Bulmacalarda dört kutucuklu boşluk; Manisa’nın bir ilçesi: Soma.
Katliam, adaletsizlik, acı, horlanma, işsizlik, dışlanma, yalan, demagoji, utanç duymama dört harfli bir sözcük artık: Soma
Mahallenizde 301 hanenin kapısına kırmızı boyayla çarpı işareti atıldığını düşünün ve 301 haneden birer kişinin aynı anda katledildiğini 301 babanın, oğlun, eşin, arkadaşın, dostun… Türkiye, Soma’ya hayat borçlu.
Türkiye’ye 13 Mayıs’tan beri bir utanç yaşatılıyor. Madencilerin yanmış bedenleri daha çıkarılmamışken katliamın siyasi müsebbiplerinden bir bakanın iki gün üst üste aynı gömleği giymesini haber yapan “medya”, Tekmeci Yerkel’i koruyan siyasal sistem, Soma’da halkın acı ve öfkesine “İsrail dölü” diye ırkçı küfürler savuran Saraylı Soma’ya utanç borçlu.
Somalı madenciler “verilen sözler tutulsun” demek için Ankara’ya gittiklerinde işçi kıyafetleriyle TBMM’ye alınmayan “milli irade” Soma’ya samimiyet borçlu.
Katliam sonrası SMS ile toplu işten atıldıklarında, fişlendiklerinde, tehdit edildiklerinde, açlıkla terbiye edilmeye çalışıldıklarında ortada görünmeyen sendikal hareket, emek örgütleri Soma’ya mücadele borçlu.
Katliamdan sonra elinde testiyle mezar başında oturan, yanına yaklaşıp soru sormak için kendisini toplamaya çalışan gazeteciye “Yanarak gittiler kızım, susuz kalmasınlar.” diyen babaya Türkiye, vicdan borçlu.
Faciada ölen maden işçisi Hayrullah Baygül’ün ilaçları SGK tarafından karşılanmayan ve yaşamını yitiren küçük Enes’e ve annesi Zemine’ye Türkiye gözyaşı borçlu
Can güvenliğimiz yok diyerek davayı ailelerden kaçırmaya çalışan, gizli duruşma isteyenler “Bizim gruba bağlı 6 maden ocağında 6 bin 750 işçi çalışıyordu. Kurumsal bir firmayız.” dediler. Ekmeklerini verdik pişkinliği ile bilirkişi raporuna itiraz ettiler ve en büyük gururlarının, tertemiz sicilleri olduğunu söylediler.Haklarında açılan tazminat davalarıyla ilgili -Soma Kömür İşletmeleri AŞ-“Tazminat talebi felaketi özlenir kılıyor” açıklaması yaptılar. İftira attılar, yalan söylediler.301 madencinin adlarının yazıldığı pankartta oğlunun adını öpen annelerin, babaların, eşlerin acısından utanmadılar. Mahkeme salonunda bütün suçu katliamda hayatını kaybetmiş mühendis Mehmet Efe’ye atarken kendilerinin mağdur olduklarını anlattılar, mahkemeden tahliyelerini talep ettiler. Sonra görüldü ki, Soma maden faciasına ilişkin davada, “mağdur olduklarını” anlatan sanıkların daha önce de “ölüme sebebiyet vermek” suçlarından yargılanmış ve hüküm giymişler. Türkiye, Soma’ya onur borçlu.
Onların terinden, canından gökdelenler yükseldi. Ter madene gömülürken, terin değerinden milyon dolarlık daireler üretildi. SpineTower’ın omurgası Soma’nın kömür karasından çatılırken, SpineTower’ın imarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından verildi. Soma’nın kömür karasına bulanmış işçiler ölürken, Spine Tower’ın vicdan karasına bürünmüş rantiyeci imarı yükseldi. Devletten şimdiye dek 70 milyar liralık maden ihalesi alan bir holding sadece 758 bin TL vergi ödedi. Ödül olarak ise Amasya’da termik santral ihalesi aldılar. Türkiye, Soma’ya gerçekleri haykırmayı borçlu.
