Soma, Hopa, Gever kutsalları -AKP felakettir! - Mustafa Yalçıner

Soma’da 301 canımız gitmişti. Göz göre göre gelen maden işçileri katliamı neredeyse “doğal afet” kategorisinden sayılacaktı. Tam 301 can! Dile kolay. Ve devletin üç kelimelik soğuk bir tanımlaması: “Madenciliğin fıtratında var”! Şimdi mahkemesi görülüyor. Söyleyin, Soma’da kutsal neydi? AKP hükümetinin teşvikleri ve “denetim” kolaylıklarıyla önü açılan kapitalist işletmecinin uğruna her şeyi mubah gördüğü kârı mı? Yitirdiğimiz canlar mı? “Fıtrat” mı?
Hopa’da daha yeni sel felaketi yaşadık. İçinde bebeklerimiz var, 8 canımızdan daha olduk. Doğal mıydı rantçılığın ürünü müydü, bellidir! Doğada yağmur da vardır, dolu da sel ve heyelan da. Ama siz doğayı talan etmez, deresini, suyunu, ormanını, gölünü paraya çevirmek için üzerine üzerine varmazsanız, doğa dostunuzdur; barındırır, besleyip doyurur, sizi Kerbelalarda bırakmaz. Ama “Yeşil Yol”du, bir dereye sekiz HES’ti, ağaç katliamıydı, doğaya saldırırsanız, o da intikamını alır! Tıpkı kendisi gibi doğaldır, suya akacak yatak bırakmaz betonla doldurursanız, bir sabreder iki sabreder, sonunda yatağını bulur, sel olur dört bir yanı basar! Şimdi söyleyin, Hopa’nın seli “dağal felaket” midir, rantçı gözü dönmüşlükten mi?
Ve Gever. Yüksekova diye bildiğimiz güzelim ilçe. Önceki gece önce ilan edilmemiş sıkıyönetimle sokağa çıkma yasağı konup sonra tanklar ve akrep ve sair zırhlılarla mahallelerine dalınıyor. Havanların da katılımıyla, ağır silahlarla ateş altına alınıyor. Gazze değil, İsrail saldırmıyor. Kobanê ve saldıran IŞİD de değil. Bir iktidar kendi halkına doğrultmuş silahları, veryansın ateş ediyor. Ölümler... ölümler. Çocuklar dahil ölümler. Anlı şanlı gazete ve TV kanalları yalnızca şehit askerlerinin ölüm haberlerini veriyor. Ölümde bile eşitlik aramıyorlar. Oysa hem PKK’li hem daha da çok sivil öldürülüyor, kararı 8 Haziran’da verilen son saldırı kampanyasında. İşte Gever: 4 can. İşte Cizre. İşte Silvan. İşte Nusaybin, Silopi, Varto. Saymakla bitmiyor. Yasal olarak çoktan iktidarını kaybetmiş, iktidar 7 Haziran’ın intikamını almak için saldırıyor. “Başkanlık Sistemi olmadığı için” diyen Sağlık Bakanı açık konuşuyor. Akdoğan da: “HDP’ye oy verildiği için çözüm süreci bitirildi!” HDP’den, ona oy veren Kürt’ten, Türk’ten, demokrattan, inanmıştan intikam: “Neden AKP’ye vermediniz?”
AKP çoktan “topal ördek” olmuş iktidarıyla, adı ne olursa olsun, saldırısına ara vermiyor. Yetkiliyim, yetkisizim demiyor ve parmaklar tetikten kalkmıyor.
Açın bakın cuma günkü Özgür Gündem’e. Birinci sayfasının “göbek” fotoğraflarından biri, havan topuyla isabet almış Hz. Ali Camii imamının evine ait. İmam İbrahim Akdoğan’ın yaralandığı saldırıda tarumar olmuş evin ortasında, elinde yanmış kitaplar arasından bulup kurtardığı Kur’an’la eşi görülüyor. Ne imam ne Kur’an-ı dinliyor saldırı ve saldırganlar!..
Gever’i tankla, havanla ateş altına alırken cami, imam, Kur’an demiyorlar, ama psikolojik savaşı da bırakmıyorlar. Açın bir de aynı günkü Yeni Şafak’a bakın. “Tarih hayır diyenleri yazacak” manşetinin altında, bir birinci sayfa haberi: “Camiler tehdit altında”! Tamam da, kimin tehdidi? “Sahibinin sesi”ne göre, “PKK terörü camileri de vurdu. Bazı bölgelerde saldırılar nedeniyle camiler tedbiren kapatılırken vatandaşlar da can güvenliği nedeniyle sabah ve yatsı vakitlerinde camilere gidemez oldu.” Hem imama ve Kur’an’a saldırıyor, ateş altına aldıkları yerlerde sokakta kim varsa vuruyorlar, hem “vatandaş camilere gidemez oldu” diyorlar!
Gever’de kutsal iki: Bir. Yitirdiğimiz canlar. Candan kutsalı yoktur. Ve iki. Cami ve Kur’an.
Doğal felaket olsa neyse! Hayır. Felaket siyasidir, AKP ve iktidarıdır! Her taşın altından çıkan odur.