Amed’de yaşayan sınıf öğretmenliği mezunu bir kardeşimiz geçtiğimiz ay yapılan son öğretmen alımında da atanan 30 bin emekçi arasında yer almayınca 6. kattan atlayarak intihar etti. Konu ile ilgili görüşleri istenen Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı ise şöyle: “Şimdi, dramatik bir şey, bu atanamayan öğretmen adayı arkadaşlarımızla ilgili sık sık ‘Bu yüzden öğretmen adayı intihar etti’ falan gibi ifadeler kullanılıyor. Şimdi tıpta teknik tabiri nedir bilmiyorum ama bunu bile söyleyip söylememekte tereddüt ediyorum, ‘Gösterişçi intihar eylemi’ diye bir sendromdan bahsediliyor. Aslında niyeti olmadığı halde etrafında ilgi uyandırmak veya ilgi çekmek veya isteklerinin yerine gelmesini sağlamak amaçlı bu tür girişimler.”
Her şeyden evvel ayıptır, vicdansızlıktır; bir insanın çaresizlik girdabına girip intihar etmesini bu şekilde açıklamak. İkinci olarak ülkedeki çalışanların yaşamını güvencesizleştirip yarınlarını göremez hale getireceksin, psikolojilerini bozacaksın, KPSS denilen bir cendereye sokacaksın ve sonra bu gerçekleri bilmezlikten gelerek ‘yavuz hırsız’ misali açıklamalar yapacaksın. Oysa bu ölümlerin bir numaralı sorumlusu Bakan Avcı ve mensubu olduğu AKP hükümeti, iktidarıdır...
Diğer yandan intiharlar sadece öğretmenler için geçerli değil. Ülkemizde banka çalışanlarından güvenlik emekçilerine, çiftçilerden inşaat işçilerine kadar birçok intihar yaşandı, yaşanıyor.
1970 sonrasında uygulanan neo-liberal kapitalist politikalar sonucu günde 12 saati geçen uzun çalışma süreleri, ağır ve aşırı çalışma, geçici işlerde çalışma, iş stresi, düşük ücret, ücretsiz fazla mesai, performans sistemi gibi çalışma koşulları işçilerin yaşamını ciddi olarak tehdit etmeye başlamıştır.
İSİG Meclisi’nin açıklamasına göre son üç yılda en az 99 emekçi işe ve yaşam koşullarına bağlı olarak intihar etmiştir. Bu 99 emekçinin 49’u işçi, 23’ü memur, 13’ü işsiz, 11’i esnaf ve 3’ü çiftçidir. İntihar eden emekçiler borçları, psikolojik baskı ya da işsizlik nedeniyle yaşamlarına son vermiştir. Yine büro çalışanları, özel güvenlikçiler, inşaat ve metal işçileri ile sağlık emekçileri en çok intiharın yaşandığı meslek gruplarıdır.
Yaşanan bazı ölümlerden bahsetmek intiharların nedenini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
* Banka çalışanı. Çalışma arkadaşları banka yönetimi tarafından geçici olarak görev yeri değişikliğine tabi tutulduğunu, bankacının bu uygulamadan memnuniyetsizliğini defalarca dile getirmesine rağmen sorunun giderilmesi için herhangi bir çalışmanın yapılmadığını, isminin işten çıkarılacaklar listesinde yer aldığını, tüm bunlardan dolayı iş baskısına dayanamadığı için 2. köprüden aşağı atladığını belirttiler.
* Tekstil işçisi. Fabrikadan çıkarılınca işsizlikten bunalıma girdi, 10 gün önce bileklerini kesmişti, hastaneden çıktığından beri kimseyle konuşmuyordu, pompalı tüfekle kendini vurdu.
* İnşaat bekçisi. Çalınan bilgisayardan sorumlu tutuldu, işten sonra arkadaşı ile köprüye geldiği sırada telefonunu ve bir kağıdı arkadaşına verip hızlıca köprüden aşağı nehre atladı, notta, “Ben inşaatta bekçilik yapıyorum, burada bilgisayar çalındı bunu benden bildiler ama ben bunu yapacak kadar gurursuz değilim ben masumum” yazıyordu.
* Seyyar satıcı. Kestane ve fıstık satıyordu, zabıtaların kendisine işini yaptırmaması sonrası mali sıkıntıya (20 bin TL) girip, “Benim ölüm sebebim zabıtalar” yazılı bir not bırakarak intihar etti.
* Sera ortakçısı. Gece saatlerinde ürünü zarar görmesin diye don yakmaya başladı, sabah saatlerine kadar serada soba yakarak ürünlerini korumaya çalıştı, domateslerinin büyük bir bölümü zarar gördü, kendini tel ile serada bulunan demirlere astı, borçları vardı.
Görüldüğü gibi emekçilerin yaşamları her geçen gün güvencesiz çalışma koşullarıyla daha da kötüye gitmektedir. Emekçiler birleşip karşı çıkmadığı ve yeni bir yaşam kurma iradesini göstermedikleri sürece iş cinayetleri devam edecek ve işçiler intihara sürüklenecektir... Yaşamak için Direnİşçi...