Ülkemizde, artmasa bile istikrar çizgisini koruyan bir tek olay vardır, o da İşçi Sağlığıve İş Güvenliği açısından yoklukları yaşayan işçilerin ‘’iş kazalarında’’ölümü.
Bu tezimi,İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş kazalarına ilişkin hazırladığı rapor da doğruluyor. Rapora göre, Şubat ayında 42 işçi hayatınıkaybetti…
Rapor, DİSK’e bağlı sendikaların üyelerince İstanbul Taksim Meydanı’nda eylemle açıklandı.Topluluk, en yakın ‘’iş cinayeti’’ olan Adana Kozan’daki baraj faciasının sorumlularına da sert tepki gösterdi.
Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal, Adana Kozan’da kaybolan işçilerin aileleriyle görüştüklerini, kaza öncesi kum torbalarıyla önlem alındığı bilgisine sahip olduklarını söylerken, “Barajın tahliye kapağında arıza öğrenildiğinde kanallarından çok rahat su debisi düşürülemez miydi?’’ sorusunu yöneltiyordu.
Bu sorunun muhatapları, yanıt vermeyi bırakın, üzerlerindeki sorumluluktan bir an önce kurtulabilmek için her yolu deniyorlar.
Söz konusu işkazasının önlenme şansı var mıydı ?
Kartal’a göre elbette ki vardı. Ama, önleme şansını kullanmak için gereken tedbirleri almayan ilgililer, bir an önce barajın devreye sokulması için kum torbalarıyla önlem almayıtercih etmişlerdi.
Yani, ‘’kar hırsı, insan yaşamının üzerinde tutuluyor’’ ve öyle çalışmaya zorlanıyordu işçiler…
İşte, bu yüzden, iş kazalarında azalma olmuyor ve işçi kayıpları eksilmiyor. Ülkedeki en önemli istikrar, iş kazaları ve bu kazalardaki işçi kayıpları alanında korunuyor.
Peki, ilgili ve yetkili kişilerin başında gelen Bakan Veysel Eroğlu, neden ‘’denetim yetkimiz yok’’ diyerek yalan söylemeyi tercih ediyor acaba ?
Sorumluluk iktidarda, ama buna rağmen suçu kurumlara atarak işin içinden çıkmaya çalışan yine iktidar.
Oysa, bölgede halk sindirilmeye çalışılıyor. İşsizlik alabildiğine yoğun olduğu için insanlar güvencesiz çalışıyor. Devlet, imamıyla köylüler üzerinde baskı kuruyor.
Yetmiyor, ölenlerin aileleriyle temas kurulup, ‘’işçi olarak çalıştırma’’ teklifleriyle tepkileri önlenmek isteniyor.
Hal böyleyken, yaşananlara “İş kazası’’denilebilir mi ?
Elbette denilemez, bence ‘’katliam” ya da ‘’iş cinayeti’’ daha yakışan terimdir…
İşcinayetlerinin son bulması için, işçilerin ve sendikalarının kesintisiz mücadele vermesi lazım. Sendikasız işçilerin de, çeşitli biçimlerde örgütlenerek, güç biriktirmesi, sonrasında da iş güvenliği ve işçi sağlığıaçısından önlem alınmasını zorlayıcı bir mücadele hattı örmesi gerekiyor.
Bu arada Bakan Eroğlu’na da, bir anımsatma yapmak lazım…
Barajdaki sözde iş kazasının suçu, toplumsal sorumluluğunu aksatmadan yerine getiren ve her aşamada tehlikelere dikkat çeken ülkemizin biricik meslek örgütü TMMOB’ye çamur atmak, sizi yüceltmez, küçültür.
Oysa, bakan kısa özgeçmişe bir baksa, olayın asıl nedeninin, ‘’enerji dağıtımının özelleştirmeye devredilmesi’’ olduğunu görecektir…
Tabi ki, görmek isterse…