Aklıma gelmezdi bir simitçinin ölümüne ağlayacağım...
Ağladım...
Hüngür hüngür ağladım...
Çünkü tüm Cihangir gibi bizim ailenin de simitçi amcasıydı o...
Simit satmazdı, simit almak isteyenler ona gelirdi...
Firuzağa meydanında her daim duran kırmızı simitçi arabası yerinden kıpırdamazdı...
Arabanın küçük pencerelerini iki yana açar, en taze simitleri seçip uzatırdı “Al bakalım güzel kızım” diyerek Pera’ya...
Her hafta sonu aynı şey yaşanırdı bizim evde; sabahları Pera’yla el ele Cihangir’i yürür, üst katında o korkunç patlamanın olduğu Komşu Fırın’dan ekmeğimizi alır ama hiçbir zaman simitlerine kanmazdık...