İsmaillere karşı savaş var…- Gökmen Özceylan

Çok iddialı  bir başlık olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak tüm uyarı ve çabalarımıza rağmen ülkemizdeki iş ve işçi cinayetlerinin dehşet bir hızla artışını başka hangi sözcüklerle anlatacağımı bilemedim. O kadar sıcak günlerden geçiyoruz ki diğer bütün gündemler çok silik ve önemsiz kalıyor farkındayım.

Özellikle ülkemizin bir yarısında resmi olarak adı konulmamış bir savaş yaşanırken. Her gün televizyonlarımızda ölüm haberleri bir bir evlere ateş düşürürken, diğer bütün gündemler önemini yitiriyor.
Ben ise inatla aynı gündeme tutunmaya çalışıyorum. Çünkü ismi konmayan diğer bir savaşta sessiz sedasız evlere aynı ateşten düşürmeye devam ediyor.

Bir ülke düşünün her iki ayda bir Soma faciası büyüklüğünde bir faciayı yaşıyor. Sizce bunun politik sonuçları ne olurdu? Böyle bir ülkenin işçi sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu insanlarının, siyasetçi ve bürokratlarının hali ne olurdu? Böyle bir ülke var mıdır diye sorduğunuzun farkındayım. Bende İsmail arkadaşlarımla sohbetlerime bu soruyla başlıyorum.

Bir inşaat şantiyesindeyim. Öğlen arası yemek molası bitmiş. Çaylarımızı Diyadinli İsmail koşarak getirmiş. Hepimiz sigaralarımızı yakmışız. Öyle yorgunuz ki hepimiz. Öğlene kadar çalışmış olmanın yorgunluğundan çok, öğleden sonra yapacaklarımız kafamızı yoruyor. Ama bir sigara ve çay sohbeti inanın o anki ruh halimize öyle iyi geliyor. Öyle dinlendiriyor ki bunu ancak o şantiyede çalışan arkadaşlarım anlayabilir. Ben yine boş durmayıp ortaya soruyu atıyorum. İsmailler başlıyor konuşmaya. Bu sefer istekliler konuşmaya çünkü gerçekten sevdikleri bir konu ortadaki. Soru net: Bir ülkede her iki-üç ayda bir Soma faciası büyüklüğünde facia olsa o ülkede neler olur?

İşyeri hekimliği yaptığım İnşaat firması büyük bir rezidans inşaatı. En az on tane ayrı taşeron firma çalışanları var. Ama çalıştıkları firmalar ayrı da olsa aynı yapıyı emekleriyle işliyorlar. Hepsi ülkemin dört bir yanından gelmişler. Karslı, Ağrılı, Erzurumlu, Çorlulu…

-Hocam vallahi başta kim varsa kellesi gider. Kelle dediysem istifa ettirirler. Olur mu öyle şey isyan çıkar.
Diğer bir İsmailin cevabı: 

-Olur mu hocam vallahi bütün sorumluları bulup cezaevine sokarlar. Cezaevlerinde yer kalmaz. 

-Hocam vallahi Japonya da olsa hemen istifa eder bakanları. 

Deyince bir gülüşme kopuyor aramızda. Bizde tabi ki kimse istifa etmez diyor Ağrılı İsmail. 

Ben burada söze karışıyorum “Bizde olsa ne olur?” diye.

Orada farklı fikirler ortaya çıkıyor. Kimisi “Hocam o kadarı burada da olsa burada da ortalık karışır. Birilerinin canı yanar” diyor. Diğer bir İsmail söze karışıyor ve “Yok ya” diyor, “Soma da ölen madencilerden başka kime ne oldu ki. Bir kişi istifa etti mi ama biz hiç duymadık. Öyle değil mi hocam sen bu işleri takip ediyorsun.”

Yok ne yazık ki kimse istifa etmedi.

Erzurumlu İsmail söze karışıyor. “O kadar işçi ölürse mutlaka birilerinin bu ülkede de başı yanar yok öyle yağma” diyor “Bu kadar insan ölecek hiçbir şey olmamış gibi herkes işine devam edecek. Yok hocam o kadar uzun boylu değil.” 

Ben burada artık sohbeti biraz ele almam gerektiğini anlıyorum:

“Arkadaşlar öyle bir ülke var. Bilin bakalım bu ülkede neler oldu bu kadar İsmail arkadaşım ölmesine rağmen biliyor musunuz? Size anlatayım. Bu ülke Türkiye yani ülkemiz. İtiraz etmeye kalkmayın hemen. 2015 yılının ilk dokuz ayında toplam 1316 İsmail kardeşimiz iş ve işçi cinayetinde hayatını kaybetti. Bu söylediğim rakamı tekrarlarsam. Her iki üç ayda bir Soma faciası büyüklüğünde bir facia yaşadık bu son dokuz ayda. Ne oldu peki? O kadar gündem arasında eridi ki inanın kimsenin haberi bile olmadı. Hatta sizin bile olmadı dostlarım. Her gün haber köşelerinde bir iki- üç beş ölüm haberi sessizce, gazete köşelerinde haber değerini yitirmiş ikinci sayfa haberi oldu. Yer yerinden oynamadı. Kimse istifa etmedi. Bu işin sorumluları hiçbiri cezaevine konmadı.”

Derin bir sessizlik. Sigaralardan derin bir nefes daha. Başlar önümüze eğildi. Kimse başka bir cümle etmedi. Öğlen paydosu şantiye şefinin uyarısıyla bitti. İsmailler işlerinin başına bende revirime döndüm. 
Ve aklıma sadece bu başlık geldi. Bu ülkede İsmaillere karşı adı konulmamış bir savaş var. İnanın var. 
Saygılarımla...