İş cinayetleri rejimi - İSİG Meclisi

Geçtiğimiz hafta medyadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’in açıklamalarını izledik. Özer konuşmasının bir bölümünde inşaat sektöründeki iş güvenliği sahtekarlıklarına vurgu yapıyor: “Demirden malzemeleri kaynatıyor. Bir de üzerine boya atıyor, gönderiyor. Bu uygun değil diyoruz. Eski iskeleleri kumlayıp, galvanize batırıyorlar buyrun diyorlar; standart iskele. Aman dedik, 3 kuruş para için bunu yapmayın. Bunun ucunda insan hayatı var. O eski malzeme ya çatlarsa, çürükse, bir müddet sonra arıza verir ve insanlar düşer ölür. Türkiye’de yılda 350 tane insan; inşaat, yapı sektöründe ölüyor ve bunun yüzde 40’ı yüksekten düşme veya yüksekten bir şeyin düşmesi ile ölüyor.”

Sayın Özer, alanın bir numaralı bürokratı sizsiniz. Neden bu sorunları bu şekilde ortaya koyduğunuz halde elinizdeki imkanları harekete geçirip gerekli denetimleri yapmıyor ve önlemleri almıyorsunuz? Bakın sizin bu açıklamaları yaptığınız Nisan ayında en az 43 inşaat işçisi yaşamını yitirmiş ve 25’i yüksekten düşme ve nesne düşmesi nedeniyle.

Özer, iş güvenliğinde eleman sıkıntısı da olduğunu da belirterek, “(ABD’de) 4 bin madenleri, 2 bin 200 tane müfettişleri var. Bizde bin müfettiş var. Bunların içinde zannediyorum ki 80 tane madenci var. Bizde de 4 bin civarında aktif maden ocağı var. Almanya’da müfettiş sayısı toplam 3 bin 500 civarında” Sayın Özer, yaptığınız bu açıklamalar bir illüzyon. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, denetlenmemesi ve oluşturulan baskı ortamı devletin ve sermayenin oluşturduğu iş cinayetleri rejiminin bir ürünüdür.

Devlet ve sermaye işbirliği içinde iş cinayetleri rejimi sürdürülüyor, Nisan ayında en az 168, yılın ilk dört ayında ise en az 586 işçi yaşamını yitirdi

Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz ve her gün güncellenen bilgiler ışığında 2016 yılının ilk dört ayında yaşanan iş cinayetleri şöyle: Ocak ayında en az 115 işçi, Şubat ayında en az 143 işçi, Mart ayında en az 160 işçi, Nisan ayında ise en az 168 işçi yaşamını yitirdi.

Bu yılın ilk dört ayı itibarıyla ülkemizdeki şiddetlenen savaş ortamı ile birlikte sermayenin işyerlerinde uyguladığı baskı ve zor rejiminin en görünür biçimi olan iş cinayetlerinde artış gözüküyor. 2016 yılının ilk dört ayında iş cinayetleri sonucu en az 586 işçi kardeşimiz aramızdan ayrıldı ve kayıt tutmaya başladığımız 2012 yılından bugüne en çok iş cinayetinin yaşandığı ilk dört ay olarak tarihe geçti. 2012 yılının Nisan ayında en az 87 işçi, 2013 74 işçi, 2014 te 124, 2015’te 135 işçi yaşamını yitirmişti.

Nisan ayında yaşamını yitiren 168 emekçinin 129’u işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 32’si çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 7’si esnaflardan olmak üzere 33’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor.

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımına bakarsak; Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi; İnşaat, Yol işkolunda 43 işçi; Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 9 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 emekçi; Enerji işkolunda 7 işçi yaşamını yitirdi.

İş cinayetlerinin nedenlerine bakarsak: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 37 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 36 işçi; Diğer nedenlerden dolayı (intihar, silahlı saldırı, kalp krizi, beyin kanaması) 34 işçi; Düşme nedeniyle 31 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 12 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 7 işçi; Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 5 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 3 işçi; Ve Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 3 işçi ve yaşamını yitirdi. Mart ayında 14 ölüm İstanbul’da; 10 ölüm Bursa’da; 8 ölüm Antalya’da; 7’şer ölüm Düzce, İzmir ve Kocaeli’nde; 6’şar ölüm Ankara, Denizli ve Mersin’de; 5’er ölüm yaşandı.