Çocukların eğitim hakkını gasp eden ve çocuk işçiliğini meşrulaştıran AKP iktidarı, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden sermayenin ucuz ve güvencesiz işgücü ihtiyacını karşılıyor. "Mesleki eğitim" adı altında kurulan sistem, çocukları okul sıralarından işyerlerine sürüklüyor. Eğitim hakkı patronların ihtiyaçlarına göre şekillendirilirken, çocukların emeği düşük ücretlerle sömürülüyor; ağır çalışma koşulları, uzun mesailer, baskı ve mobbing olağanlaştırılıyor.
Açlığın ve yoksulluğun derinleşmesiyle birlikte MESEM’ler, çocukların eğitim hakkından kopartırılarak çalışmak zorunda bırakıldığı bir mekanizmaya dönüştü. Ailelerin yoksul yaşamı nedeniyle çalışmaya yönelen çocuklar, aldıkları düşük ücretlerle hem kendi ihtiyaçlarını hem de kimi zaman ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Böylece yoksulluk çocukları çalışmaya iterken, çocukların emeğinin sömürülmesi de yoksulluğu yeniden üreten bir düzene dönüşüyor. İşten arta kalan zamanın kalmadığı bu düzende çocuklar eğitimlerinden, sosyal yaşamlarından ve çocukluklarından koparılırken, gelecek kaygısı da hayatlarının erken yaşta bir parçası haline geliyor.
Çocuk işçiliğini yasaklaması gerekirken AKP iktidarı ve sermayenin kar hırsı ile MESEM'lerde çocuk işçiler, kötü, ağır çalışma koşullarında çalıştırılıyor. Saatlerce emekleri sömürülüyor. MESEM'lerde çalıştırılan çocuklar ile çalışma kartlarını, emek sömürüsünü, yaşadıkları baskı, mobbingi konuştuk.
'EVE SADECE EKMEK ALABİLİYORUM'
16 yaşındaki Asya, MESEM'de kasaplık bölümünde eğitim görüyor. Çalışmaya başlamasının nedenini ailesinin eğitim masraflarını karşılayacak durumda olmaması olarak anlatan Asya, aldığı ücretin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını söyledi.
MESEM'den aldığı ücretin yetmesinin imkansız olduğunu ifade eden Asya, "Kasaplık haricinde temizlik, bulaşık, yerleri silme, camları silme, kömür taşıma gibi akla gelecek her işi yapıyoruz. MESEM'in belirlediği çalışma saati 8 saat, ama çoğu zaman patron ek ücret vererek, saati 80 TL olan mesaiye bırakıyor. Ücretin bana yetmesi imkansız. Yol parası derken, eve sadece maaşımla ekmek alabiliyorum."
'GELECEK KAYGISI GECE UYUTMUYOR'
Asya, işyerinin ücret ve sigorta yükümlülüklerinden kaçınmak için kendisini MESEM'e yönlendirdiğini belirterek çalışmaya başlama sürecini şöyle anlattı: "Çalışmaya başlamamın sebebi, ailemin beni okutacak durumda olmaması. Aslında para kazanmak için girdiğim işte, devletin verdiği 8.422 TL ile hem okulda hem de iş yerinde geçinmeye çalışıyorum. İş yeri, bana ücret vermemek ve sigorta yapmamak için MESEM'e gönderiyor."
Çalışma koşullarının sosyal yaşamını da ortadan kaldırdığını söyleyen Asya, "Sadece mahallede arkadaşlarla çekirdek ve kola alıp parkta oturuyoruz. Fiziksel olarak geçer ama gelecek kaygısı gece uyutmuyor."
'HAMBURGER YAPIYORUM AMA YİYEBİLMEK İÇİN BİR GÜN ÇALIŞMAM GEREKİYOR'
Asya, maddi imkansızlıklar nedeniyle istediği okula gidemediğini ve çocukların ekonomik koşulları nedeniyle birbirinden farklı hayatlar yaşamasının kendisini etkilediğini anlattı. Çalıştığı yerde kendi yaşındaki çocuklara servis yaptığını belirten Asya, yaşadığı eşitsizliği şu sözlerle anlattı: "Bazen masalara servise çıkıyorum. Yemekleri masalara servis ederken benim yaşımda olan veya benden küçük olanların yaşantısına bakıp kendi yaşantımla karşılaştırıyorum ve bu durum beni perişan ediyor. Para bence çocuklar için bu kadar değerli olmamalı. Çocuklar eşit şartlarda büyümelidir."
Çocukluk hayallerinin de çalışma yaşamı içerisinde geride kaldığını belirten Asya, "Ben çalıştığım iş yerinde hamburger yapıyorum ama o hamburgeri yiyebilmek için bir gün çalışmam gerekiyor" dedi.