“Sizin hiç babanız öldü mü?” Soma’da 432 çocuk babasız kaldı.Mahkemede sanıkların yalanları ve iftiraları karşısında ölen madencilerden Kader Yıldırım’ın annesi Elmas Kaya Mahkeme Başkanı’na: “Deniz olsam isyanım kıyılara vururdu, bize bunların yalanlarını hikayelerini dinletiyorsunuz. Onlara bir şunu sorar mısınız: Siz hiç kucağınıza ölmüş bir evladınızı aldınız mı? Sen benim evladım yaşımdasın hâkim bey. Söyle nasıl sabredeyim” demişti. Türkiye, Soma’ya adalet borçlu.
Madenci Gökhan Yılmaz’ın eşi Yeşim Yılmaz: “Ben 24 yaşındayım, eşim 26 yaşında öldü. Üç kızımla kaldım. Bizim hayalimiz, geleceğimiz vardı. Madem orası iyi değildi neden tıktınız oraya. ‘Görevimizi iyi yaptık, sorun yoktu’ diyorlar. Neden öldüler? Kontrol altında tutuyorlar diye onlara güvenerek girdiler o işe. Canlarını emanet ettiler. Bebeğimiz 25 günlüktü öldüğünde. Kızım ‘babam kimdi, ne yapıyordu?’ diye sorduğunda ne diyeceğim ona? Her gün ağlıyorum, nasıl anlatacağım.” Türkiye’ Soma’ya umut borçlu.
Daha önce Söke’deki Uyarlar’a ait madende abisini kaybeden, Soma faciasında da eşi Mustafa Kaya’yı kaybeden Naciye Kaya: “… Kimsenin umurunda değildi bizim ne yaşadığımız. ‘156’şar bin lira para verdik susturduk’ zannettiler. Mutlu olduğumuzu düşündüler o para ile. Biri liseye biri üniversiteye giden iki çocuğum var. Bir yükü iki kişiyle sırtlanmak var. Bir de tek başına sırtlanmak var. Biz şu anda tek başımıza bir mücadele vermeye çalışıyoruz. Maden şirketi Hükümetin yandaşı olduğu için bizim eşlerimizi zorla AKP mitingine götürüyorlardı ve AKP’ye üye olmaya zorluyorlardı.” Türkiye, Soma’ya insanlık borçlu.
Hepimiz Soma’ya Adalet Borçluyuz!
Soma adalet için, unutturmamak için seni çağırıyor!
“Literatürde böyle şeyler var”, “ iş kazası”, “kader”, “fıtrat” “olur böyle şeyler” diyenlerden hesap sormak için 10 Mayıs’ta Soma’da buluşalım
İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayanlar, vahşi çalışma koşullarını, taşeronluğu dayatanlar ölen kardeşlerimize, “Şehit” diyecekler, “Allah’tan rahmet…” başlayan duygusuz mesajlar yayınlayacaklar facianın yıldönümünde. Şehit dediklerinde öldürdükleri kardeşlerimizi, suçlarını unutacağımızı sanıyorlar. Üç günlük yas ilan edip halka saldırdıklarını, dövdüklerini, dönemin Başbakanı gelince madencilerin cesetlerinin çıkarılma işlemlerinin durdurulduğunu unutmadık. Unutturmamak için 10 Mayıs’ta Soma’da buluşalım.
10 Mayıs’ta Pazar günü Madenci Aileleri, katliamın yıl dönümü haftasında Soma Katliamının unutulmaması ve unutturulmaması, sorumlularından hesap sorulabilmesi için bir miting düzenliyor. Hesap sormak için, adalet için, madenci ailelerine yalnız olmadıklarını göstermek için 10 Mayıs’ta Soma’da buluşalım.