Soma: İçimizdeki volkanı durduramayacaklar – Ethem Akdoğan

Soma’da katliamın ardından açığa çıkan büyük öfke bir yıl sürmeden söndü gitti diyen varsa, oğlunu madende yitiren Elmas ablaya kulak versin: “Kapıları kapatsanız, beni şu odama sıkıştırsanız, içimdeki volkanın patlamasını durdurabilir misiniz?”

13 Mayıs 2014’te Soma’da yaşanan maden katliamında 301 maden işçisi hayatını kaybetti. O gün, iş cinayetlerine “alışkın” Soma için yaşamı savunmanın vakti geldi. Binlerce kişi, döküldüğü sokaklarda, kaybettikleri yakınlarının hesabını sormaya, hala çalışan işçiler de güvenli çalışma ve yaşama hakkını savunmaya başladı. Yani o günden sonra Soma’da “hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.”

İşçilere baskı uygulayan, patron destekli sendika Türk İş Maden İş’e hayatında tepki göstermemiş olan işçi, tepkisini DİSK Dev. Maden-Sen’de göstermeye başlayacak, madenci aileleri Halkevleri Madenci Evi’nde yaşam için dayanışma örgütleyecekti.

Hükümet, sermaye ve yandaş sendikalar için bu “tehlikeli” bir durumdu. Çünkü Soma havzasında çıkarılan kömür, enerji sektörü için büyük önem taşıyor. Tarımın tasfiyesi ile beraber, halkın madene mecbur bırakılması, başka bir iş olanağının olmaması Soma halkının tüm sosyal yaşamını maden odaklı düzenlemesine neden oldu. Tehlike de bu yapay düzenin sorgulanır hale gelmesi idi.

Tehlike, Tayyip Erdoğan’ı bir markete saklanmak zorunda bırakıyor, sinirden Somalı bir genci tokatlamasına neden oluyor, katliamın sorumlularından Türk İş Maden İş’ten istifalara neden oluyor, madenci ailelerinin Enerji Bakanı’na, dönemin başbakanına kadar yargılanması için davalar açmasına neden oluyordu.

Bu tehlike üzerine, şirketin hükümet destekli baskıları arttı. Soma’daki öfkeli durum ilk 7 aydan sonra, işçilere aç, işsiz kalma korkusu yerleştirilerek yatıştırıldı. 2831 işçi Eynez ve Atabacası maden ocaklarının kapatılması ile işsiz bırakıldı. İşsizlerin çokluğu fırsat bilinerek, sayısını bilmediğimiz kadar işçi de sonrasında sudan bahanelerle işten atıldı. Pek çok işçi DİSK’e üye olduğu için ya da hak gasplarına tepki gösterdiği için tehdit edildi.

Katliamdan sonra barikatın en önünde çarpışanlardan, DİSK’e ilk üye olanlardan Özenç[1], şirketin baskıları sonucu sendikadan istifa etmişti. Uzun süredir yüzünü görmediğimiz Özenç, “Buraya gelmiyordum. Çünkü utanıyordum. Mesaj attığınızda okumaya utanıyordum” diyor şimdi. Özenç sendikamızdan istifa etti ama istifa patronun vaat ettiği gibi iş güvencesi getirmemiş elbette. Sudan bir nedenle tek kalemde işten çıkarılmış. “Hep ekmeğimden korktum ama sonunda ekmeğimden oldum” diyor. Onunla birlikte örgütlenen Aydın, onu güleryüzle karşılıyor ama diyeceğini diyor: “Sen yanlış yaptın. Korkmayanlar kaldı. Ama bundan sonrası önemli. Bundan sonrası iyi olsun.” Özenç, “Bana diyecek bir şey yok” diyor ama pişmanlığı gözlerinden okunuyor. “Bundan sonra” diyor, “Bize her yol E5 Karayolları!”

Laf lafı açıyor, bir yıl öncesi konuşuluyor. Hepimiz hemfikiriz. Sanki 10 yıl öncesinden bahsediyor gibiyiz. Soma sokakları sakin. Öyle diyoruz, oysa öfke yeniden yükseliyor. Nisan sonunda 9 oturumda ancak bitirilebilen ilk duruşmaya katılan aileler, devletin, sermayenin, sendikanın yargılanması için hop oturup hop kalkan madenci yakınları, 13 Mayıs yaklaşırken yeniden umut oluyor.

Sermaye, bu sırada boş durmuyor. Geçtiğimiz yazdan beri zeytinliklerini talan eden termik santrale karşı Yırca köylüsünün, tüm Soma’ya güç veren ve kazandıkları direnişe rağmen bölgeye bir başka üçüncü termik santral yapılması planlanıyor. Güvenceli ve güvenli iş vaat etmeyeceklerinden adımız gibi emin olduğumuz yeni maden ocakları açılmak üzere. Bunlar işçi yoğunluğunun artarak devam etmesi demek. Biz de bu nedenle uzun soluklu bir mücadeleyi hedefliyoruz. Soma’da yapacak işimiz çok. Burada örgütlenmeye devam edeceğiz.

Mücadelemizle, Özenç gibi “gidenler” de canına tak edenlerle birlikte geri dönecek! Bu 1 Mayıs’ta da 13 Mayıs’ta da umudumuz içine bir kez öfkeyi düşenlerde… Madenden yorgun argın gelen işçilerde… Okullarının imam hatip yapılmasına karşı büyük bir yürüyüş örgütleyip, o günden beri Madenci Evi’nde geleceklerini kuran, eğitim haklarını savunan liselilerde… Madenci Evi’nde gitar, keman, bağlama, matematik, İngilizce öğrenen, şarkı söyleyen çocuklarda… Evini ziyaret ettiğimizde bize “Bu iki odanın kapılarını kapatsanız, beni bu odaya sıkıştırsanız, içimdeki volkanın patlamasını durdurabilir misiniz?” diyen Elmas ablada[2], kadınlarda…

Dipnotlar:

[1] İşçilerin gerçek adları yerine, müstear ad kullanılmıştır.

[2] Oğlunu 13 Mayıs 2014 maden katliamında yitiren Elmas abla, Soma Madenci Evi’nin “Elmas abla”sı.

* Ethem Akdoğan
DİSK Dev. Maden-Sen Uzmanı