2011 yılından beri işçi sınıfının yürüyüşüne katıldık. İşçilerin ölmesini, sakatlanmasını, hastalanmasını ve yaralanmasını önlemek için mücadele verdik. Yine bu durumu yaratan koşullara son vermek için uğraştık ve dayanışma içinde olduk. Önemli uğrak noktalarımızdan birisi de Çapa’da hastane çalışanlarının mücadelesini yükseltmekti. Bu noktada ‘işçiler daha nitelikli iş güvenliği eğitimi alsın’ diyen Meclis üyemiz Dr.Coşkun Canıvar’a İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından bir disiplin cezası verildi...
Sadece sağlık ortamında değil hayatın her alanında asgari mantık, hukuk ve demokratik işleyiş arayışı beyhude bir çaba halini almış durumda. Saray’ın ve AKP’nin iktidarı işyerlerimizi, mahallelerimizi ve her yeri OHAL alanına çevirmiş durumda. Susmamızı, korkmamızı ve boyun eğmemizi istiyorlar. Ancak emeğin, kardeşliğin ve barışın ülkesini kurmamızı engelleyemeyecekler. İşçi sınıfının ve halklarımızın uzun yürüyüşü yeni kazanımlarla devam edecek...
İşçi sağlığı mücadelesini verirken ülkemizin bütün sorunlarını gözeten bir anlayışla hareket ediyor ve bu sürecin yeni insanları olmaya çalışıyoruz. Tam da bu noktada arkadaşımız Dr.Coşkun Canıvar’ın Çapa’da eylemde yaptığı konuşmayı aktarmanın mücadeleye bakışımızı özetleyecektir diye düşünüyoruz...
“Eğitimi engellemek suçundan verilen bu cezanın altında imzası bulunan İstanbul Üniversitesi Rektörü Mahmut Ak göreve geldiğinde ilk açıklamasında şunları söyledi: ‘Yeni Türkiye ve Yeni Türkiye’nin inşası denilince hiç şüphesiz bize bu ufku açan değerli cumhurbaşkanımız. Cumhurbaşkanımızın bizlere gösterdiği yol 2023 hedefi. İstanbul Üniversitesi Türkiye’nin bir değeri. Ve üniversitemiz Cumhurbaşkanımızın hedefleriyle gitmeye kararlı ve heyecanlı.’
Sayın Mahmut Ak, o yolunda yürüdüğünüz kişinin yönettiği ülkede 13 yılda 15 bin iş cinayeti yaşandı.
Yönetmekte olduğunuz üniversitenin hastanesinde son 3 yılda 2 iş cinayeti yaşandı. Bu alana her çıktığımızda söyledik ve söyleyeceğiz; Zafer Açıkgözoğlu iş cinayetini unutmadık, unutturmayacağız.
Sayın Mahmut Ak, yönetmekte olduğunuz üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa hastanelerinin depreme dayanıksız binalarında 16 bin sağlık çalışanı olası İstanbul depreminin yarattığı risk nedeniyle can güvenliği olmadan çalışıyor.
O yolunda yürüdüğünüz zihniyetin iktidarı; İstanbul’un Kuzey Ormanları’nı katlederek 3. Köprü’yü yapacak güce sahipken, 3. Havalimanı projesiyle doğa katliamı yapacak kudreti varken, Kanal İstanbul denen akıllara ziyan projeyle doğanın dengesini alt üst edecek güce sahipken, nedense ülkenin en önemli eğitim ve sağlık kurumları olan Çapa ve Cerrahpaşa’yı yerinde yapılandıracak desteği yıllardır veremedi.
İçinde, rant ve sermaye çıkarı olmayan hiçbir proje sizin ve yolunda yürüdüklerinizin gündeminde yer almadı, alamıyor.
Bu cezalarla bizi yıldıramazsınız. Bizler emeği savunmaya, yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Hem de yaşamın her alanını her an savunmaya devam edeceğiz.
Ülkeyi yangın yerine de çevirseniz, baskıyı şiddeti egemen kılmaya da çalışsanız, şehirleri ablukaya da alsanız, sivilleri de katletseniz de bizler yaşamı savunacağız.
Yolunda yürüdüğünüz zihniyetin siyasal ikbal hırsı nedeniyle bu ülkede;
35 günlük bebek hastaneye gidemediği için öldü.
Ekmek almaya giden 70 yaşında bir insan kafasından vuruldu.
Çocuk işçiler çalıştıkları fırının deposunda öldürüldü.
Sağlık çalışanı hemşire arkadaşımız, doktor arkadaşımız katledildi.
Sağlık hizmetleri askıya alındı.
Tüm bu zulme itiraz eden kamu emekçileri görevlerinden uzaklaştırıldı.
Daha yüzlerce, binlerce insan hakkı ihlali yapıldı, yapılmaya devam ediyor.
Toplumsal barışı savunmak, işçi sağlığını savunmak, emeğin mücadelesinin ayrılmaz parçalarıdır. Sağlık çalışanları olarak bizim işimiz emeği, insanı, doğayı, yaşamı ve barışı savunmak.
Cezalarınız, baskılarınız bizi işimizi yapmaktan asla alıkoyamaz...”