İşçinin ‘Canıvar’ - İSİG Meclisi

Son üç yılda iki iş cinayetinin yaşandığı İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nde (ÇAPA) Sağlıkta Dönüşüm Programı ve taşeronlaştırma politikaları, niteliksiz işçi sağlığı hizmetleri ile birleşerek sağlık çalışanlarının çalışırken hastalandığı ve öldüğü bir sürece dönüştü. Soma’da, Ermenek’te, Torunlar’da onlarca yüzlerce işçinin bir anda ölümü ile gündeme gelebilen iş cinayetleri, başta hastaneler olmak üzere çalışma yaşamının her biriminde hemen her gün yaşanıyor ve sıradan olaylar olarak karşılanıyor. Bu gidişe dur demek için işçi sağlığı ve iş güvenliğini önemli bir sendikal talep haline getirmeye çalışanlar, öğretim üyesi ve asistanından hemşiresi ve taşeron işçisine kadar ciddi bir birlik oluşturdular. Eğitim, eylem, raporlandırma gibi her türlü araçla bu konunun gündeme alındığı Çapa’da, işçi sağlığı konusunda başta foseptik çukuru temizliği süreciyle hastalandığı ve öldüğü düşünülen Zafer Açıkgözoğlu iş cinayeti süreci olmak üzere işçi sağlığı sorunlarına karşı yıllardır ciddi bir mücadele yürütüldü. Bu konuda gerek hastanesinde gerekse İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi bünyesinde Türkiye’nin dört bir yanında işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini koruma ve meslek hastalıklarını görünür kılma çalışmaları için büyük emek harcayan Dr.Coşkun Canıvar İstanbul Üniversitesi yönetimi tarafından cezalandırıldı.

Öncelikle yetkililere seslenmek istiyoruz: İşçi ölümlerinin ülke gündeminden düşmediği, meslek hastalıklarının sayısının bilinmediği ülkemizde işçilerin sağlığına, güvenliğine ve nitelikli eğitim hakkına sahip çıkan Dr.Coşkun Canıvar’a yönelik disiplin cezası işçi sağlığı mücadelesinedir.

İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Tabip Odası hastane temsilcisi ve SES üyesi Dr.Coşkun Canıvar’ın taşeron çalıştırılan sağlık işçilerine yönelik “iş sağlığı ve güvenliği eğitim toplantısında” göstermelik eğitime ‘nitelikli işçi sağlığı eğitimi’ talebiyle yaptığı itiraz disiplin cezasıyla karşılık buldu. Doğruyu söylemek, işçileri aydınlatmak, yöneticileri uyarmak suç olarak görüldü. Dr. Coşkun Canıvar’a verilmeye çalışılan meslekten atılma cezasının bir alt seviyesi olan “kademe durdurma cezası” fiilen işçi sağlığını savunanlara karşı pervasız bir gözdağı niteliğinde.

İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) hastanesinde, İstanbul Tabip Odası, SES, DİSK Genel-İş, Dev Sağlık-İş ve Taş-İş-Der’in hep birlikte yürüttükleri mücadelenin simgelerinden biri olan Dr.Coşkun Canıvar’a karşı yönetimin bu cezalandırıcı tutumu, tüm bu kurumsal yapılara karşı alınmış bir tavırdır.

Her yıl binlerce işçinin iş cinayetlerinde katledildiği, 2014 yılında 1886, 2015’in ilk 8 ayında 1138 işçinin öldüğü, meslek hastalığına yakalanan onbinlerce işçinin kayıtlara bile geçmediği, sağlık çalışanları Dr.Ersin Arslan, Dr.Melike Erdem ve sağlık teknisyeni Recep Tepe’nin şiddet, mobbing ve alınmayan önlemler nedeniyle can verdiği bir ülkede bir üniversite yönetiminin takındığı bu tavır kesinlikle kabul edilemez.

Akademinin, hekimliğin ve insan olmanın gereklerinden biri olan işine, işyerine, iş arkadaşlarına sahip çıkma girişiminin cezalandırılmasının fiilen ve hukuken mümkün olmadığını hatırlatarak; başta İstanbul Üniversitesi’nin Rektörlüğüne ve İstanbul Tıp Fakültesi Dekanlığı’na, Başhekimliği’ne ve ülkede işçi ölümlerinden sorumlu Çalışma Bakanlığı’na sesleniyoruz: Dr. Coşkun Canıvar’ı cezalandırmak, görevden atılmasının yolunu açacak ceza olan “Kademeyi durdurmak” yerine, “Meslek hastalıklarını-güvencesiz çalıştırmayı-iş cinayetlerini ve taşeronlaştırmayı” durdurun...

Akademinin, hekimliğin ve insan olmanın gereklerinden biri olan işine, işyerine, iş arkadaşlarına sahip çıkmak cezalandırılamaz. Dr. Coşkun Canıvar’a işçilerin sağlığını ve güvenliğini savunduğu için verilecek olan ceza hepimize, hekimlere, işçilere, tıp öğrencilerine, demokratik mücadeleye, örgütlü hak arayışına, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nedir... Doktor Coşkun’un yolundayız...

Mücadele Arkadaşları