İliç maden katliamı davası 17 Şubat’a ertelendi: Reddi hakim talebi 2. Ağır Ceza’da incelenecek

Erzincan İliç’te 13 Şubat 2024 tarihinde Anagold Madencilik’e ait altın madeninde meydana gelen ve 9 işçinin yığın liç alanının çökmesi sonucu toprak altında kalarak hayatını kaybettiği facia ile ilgili davanın 5. duruşması Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, davanın gidişatı ve mevcut delil durumunu göz önünde bulundurarak tutuklu bulunan sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Hakkında adli kontrol kararı bulunan sanıkların, bu yükümlülüklerinin ayrı ayrı devam etmesine karar verildi. Duruşma 17 Şubat saat 09:00’a ertelendi.

Duruşma öncesi Dörtyol’dan Adliye önüne yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe ÇİFTAY Madencilik'in yeraltı madenini kapatma kararının ardından direnişe başlayan Divriğili maden işçileri, Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, CHP Milletvekilleri Orhan Sarıbal, Mustafa Sarıgül, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, DİSK/ Dev Maden Sen Genel Başkanı Tayfun Gördün, siyasi parti temsilcileri, kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

“Adalete olan inanç zedeleniyor”
Duruşma, hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesinin vekili Avukat Ümit Altaş’ın beyanlarıyla başladı. Toplumun ve İliç halkının adalete olan güveninin sarsıldığını belirten Altaş, davanın sadece iki ailenin omuzlarına yüklendiğini ifade etti. Altaş, "İnsanlar adalete olan inancını yitirirse, 'birkaç kişi göstermelik ceza alacak, sonra tazminat verilecek' diye düşünürler. Buradan bu inancı güçlendirecek bir karar çıkmalı" diyerek yargı bağımsızlığına dikkat çekti.

Mahkeme başkanına "fotoğraf" sorusu
Avukat Ümit Altaş, mahkeme başkanı Yavuz Özcan’a yönelik eleştirilerde bulunarak yargının tarafsızlığı ilkesinin ihlal edildiğini savundu. Katliamda sorumluluğu bulunduğu belirtilen Cengiz Yalçın Demirci’nin mahkeme huzuruna getirilmediğini hatırlatan Altaş, mahkeme başkanının AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman ile Meclis'te çekilen fotoğrafını mahkemeye sundu.

Altaş, mahkeme başkanına şu soruları yöneltti: "Siz Meclis'te ziyaret gerçekleştirecek bir konumda değilsiniz. Erzincan Ağır Ceza Reisi, İliç AKP İlçe Başkanı ile beraber neden orada olur? Neden Süleyman Karaman’ın yanındasınız? Çünkü bu isim, katliamdan sonra 'halk sağlığına zarar verecek durum yok, hava ve su temizdir' diyerek madeni savunan, dosyanın tarafı olan biridir. Her türlü denetimin yapıldığı söylenen madende 9 işçi yaşamını yitirdi ancak bugün hiçbir kamu görevlisi yargılanmıyor. O fotoğraf karesinde ne işiniz var?"

"6 ayda üretime hazırız" röportajına tepki
Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız da hakim Özcan’ın Mecliste çektirdiği fotoğrafa ve sanık Cengiz Yalçın Demirci’nin mahkemeye getirilmemesine tepki gösterdi. Avukat Altaş Demirci hakkındaki yurt dışı yasağı kaldırıldıktan sonra kendisinin bir gazeteye röportaj vererek "6 ayda üretime hazırız" dediğini hatırlatarak, sürecin cezasızlığa doğru evrildiğini savundu.

“Dosya üst mahkemeye gönderilsin”
Avukat Ümit Altaş, Meclis ziyareti ile sanık Demirci’nin yurt dışı yasağının kaldırılması arasındaki zamanlamaya dikkat çekerek reddi hakim talebinde bulundu ve davanın bir üst mahkemeye taşınmasını istedi.

Savcılık, reddi hakim talebinin değerlendirilmek üzere bir üst mahkemeye gönderilmesi yönünde mütalaa verdi. Mahkeme heyeti, talebi değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.

Baba Ali Ekber Yıldız: Oğlum toprak altında, Cengiz Demirci yurt dışında
Aranın ardından yeniden başlayan duruşma, reddi hakkim talebine ilişkin verilen karar öncesi sanık beyanlarıyla devam ediyor.

Sanık avukatlarının savunmasına karşı tepki gösteren baba Ali Ekber Yıldız, “Benim oğlum toprak altında, kimse bunu sorgulamıyor. Cengiz Demirci yurt dışında geziyor, mahkeme salonuna bile getirilmiyor” dedi. Yıldız verdiği tepki sonrası mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarılmak istendi. Mahkeme salonundakilerin duruma karşı çıkması üzerine Yıldız salon dışına çıkarılmadı.

