndeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli'nin kapağının patlaması sonucu 10 işçi suda yok olmuştur.6 işçimiz hala bulunamamıştır.
Esenyurt'ta alışveriş merkezi inşaatının şantiyesinde yaşanan facia içler acısıdır. İşverenin %5 maliyete katlanamaması ve parayı insan canından daha kıymetli gören kara zihniyet yüzünden 11 işçi kaldıkları çadırda çıkan yangın sonucu dışarı çıkamamış,diri diri yanarak canından olmuştur.Bunun yanında, işçilerin bazılarının öldükten sonra sigortalarının yapılması vicdansızlığın bir diğer boyutudur.
3 Nisan günü, HES için oluşturulan göletteki elektrik arızasını gidermek için gölete açılan 5 TEDAŞ işçisinin son çırpınışlarına yürekler kanayarak şahit olduk. İşçilerin ölüm raporu açıklandı. Saatlerce kurtarılmayı bekleyen, etraftaki vatandaşların "devlet nerede" isyanlarıyla ölüme giden işçilerden Mustafa Arifoğulları'nın başını buz kütlesine çarpması sonucu, Ahmet Sait Turan'ın donarak, Şahin Baykal, Rıdvan Takım, Feridun Öztürk'ün ise boğularak yaşamını kaybettiği belirtildi.
Tuzla Tersanesi yıllardır ölüm kusmakta, inşaatlarda onlarca can yok olmaktadır. İşçilerimiz saatlerce kurtarılmayı beklemekte,ancak görmezden gelinerek yok olup gitmektedir.
Yılların bilançosu çok ağırdır. Tüm bunlar, iş sağlığı ve güvenliğini hükümetin denetimsizliği ve piyasayı serbest bırakması yüzünden maliyet olarak gören zihniyetin bedelidir. AKP iktidarı bu zihniyete meşruluk kazandırmıştır. Bugün her eksik için işverene yalnızca 200 lira ceza kesilmektedir. Bu durumun vahametini ortaya koymaktadır.
KORKUNÇ VERİLER
AKP iktidarının 10 yıllık saltanat devrinde 11 bin işçi yaşamını yitirmiş ve açıklanan raporlara göre işçi ölümleri her geçen yıl artış göstermiştir.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre 2010 yılının ilk 8 ayında 238; 2011 yılının ilk 8 ayında 376 işçi hayatını kaybetmiştir.
2012 yılının ilk 3 ayında 163 işçi, Nisan ayının ilk 5 günü ise 16 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir.
2011 yılında yapılan bir araştırma işçi ölümlerinin en çok inşaat sektöründe yaşandığını gösteriyor. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporuna göre inşaat işçiliğinde her 20 dakika da bir iş kazası oluyor.2010 yılında 475 inşaat işçisi iş kazası kurbanı.
Madenci ölümleri son 5 yılda 400 canın üzerine çıkmıştır.2011 yılında maden kazalarıyla can veren işçi sayısı 87'dir.Yani Ömer Dinçer'e göre 87 güzel ölüm...
Kapitalizme ve liboşlara köle yapılan işçilerimiz yıllardır görmezden gelinerek iş kazalarına kurban gitmekte,meslek hastalıklarına yakalanmakta ya da iş göremez hale gelmektedir.
Son 10 yılda 50 kot taşlama işçisi yaşamını yitirmiştir. Sağlıksız çalışma koşulları meslek hastalığı olarak nitelendirilen Silikosiz hastalığına yakalanma yaşını çok erken yaşlara indirmiştir.
Hükümet bu rakamları görmemekte, üç maymunu oynamayı sürdürmektedir. Sadece bakan Faruk Çelik'e sormakta yarar vardır, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne işe yarar?
KADER DEĞİL, İHMAL!
Tüm bu veriler yaşanan iş kazalarının ve ölümlerinin iş cinayeti olduğunun göstergesidir."Önce insan" prensibi küreselleşme sarmalıyla yerini "önce para" prensibine bırakmıştır. Hükümetin uygulamaya koymadığı İş Sağlığı ve Güvenliği yasaları, yalnızca cebinde akreple gezen sermayedarı koruyan politikaları işçi emeğini sömürenlere ve gerekli yasal gereklilikleri yerine getirmeyenlere hiç bir caydırıcılığı olmayan cezalar ön görülmesi, hükümetin piyasaları kendi haline bırakması yaşanan tüm acıların nedenini açıklamaktadır.
Tüm bunlar başbakanın madenci ölümleriyle ilgili söylediği gibi kader değil, ihmal yüzündendir. Emek sömürülmekte, işçilerimiz üzerinden rant sağlanmaktadır. Ekonomimiz özelleştirmenin pençesinde, işçilerimiz hakları ellerinden alınarak çalıştırılmakta, ezilmektedir.
Hükümetin baskıcı ve kapitalizm yanlısı politikalarıyla emeğin üzerine akan işçi kanı durmayacaktır. Tersaneler kan kokmaya devam edecek, vatandaşlar kurtarılmayı bekleyen işçilerin son çırpınışlarına şahitlik edeceklerdir.
Kapitalizm ne kadar emek düşmanıysa, emperyalizm o kadar emek sömürüsüyle beslenmektedir. AKP hükümeti emperyalizmin güdümünde ve kapitalizm budalasıdır. Durum ortadadır. Görmezden gelinen işçi sınıfı hükümetin baskıcı politikalarıyla örgütsüzleşmeye mecbur bırakılmaktadır. İşçi hakları tam anlamıyla elde edilememekte, var olan hakları ellerinden alınmaktadır.Sorunlar bilinmekte ancak çözüm getirilmemektedir.
AKP diktatörlüğü çıkardığı yasalarla sömürülecek yeni emekçiler aramaktadır.4+4+4 sistemi, merdiven altı atölyelerde, sanayilerde, fabrikalarda onlarca çocuk işçi yaratacaktır. Hükümet kapitalist politikalarına devam ettiği sürece işçi kanı durmayacak,işçi ölümlerindeki yaş ortalaması daha da aşağılara inecektir.
Üretimin ana unsur emektir,emekçidir.Kim ki emekçi kanıyla beslenerek güçlenmekteyse,aynı kanda boğulmaya da mahkum kalacaktır.