Halkı yanıltmak yönetme usulüdür - Ahmet Ergin

Muhalifleri susturmaya, etkisizleştirmeye çalışarak ülkeyi yönetmek, alışılmış ve süreklileşmiş bir iktidar yöntemidir. Dönem dönem bazı yasa maddeleri bu amaç için öne çıkarılır, daha yaygın kullanılır. Cumhurbaşkanına hakaret, terör propagandası yapma, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme iddiası düşünce ve ifade özgürlüğünü, örgütlenme hakkını kısıtlamak için kullanılagelmiştir ve halen kullanılmaktadır. Son yıllarda bu maddelere “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiası da ilave edilmiştir. 2022 yılında Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi olarak eklenen bu düzenleme, iktidarın hoşuna gitmeyen bilgi, söz ve eylemleri bastırmanın bir aracına dönüşmüştür.

Bu iddia ile gazetecilere, yazarlara, İstanbul Barosu Yönetim Kuruluna ve son olarak Birleşik Tekstil ve Dokuma İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e dava açıldı. Üstelik Türkmen, alt sınırı bir yıl hapis cezası olan dezenformasyon suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandı.

Türkmen’in tutuklanmasına neden olan Sırma Halı işçilerinin eylemindeki sözlerini hatırlayalım: “Siz bugüne kadar bu Başpınar’da sizin patronunuz başta olmak üzere, Şireci başta olmak üzere işçinin hakkını yemeyen bir tane patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, hepsi işçinin rızkına çöküyor, hepsi işçinin hakkını yiyor, hakkını çalıyor. Öyle değil mi? Siz bugüne kadar bu Şireci’de daha iki ay önce işçinin iki tane kolu koptu ya, işçi öldü burada ya. Bugüne kadar bir tanesi için bunları hesap soran oldu mu? Olmadı. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değildir. İşçi hak arayınca sendikacısını tutuklar, copuyla karşısına dikilir, yasak kararı getirir, öyle değil mi? ...”

Bu sözlerde halkı yanıltıcı bir bilgi var mıdır peki? Hayır aksine ifadelerin tamamı doğrudur.

Aksini iddia etmek, bu ülkede ve Gaziantep’te ücreti, fazla mesai ücreti ödenmeyen işçi bulunmadığı, yasadaki iş güvencesi hükümleri hiçe sayılarak hiçbir işçinin işten çıkartılmadığını, kıdem tazminatını alamayan işçiler olmadığını kabul etmek anlamına gelir.

Bu konuşma ile halkın yanıltıldığını iddia etmek, bu ülkede her yıl ortalama 2 bin işçinin iş cinayetlerinde öldürüldüğünü, binlercesinin yaralandığını ve sakat kaldığını inkar etmektir.

Mehmet Türkmen’in tutuklanması hukukla da açıklanmaz. Evet TCK’ye Saray iktidarını güçlendirmek için dezenformasyon maddesi eklenmiştir ama bu şekilde kullanılması da hukuka uygun değildir. Çünkü madde gerekçesinde eylemin “Kamu barışını bozmaya” elverişli olması aranarak, bu suçun somut tehlike suçu olduğu vurgulanmıştır. Yanı sıra “dezenformasyon” olarak nitelendirilen bu fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için eylemin, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, dezenformasyon maddesine ilişkin soyut norm denetimine ilişkin kararında, “Suçun ancak gerçeğe aykırı olduğu fail tarafından bilinen bir bilginin sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratma saikiyle yayılması halinde” oluşacağı vurgulanmıştır.

Özetle Mehmet Türkmen’in tutuklanması hukuka aykırıdır.

Ama mesele sadece Mehmet Türkmen’in veya BİRTEK-SEN’in meselesi de değildir. Türkmen eğer bu konuşması nedeniyle tutuklanabiliyorsa, “Patron hakkımızı vermiyor, asgari ücretle, sefalet içerisinde çalıştırılıyoruz” diyen işçi de tehlike altında demektir. Çünkü yasa patronları asgari ücret vermeye zorlamakla yetinir ve bu nedenle asgari ücretin üzerinde ücret alamayan işçinin “Hakkımızı vermiyor, bizi sömürüyor” demesi halkı yanıltıcı bilgi olarak yorumlanabilir.

Aynı şekilde, “Bakanlık görevini yapsın, iş cinayetlerini önlesin”, diyen sendikacının sözleri “Bakanlığın yaptığı çalışmalar, denetimler, bilgilendirmeler” ileri sürülerek; “İşçiler açlığa mahkum ediliyor” tespit, ücrete ilişkin yasal düzenlemelere uyulduğu, sözleşmeye aykırılık olmadığı iddia edilerek dezenformasyon olarak nitelendirilebilir.

***

“İşçi hak arayınca sendikacısını tutuklar, copuyla karşısına dikilir, yasak kararı getirir” demişti Mehmet Türkmen. Tam da dediğini yaptılar ve Türkmen’i, “Halkı yanıltıcı bilgiyi yaydığı” için değil, aksine işçileri yanıltarak sömürü düzenini sürdürenlerin tekerine çomak soktuğu için tutukladılar.

Evrensel