Salonda çalışan garson ve komiler için; patron veya temsilcisi ile işe alım aşamasında karara bağlanan ücret ile çalışma zamanındaki esneklikten ötürü, genellikle işçinin eline geçen miktar arasındaki (bahşişten vb. ekstralardan kaynaklanan) fark, işçi lehine olabilmektedir. Ne var ki bu durumun yarattığı yanılsama, işçinin kendisini daha ayrıcalıklı hissetmesine, hatta işçi olduğumuzu unutmaya sebep olmaktadır.
İşletmelerde işçinin sigortası varsa en fazla asgari ücret üzerinden yatırılır. Maaş değil de yüzde ile çalışan işçi, aynı zamanda çığırtkanlık yapıp işletmeyi doldurmalı ki ücreti artsın. İşçileri ayıran bir diğer yarığı da puantaj sistemi de denilen ve hiyerarşiye göre dağıtılan bahşişlerin paylaşılması yaratmaktadır. Ancak bahşişin artmasından daha fazla çıkarı olan üst, astlarını patronu aratmayacak şekilde baskılar. Daha yoğun çalışma daha yoğun bahşişle eşanlamlıdır. Az bahşiş alan çok alana, mutfakta çalışan işleri yığan salona (mutfak genelde hiç bahşiş almaz) öfkelenir. En çok bahşişi aldığın gün en çok işin yapıldığı gün olur, sinirler çelik gibi gerilir, yorgunluktan uyuyamaz hale gelinirken günün sonunda ve en fazla kar edeni sadece patrondur.
İşkolundaki emek sürecinin temel karakteri; ucuz, güvencesiz, dağınık, örgütsüz, meslek hastalıklarına ve iş kazalarına açık, kısaca kapitalist işin fıtratında olan her türlü sömürüyü içermekte. İşçiler arasındaki iş kaynaklı gerilim, sınıf gerçekliğinden ötürü bertaraf edilebilmekte. Hatta kısa vadede bir doğal direnişi yaşatmaktadır. Patrona takılan lakap, kaçamak için zaman ve mekan örgütleme, çalışma temposunu düşürme işçinin doğal hallerinden ilk akla gelenleri oluşturmakta. İş yavaşlatma, bu kendiliğinden eylem, direkt karı etkilediğinden hemen patron ile işçiyi karşı karşıya getirmekte.
İşkolunda örgütlenme düzeyi ise çok zayıf, var olanların çalışma koşullarına etkisinden söz edilmesi mümkün değil. Örgütlenme girişimlerindeki iyi niyetli çabalar çoğu zaman işçilere ulaşamamakta. Hali hazırda politikleşmiş işçilerden gayrı haberdar olan işçiler yok denecek kadar az. İşçi olduğunu kabul etmek bile bu sömürü koşullarında belli bir süre çalışanlarda mevcut. Çalışanların sürekli değişmesi, esnek, süreksiz ve dağınık çalışma koşulları örgütlenmenin fiziki engelleri olmakta. Muazzam bir işsizler ordusunun her gün artarak iş aradığı işkolunda, işe alımda çoğu zaman aracılar “işçinin sorun çıkartmayacağının” garantisini alarak işçiyi kabul ederler.
Tüm bunlara ilaveten patron ve patron yarısı aracıların “politik” olduğu işletmelerde örgütlenme koşullarının saçmalığı ayrı bir yazının konusu. Gerçekliğin bu hali kimseyi umutsuzluğa sevk etmemeli. Doğal direniş anlarını, sürekli ve bilinçli bir politik hatta evrilmesi işçilerin öz çabaları ve örgütlülüğüyle mümkün.
Ayrıca kapitalist üretim süreci için çok önemli olan bu modern sığınaklar (cafe-bar, restoran) sistemin sür git devam etmesi için önemli bir yeri tutmaktalar. İşyerinde, okulda, parçalanan kişiliklerin ertesi gün aynı sömürüye uğramalarını katlanılır kılmak, ironik de olsa, hizmetimizin bir nevi toplumsal karşılığı. Kapitalizmle başı belada olan birçok yerle bağlantılı olan hizmet alanı, ilişkili olduğu işkollarındaki işçiler ve örgütleri ile buluşabilirse toplumsal etkisi kapitalizme atılacak önemli bir döner tekme olacaktır. Bu uğurda sürdürülecek bir arayışçılık aynı ateşin yakmak istediği, sınıf ve özgürlük hareketinin önemli bir toplumsal dayanağını oluşturacaktır. Karşımızda duran sınıf örgütlü, politik ve oyun kurucu, ancak sınıf zoru oyunu bozar. Her gün tekrarlanan işçi gerçekliğimiz bunu bize tekrar tekrar buldurtmakta. Yemeğine tükürmek istediklerimizin, suratına tükürmek bizim elimizde. Bunun için bilince çıkartılmış, dar çıkarlardan azade bir politik mücadele hattı somut ihtiyacımız.
Gerçekten zor, ancak patlıcana can veren bizler, yaşadığımız topraklardan ve dünyadaki mücadele biçimlerinden öğrenerek, öğrendiklerimize yenilerini katarak birlikte yapabiliriz. Afiyet olsun.