'ÇALIŞARAK GÜNÜ KURTARIYORUM'
Mardin'den Mersin'e sezonluk işçilik yapmak için gelen ailesinin daha sonra kente yerleştiğini anlatan Asya, "Mersin'e geldiğimde, maddi sıkıntılardan dolayı giremediğim denizi gördüğümde o kadar sevinmiştim ki... Denize yakın bir okulda resim öğretmeni olmak isterdim. Hayalim buydu. Sınıf penceresinden denize bakıp o denizi çizmek isterdim."
Ancak bugün yaşamının yalnızca işe, okula ve eve sıkıştığını söyleyen Asya, "Şu an sadece çalışarak günü kurtarıyorum ve ölümü bekliyorum. Evden işe, işten eve, okula. Böyle hayat mı olur?" dedi.
'BEN BU YAŞIMDA GEÇİM SIKINTISI YAŞIYORUM'
16 yaşındaki Mehmet ise çalışmaya başlamasının temel nedenini gelecek kaygısı olarak açıkladı. Üniversite mezunlarının dahi iş bulmakta zorlandığını gördüğünü belirten Mehmet, "Okumak istedim ama ailem, 'Meslek sahibi ol, elin para tutsun' dediler. Mecburen çalışıyorum. Yaşım daha 16. Yaşıtım arkadaşlar AVM'lerde, sahillerde gezerken ben buradayım. Maddi olarak çok kötüyüz. Aldığım para asgari ücretin çeyreği, sanırsam. Yetmiyor, yetmiyor. Çoğu zaman yol paramı bile arkadaşımdan utanarak borç alıyorum. 8 saat çalışıyorum."
Ekonomik koşulların geleceğe ilişkin umutlarını da tükettiğini belirten Mehmet, "Sizce bu ülkede ekonomi düzelir mi? Bir umut var mı? Küçük bir umudum olsaydı üniversite, lise okurdum ama yok. Para yok, iş yok, umut yok. Ben bu yaşımda geçim sıkıntısı yaşıyorum" diye konuştu.
'YAŞITLARIMIN PAYLAŞIMLARINI GÖRÜNCE BUNALIYORUM'
Çalışma ve eğitim hayatının kendisini ruhsal açıdan da yıprattığını söyleyen Mehmet, "Çalışma ve okuma ruhsal yönden bitirdi beni. Gece uyurken, ‘Ben niye onun gibi gezemiyorum? Ben niye bunun gibi yaşamıyorum?' diye düşünüyorum. Sosyal medyada yaşıtlarımın paylaşımlarını görünce bunalıma giriyorum" ifadelerini kullandı
İş dışındaki arkadaşlıklarının da giderek koptuğunu belirten Mehmet, çalışma saatleri nedeniyle sosyal yaşamdan uzaklaştığını söyledi: "‘Kahve içmeye gel' diyorlar, çalışıyorum. ‘Sahile gel' diyorlar, çalışıyorum. Yakında beni de çağırmazlar artık."
Mehmet, çocuk yaşta üstlenmek zorunda kaldığı ekonomik sorumluluğu ise şu sözlerle ifade etti: "Kendimi, ev geçindirmek zorunda olan 40 yaşında biri gibi hissediyorum."
'PARAM OLSUN, GÜNÜ KURTARAYIM DİYORUM'
İş yerine meslek öğrenme umuduyla geldiğini belirten Mehmet, MESEM'de yaşadığı sömürüyü şu sözlerle ifade etti: "Her iş yerinde önce bulaşık ve temizlikle başlanırmış, sonraki aşamalarda meslek öğrenilirmiş. Kabul etmediğimde, ‘Kovulursun' dediler. Kovulmak da parasız kalmak demek. Mobbing budur sanırsam."
Hedefinin meslek edinmek ve ekonomik olarak ayakta kalmak olduğunu söyleyen Mehmet, "Komik geliyor, değil mi? Millet ev, araba alma hedefi koyar. Benim arkadaşım doktor olacak, fen lisesine gidiyor. Umudu var. Ben ise mesleği öğreneyim, param olsun, günümü kurtarayım diyorum. Bunları söylerken de gözlerim doluyor" dedi.
MESEM’lerde çocukların yaşadığı sömürü, eğitim hakkının sermayenin ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmesiyle birlikte derinleşiyor. Yoksulluk nedeniyle çalışmak zorunda bırakılan çocuklar, düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine, baskı ve mobbinge maruz kalırken eğitimden ve sosyal yaşamdan da uzaklaşıyor. Asya ve Mehmet’in anlattıkları, çocukların daha bu yaşta geçim derdine ve gelecek kaygısına itildiğini ortaya koyuyor. Çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak yerine onu MESEM’ler aracılığıyla sistematikleştiren bu düzen, çocukların emeği üzerinden patronların karını büyütüyor.