Sanık avukatlarının beyanları sırasında avukatlar ve Yıldız ailesi arasında tartışma çıktı. Sanık savunmaları sonrası söz isteyen Ramazan Çimen müdafi Yakup Çimen’in Yıldız ailesinin davayı siyasileştirdiğini söylemesi sonrası duruşma salonunda gerginlik arttı.

Mahkeme heyeti gerginlik sonrası duruşmaya kısa bir ara verirken, duruşma yeniden başladı.

Reddi hakim talebi 2. Ağır Ceza’da İncelenecek
Avukat Ümit Altaş’ın sunduğu "reddi hakim" talebi ve tutukluluk hallerine ilişkin kararlar verildi. Mahkeme heyeti talebin incelenmesi ve karara bağlanması için dosyanın Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, davanın gidişatı ve mevcut delil durumunu göz önünde bulundurarak tutuklu bulunan sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Hakkında adli kontrol kararı bulunan sanıkların, bu yükümlülüklerinin ayrı ayrı devam etmesine karar verildi.

Duruşma 17 Şubat saat 09:00’a ertelendi.

Avukat Ümit Altaş: Adalet aramaya kar kış demeden devam edeceğiz
Duruşma sonrası Adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamayı yapan Ümit Altaş mahkeme heyetinin tarafsızlığını kaybettiğini savundu, davanın geldiği noktayı hukukun zayıflaması olarak nitelendirdi.

Yüzlerce insan ‘maden açılmasın’ diye yürüdü
Haberlerde yer alan “halk madenin açılmasını istiyor” iddialarına yanıt veren Altaş, sabah saatlerinde yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen yürüyüşü hatırlattı. Altaş, “Gördünüz mü bugün sabah 500 insan yürüdü. Hep bir ağızdan bu madenin açılmasını istemediklerini, yaşama sahip çıktıklarını dillendirdiler” diyerek bölge halkının gerçek iradesinin bu yönde olduğunu vurguladı.

Avukat Ümit Altaş, mahkeme heyetini reddetme gerekçelerini detaylandırırken yargı-siyaset ilişkisine dikkat çekti.

“Sadece maaş için mi çocukların ölmesine izin verilecek?”
Altaş, ekonomik gerekçelerle madenin savunulmasına da şu sözlerle tepki gösterdi: “Bu ülkenin insanları bu maden olmadığı zaman aç mı kalacak? Daha düne kadar hayvanının peşinden gidip, kula kulluk etmeden onurlu bir şekilde hayatını kazananlar, bugün sadece aylık maaş almak için çocuklarının ölümü pahasına buna izin mi verecek?”

Red talebinin ardından dosyanın bir üst mahkemeye gideceğini belirten Ümit Altaş, Yıldız ailesi ve diğer mağdur ailelerin adalet arayışının her koşulda süreceğini ifade etti. Altaş, polislere de seslenerek, “Arşivlerinizde bir onur fotoğrafı kalsın; sadece bizleri değil, bu ülkenin kaynaklarını sömürenleri, peşkeş çekenleri çekin” diyerek sözlerini tamamladı.

Dava öncesinde de 'adalet' talebi yinelendi
5. duruşma öncesinde, Erzincan Dörtyol’dan Adliye binasına kadar kitlesel yürüyüş gerçekleştirildi. “Katil Anagold Erzincan’dan Defol”, “Uğur İçin Adalet” ve “İliç için adalet” sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından adliye önünde açıklama yapıldı.

“İş kazası davaları uzatılıyor”
Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün, Türkiye’de her gün ortalama 6-7 işçinin hayatını kaybettiğini belirterek davaların uzatılmasına tepki gösterdi: “Davalarda süreç uzatılarak kamuoyunun öfkesinin azalması bekleniyor. Bu davalar sadece kaybettiğimiz kardeşlerimiz için değil, yeni katliamların yaşanmaması için de kritiktir. Yargı görevini yapmalı, adaletli sonuç bir an önce çıkmalıdır.”

