‘Yaşam savunmamızın büyümesi için, Marmara için bir adım daha!’

Sularını, topraklarını, geçim kaynaklarını korumak için Marmara’nın dört bir yanından direnenler, dün (16 Mayıs’ta) İstanbul’da buluştu. Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda gerçekleşen 2. Marmara Forumu’nda biraraya gelenler, bölgenin ortak sorunlarını, mücadele deneyimlerini ve önerilerini konuştu. Bütünlüklü saldırıya karşı bütünlüklü, birleşik mücadele kararı alındı.
 
 
Mega değil katil proje

Üç bölümden oluşan forumun ilk bölümünde Marmara bölgesine dair sunumlar yapıldı. “Mega proje” denen doğa ve kent katili 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Kanal İstanbul katil projelerinin yaratacağı tahribatı anlatan Kuzey Ormanları Savunması’nın ardından Bursa Şehir Plancıları Odası’ndan Hakan Karademir, Marmara’ya yönelik saldırılara dair bilgi verdi.
 
 
İstanbul planları, Marmara’yı baskılıyor

Karademir, hem mega projelerin hem de finans ve hizmetler sektörünün merkezi haline getirilmek istenen İstanbul planlarının yansımalarının güney Marmara illerine dek yaşandığını söyledi. “Kentten uzaklaşacak sanayi, maden ve enerji sektörünün gideceği yer, İstanbul’un hemen yakını olacak” diyen Karademir, planın sanayi baskısı altında bir Bursa yarattığından bahsetti. Bursa’da halihazırda 13 tane OSB varken bunların toplamının üçte biri kadar yeni bir OSB planlandığını, kentin ortasına DOSAB termik santralinin kurulmak istendiğini, sanayicilerin büyümek için Orhangazi’de yer aradıklarını anlattı. Balıkesir-Çanakkale çevre planının, otoyol projesinin de bunun bir parçası olduğu söyleyen Karademir, “İstanbul planlarının yansımalarını sanayi, enerji gibi sektörlerin baskısı altında milyonlarca insanın hayatına mal olacak şekilde yaşıyoruz. Marmara ölçeğinde baskıya artık toplu savunma yapmalıyız, tek tek proje kazanma şansımız yok” dedi.
 
 
Havzadan havzaya su taşınmaz

Forumun ikinci bölümde bölgenin öne çıkan ortak sorunları konuşuldu. Çevre Mühendisleri Odası’ndan Emine Girgin, İstanbul’un susuzluk probleminden bahsederek başka havzalardan, Melen’den ya da Sakarya’dan su taşıma projelerinin akılcı ve bilimsel çözümler olmadığını aktardı. Taşıma suyun Melen’de su kıtlığı problemi yaratırken atık su deşarjı yapılan bir nehir olan Sakarya’nın sularının ise sağlıksız olduğunu, bu suyun İstanbul’da arıtılmasının mümkün olmadığını söyledi. “Arıtma tesisleri İstanbul havzalarını arıtmak üzere yapılandırılmış, Sakarya’nın suyu bu tesislerde arıtılamaz” diyen Girgin, İstanbul’un su havzalarının savunmasına yönelik mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Alibeyköy, Küçükçekmece gibi su havzalarının yapılaşmaya açıldığını, gözden çıkarıldığını söyleyen Girgin, 3. Havalimanının ise Terkos’u bitireceğini belirtti.
 
 
Karadeniz sahil yolu Kuzey Ormanları’na ulaştı

Şehir Plancıları Odası’ndan Gürkan Akgün, Karadeniz sahil yolunun bugün Marmara’da Kuzey Ormanları’na ulaştığını, Tekirdağ’da çevre düzeni planı ile tarım alanlarının yapılaşmaya açıldığını, Ergene Havzası’nın bugün içinden çıkılmaz bir durumda olduğunu söyleyerek “Sermaye için karayolları ile desteklenen bir bütün plan, 30-40 yıl sonra yaşayamayacağımız bir Marmara’yı işaret ediyor. Bütünlüklü plana karşı bütünlüklü birleşik mücadele kurmalıyız” dedi.
 
