Çocuk işçiliğinin temel nedeninin yoksulluk olduğunu belirten “Sınıfın Görünmeyenleri: Setlerde Çalışan Çocuk İşçiler” kitabının yazarı Özgür Hüseyin Akış, milyonlarca çocuğun emeğinin görünmez kılındığına dikkat çekti.
Sanayi, atölye ve tarlalarda çalışan çocuklar çocuk işçi olarak tanımlanırken sinema ve reklam setlerinde çalışan çocukların emeği, "yetenek", "şöhret" ve "fırsat" söylemleriyle görünmez kılınıyor. Çocuk emeğinin sömürüldüğü bu alanı ele alan “Sınıfın Görünmeyenleri: Setlerde Çalışan Çocuk İşçiler” kitabının yazarı Özgür Hüseyin Akış, setlerde çalışan çocukların koşullarını ve çocukların emeğinin görünmez kılınma mekanizmalarını anlattı.
Setlerde çalışan çocukların oyuncu mu, işçi mi olarak nitelendirilmesi konusunda bir ayrım yapılmadığını belirten Akış, “Burada değerlendirme yapılması için bir ticari ilişki, iş hukuku olur. Çocuklar setlerde mesaili çalışıyor. Karşılığında ücret alıyorlar. Yani burada iş hukuku işliyor. Fakat bu çocuklara ‘oyuncu’ demeyi tercih ediyorlar. Bir de bu durumu sanatsal faaliyet olarak değerlendiriyorlar. Ben bunu doğru bulmuyorum” dedi.
‘UYUMASINLAR DİYE SÜTLERİNE KAHVE KARIŞTIRILANLAR’
Setlerde çalışan çocukların da farklı sektörlerde çalışan çocuklar gibi “çocuk işçi” statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Akış, “Bu konu Marksist temelde değerlendirilir. Sadece sonucun tartışılması çözüme götürmeyecektir. Bugün medya sektöründe kaç tane çocuk çalıştırılıyor bilmiyoruz. Ne bakanlık biliyor ne TÜİK verilerinde yer alıyor. O zaman bu çocuklar yoklar mı? İşçi sınıfının bir parçası değiller mi? Üretim sürecinin bir parçası değiller mi” diye sordu.
Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren neoliberal politikalar ile işçi sınıfı arasında ayrıma gidildiğini söyleyen Akış, “Bu ayrım ile beraber ‘beyaz yakalılar işçi değildir’ gibi ayrımlar yapıldı. Bugün çocuk işçi dediğimizde sokakta karton toplayan veya sanayide çalışan, eli yüzü kara, çocuklar geliyor. Ama setlerde bazen 12-13 saat çalışan uyumasınlar diye sütlerine kahve karıştırılan birçok olumsuz örnek var” ifadelerini kullandı.
‘FİZİKSEL VE ZİHİNSEL TAHRİBAT BİRLİKTE TARTIŞILMALI'
Çocukların setlerde geçirdiği zamanda gerçek ve rol arasında ayrım yapamama gibi psikolojik tahribat ile birlikte ekonomik süreçlerin de olduğunu söyleyen Akış, “Aileler diyor ki; çocuğum Halit Ergenç gibi olsun, Kıvanç Tatlıtuğ gibi olsun. Çocuklarının görünür olmasını, iyi para kazanmasını istiyorlar. Fakat bu durum gerçeği yansıtmıyor. Filmlerde oynayan çocuklar ilerleyen yaşlarda birçok ekonomik sorunların yanı sıra psikolojik sorunlar da yaşıyorlar. O yüzden bu meselenin çocuklara fiziksel ve zihinsel zararlarını birlikte tartışılması gerekiyor” dedi.
'BİRÇOĞU ERKEN YAŞTA YAŞAMINI YİTİRİYOR'
Çocukların işçileştirilmesinin yalnızca fiilen çalışmaya başlamaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini de söyleyen Akış, “Çocuklar, toplumların var olduğu dönemlerden bu yana çalışmışlar. Avcı-toplayıcılıkta, tarımda, hayvancılıkta veya küçük kardeşlerinin bakım süreçlerinde görev almışlar. Sanayi Devrimi ile birlikte ise çocuk işçiliği yaygınlaşıyor. Bu yaygınlaşmayla birlikte çocuk işçiliğinin bir sorun olduğu ortaya çıkıyor ve kimi yasal düzenlemelere gidilmesi ihtiyacı duyuluyor. Mesela 3-4 yaşındaki çocuklar, Sanayi Devrimi ile birlikte özellikle İngiltere’deki maden ocaklarında çalıştırılmaya başlanıyor. Bu çocukların pek çoğu, 17-18 yaşlarına geldiklerinde engelli duruma geliyor. Birçoğu da erken yaşta yaşamlarını yitiriyor” diye kaydetti.
TÜİK VERİLERİ EKSİK
Sanayi Devrimi’nin tüm dünyada gerçekleşmesi ile birlikte çocuk işçiliğinin tüm dünyada 160 milyondan fazla olduğunun bilgisini veren Akış, “TÜİK verilerine göre Türkiye’de bu sayı 970 binden fazla. Ancak sokakta çalışan ve yazın çalışan kışın ise okula giden çocuklar bu verilerde yer almıyor. Mülteci çocuklar ise kayıt dışı çalıştırılıyor. Setlerde çalışan çocuklar da yine bu raporlarda yer almıyorlar. Kimi sendikaların açıklamalarına göre bu sayı Türkiye’de 2 milyonun üzerinde. Bu durum ile mücadele etmek için ilk önce elimizde doğru verinin olması gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘ÇOCUKLARIN ÇALIŞTIRILMASINDA DEVLET SORUMLU’
Çocuk işçiliğinin temel nedeninin yoksulluk olduğunu belirten Akış, “Fakat yalnızca çocuğun değil ailenin de yoksulluğudur. Yetişkinlerin aldığı ücret temel ihtiyaçlarını bile karşılamaya yetmiyor. Yani aslında çocuklar çalışmak zorunda bırakılıyor. Özellikle Türkiye’de ortalama ücretler asgari ücret düzeyinde” dedi. Çocukların çalıştırılmasında devletin ve bütün bir toplumun sorumluluğu olduğunu ifade eden Akış, “Eğitim ve sağlık gibi temel noktalarda devletin ulaşılabilir ve ücretsiz olanak sağlaması gerekiyor” dedi.
Çocuk işçiliğinin kapitalist sistemde yapısal bir sorundan kaynaklandığını söyleyen Akış, “Kadın emekçilerinin yaşadığı sorunlar gibi, kadın cinayetlerinde olduğu gibi, hayvanlara karşı uygulanan şiddette olduğu gibi. Yani birçok sorunda kapitalizm temel nedendir” diye konuştu.
‘MOSKOVA ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ GELİŞTİRİLSİN’
Çocukların korunması ve çocuk işçiliğiyle mücadelenin, kapitalizmin doğru biçimde teşhir edilmesinden geçtiğinin altını çizen Akış, devamında şunları kaydetti; “Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 71’inci maddesinde 15 yaşını doldurmamış çocuklar için çalışma koşulları düzenleniyor. 15-18 yaş aralığındaki kişiler ise genç işçi olarak tanımlanıyor. Bu noktada Moskova Çocuk Hakları Bildirgesi’nin altını çizmek gerekiyor. Moskova Çocuk Hakları Bildirgesi’nde, çocuğun bir birey olduğu ve birçok açıdan kamusal haklara sahip olduğu vurgulanıyor. Bugün çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda daha fazla tartışılmayı ve geliştirilmeyi hak ediyor.”