CHP’li Sarıbal: Bu göz göre göre gelen bir katliamdır
CHP Milletvekili Orhan Sarıbal, mahkeme sürecini bir tiyatro olarak tanımlayarak, suçun asıl sahiplerinin kamu görevlileri ve siyasi kararlar olduğunu vurguladı: “Burada bir tiyatro oynanıyor. Suçlular da suç işleyenler de belli; ancak ısrarla bu suçlular saklanmaya, bu katliamın üzeri örtülmeye çalışılıyor. Kimse bize ‘bu işin fıtratında var’ diyemez. Suçlu, iktidarın yandaşlarını ve uluslararası maden şirketlerini zengin etmek için insanımızı yok sayan maden politikalarıdır. O liç yığınını güvenli sınırların çok üzerine çıkaran, risk uyarısı yapılmasına rağmen dibinde dinamit patlatmaya devam edenler bellidir. Başta kapasite artışına onay veren dönemin Bakanı Murat Kurum ve Valilik yetkilileri bu dosyanın doğrudan sorumlusudur. Denetim yapmayan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, ÇED izni veren bakanlık bürokratları yargılanmadığı sürece bu dava eksik kalacaktır. İki tane alt düzey çalışana suç yükleyerek bu işten sıyrılamazsınız. Vicdanı ve adalete inancı olan yargı mensuplarına sesleniyorum: Bu tiyatroyu sonlandırın, gerçek sorumluları mahkeme huzuruna getirin!”

EMEP’li Karaca: Bu bir memleket ve gelecek meselesidir
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, adliye önündeki kalabalığa seslenirken İliç’teki facianın sadece teknik bir kaza değil, sistematik bir sömürü düzeninin sonucu olduğunu vurguladı. Karaca, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki ay tam iki yıl olacak. Tarihin en büyük işçi ve çevre katliamlarından biri olan İliç katliamının üzerinden geçen bu sürede, topraklarımızı uluslararası sermaye güçlerine peşkeş çekenlere karşı bir adalet mücadelesi veriyoruz. İliç’te verdiğimiz bu mücadele Soma’ya, Ermenek’e, Divriği’ye, Tokat’a ve Çanakkale’ye ekleniyor. Çünkü bu memlekette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İliç’te göz göre göre işlenen sömürge madenciliği katliamında henüz adaletin ucu bile görünmemişken, memleketin geri kalanını da peşkeş çekmek için sitesinden ‘yatırım kataloğu’ ilan ediyor.”

“Yiyin, memleket sizindir diyorlar”
“O katalogda utanmadan uluslararası tekellere, emperyalist güçlere şunu söylüyorlar: ‘Gelin, yiyin yiyebildiğiniz kadar. Memleketin altı da üstü de işçisiyle, köylüsüyle sizindir; kullanın, kullanın ve atın’ İşte o yatırım kataloğu, burada adalet arayan Erzincan, İliç, Samsun, Aydın ve Manisa halkının canı üzerine yapılan bir pazarlık belgesidir. Devlet eliyle sermayeye ‘bizde can bol’ diye ilan veriyorlar.”

“Gerçek yurtseverlik Anagold’u kovmaktır”
“Bugün dünyanın dört bir yanındaki emperyalist suçları, yeraltı kaynakları üzerinden halklara çektirilen acıları konuşuyoruz. Türkiye’yi de emperyalistlerin üstünde tepineceği bir savaş alanı haline getirmek isteyenlere karşı İliç’teki adalet arayışı, gerçek bir yurtseverlik mücadelesidir. Gerçek yurtseverlik; halkı önce yoksulluğa mahkum edip sonra siyanür havuzlarında can pazarına mahkum edenlere, ‘Anagold defol git’ diyebilmektir. Bu topraklar sizin oyun alanınız değil!”

“Murat Kurum’dan mülki amirlere, hepinizin elinde kan var!”
“İliç katliamı yargılamasında en aşağıdan en yukarıya, yerel mülki amirlerden ‘caka satan’ Murat Kurum’a kadar bütün kamu görevlilerinin ellerinde kan olduğunu hatırlatıyoruz. Hepsinin yargılanmasını talep ediyoruz. Biz İliç için adalet isterken, aynı zamanda kan parasıyla aileleri susturmaya çalışanlardan hesap soruyoruz. Bu ülkeyi açlık sınırının altında asgari ücrete mahkum edip madenlere körü körüne sokanlara ‘karşınızda biz varız’ diyoruz. Bu dava, gerçek katillerin açığa çıkarılacağı ana kadar bitmeyecek!”

“Zehri bize, altını kendilerine alıyorlar”
Erzincanlı olan ve hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın komşusu olduğunu belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise madenin yeniden açılması girişimlerine tepki gösterdi: “Emperyalist haydutluk altınları alıp götürüyor, zehiri ve çöpü bize bırakıyor. Madenin yeniden açılmasını istemek Erzincan’a yapılabilecek en büyük kötülüktür. Hiçbir altın, toprağın altına gömdüğümüz canlarımızdan daha değerli değildir. Eğer ‘milli ve yerli’ iseniz, bu yağmaya karşı adil bir karar verirsiniz.”

Elif Ekin Saltık / Evrensel