 
En çok kanser görülen ilk on ilin beşi Marmara’da

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli Dilovası’ndaki kanser vakalarına ilişkin çalışmasının verilerine atıfla bölgede görülen Türkiye ortalamasının üzerindeki vakalarının sadece otoyol kenarında yaşamakla açıklanamayacağını, temel sorunun sanayi olduğunu söyledi. Türkiye’de en çok kanser görülen ilk on ilin beşinin Marmara Bölgesi’nde olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, Avrupa çimento üretimini hemen hemen durdurmuşken bizde yaygınlaştığını, demir çelik sanayinde Avrupa’nın üretim alanı olduğumuzu belirtti. Doğaya ve insana direkt zararları olan bu alanlar gibi tahribatın sadece yıkmakla değil sanayi ile de olabileceğini söyledi. Çözüm olarak hammaddeleri en az zararlı olanla değiştirmek, üretimde teknolojiyi yenilemek, emisyonu zararsız hale getirmek gibi maddeleri sıralayan Hamzaoğlu, patronlar için maliyet unsuru olan bu uygulamaları yaptıracak, yaptırıma zorlayacak bir erk olmadığını da ekledi.

 
 
 
Enerji kimin ihtiyacı?

Metalurji Mühendisleri Odası’ndan Cemalettin Küçük, “Enerji ihtiyacı yalanı kıskacında Marmara” başlıklı sunumunda “Enerji ihtiyacı var diyorlar, kimin için ihtiyaç” diyerek Türkiye’de en çok enerji kullanımı olan sektörleri anlattı. “Avrupa’nın en büyük çimento üreticisiyiz. Çimento tesisleri hem hammadde hem işletme aşamasında hem de gereken enerjiyi sağlama aşamasında doğayı tahrip ediyor. İkincisi demir çelik sektörü, bir diğeri de AVM’ler.  Üstelik çimento ve demir çelik sektöründe büyük oranda ihracatçıyız, Afganistan, Irak, Libya gibi savaşla yıkılan yerlere uluslararası sermayenin hammaddesini sağlamak üzere ihraç ediyoruz” diyen Küçük, Karadeniz’in bütün HES’lerinin çimento fabrikalarını çalıştıracak enerji üretemeyeceğini ekledi.
 
 
İlk forumdan bugüne

Forum bölümünün ilk kısmında bölgelerden mücadele deneyimlerini aktarıldı. Bursa Kent Savunması, Yalova Platformu, DAYKO, İğneada Doğa Elçileri, Saray Doğayı Koruma Derneği, Adalar Savunması, Bebek Semt Girişimi, Boğaziçi Dernekleri Platformu ve Validebağ Gönüllüleri bölgelerin sorunlarına, mücadele deneyimlerine ilişkin bilgiler verdi. Forumda sadece bölge savunmaları değil Karadeniz’den de mücadele deneyimleri vardı. Arhavi Doğa Koruma Platformu, Loc Vadisi Koruma Platformu, Fatsa-Ünye Doğa Koruma Platformu, DEKAP, Karadeniz İsyandadır Platformu bölgelerinden bilgiler verdi.

Forum bölümünün ikinci kısmında önümüzdeki dönem mücadelesine ilişki önerilerin alınmasının ardından Nisan 2014’te gerçekleşen ilk Marmara Forumu’ndan bugüne neler yapıldığı özetlendi. Bölgeden yeni katılımların olduğu belirtilerek ilk forumda alınan, talan süreçlerini görünür kılmak ve kitlesel bir mücadeleyi oluşturabilmek için bir koordinasyon işlevi de görecek İğneada Kampı ve Marmara Mitingi kararlarının hayata geçirildiği hatırlatıldı.
 
 
Katil projelere karşı mücadele başlıyor

Önümüzdeki dönem için alınan kararlar arasında katil projeleri anlatmak, toplantılar yapmak, projelere karşı mahallelerde imza toplamak, uluslararası ayağını da örerek gerekirse bir eylemle Ankara’ya da taşımak fikri önemli bir madde oldu. Bu projelerden 3. Köprünün temelinin atıldığı 29 Mayıs’ın yıldönümünde bir eylemle katil projelere karşı eylemlilikte simgesel bir başlangıç yapma kararı alındı. Ayrıca İğneada’ya nükleer santral ya da Bursa’ya termik santral gibi kritik projeler için zincir eylemler yapmak ya da somut bir girişimde olduğunda birlikte harekete geçmek fikrinde ortaklaşıldı. Bursa’nın ev sahipliğinde bir Güney Marmara Forumu örgütleme fikri de kabul gördü.

Forum, “Yaşam savunmamızın büyümesi için bir adım daha atacağız, kentlerimize, bölgemize birlikte sahip çıkacağız” sözleriyle sonlandırıldı.