“Bi dal sigara hayatımı kurtardı”

Erkan Akçıl 35 yaşında, Kınıklı ve 11 yıllık maden ustası. Soma’da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği katliamdan kıl payı kurtulan madencilerden. O gün tertibatını alıp madene inmeye hazırlanan Akçıl, “son bir sigara” diyerek dışarı çıktığında içerde kaza meydana gelmiş. Kendi sözleriyle söylersek, “bi dal sigara” hayatını kurtarmış.

Kendisi maden ustası olan Akçıl sigara içerken, yardımcısı Okan Merdim’i ise önden ocağa gönderiyor. Merdim’in madende hayatını kaybettiğini söylerken ise sesi titriyor, yutkunuyor ve “o orada öldü” diyebiliyor sadece. Ayrıca ocak girişine aşağıda kaza olduğu yönünde hiçbir haber gelmediğini, eğer haber verilseydi yardımcısı Okan Merdim gibi birçok insanın madene inmeyeceğini ve hayatlarının kurtulacağını ekliyor.

“TAŞERON ÇAVUŞU İŞÇİ BİLE DÖVER”

Erkan Akçıl’a Soma ile ilgili hazırlanan raporlara da yansıyan bir soru sorarak başlıyoruz görüşmemize. Raporlara göre madendeki iş koşulları uzun zamandır tehlike arz etmekte ve özellikle de maden içindeki ısı son zamanlarda belirgin biçimde artmakta. “Ben o ocağa 2009’da girdim, o tarihten beri vardı. Hatta bizim vücudumuzda aşırı ısıdan dolayı alerjiler oluştu. Bu ısı Park Teknik döneminde de varmış ve Park Teknik bu durumu gördüğü için ocağı devlete devrediyor. Rödövansı hangi taraf iptal ederse karşı tarafa ceza öder, Park Teknik ceza ödemeyi de göze alarak bu ocağı devrediyor, çünkü aşırı ısı olduğu için üretime devam etmek çok zor, bu da zarar etmesi demek. Ama Soma Kömür A.Ş. bu ocağı alıyor ve bilinen sorunlara rağmen üretime geçiriyor sözleriyle yanıtlıyor Akçıl.

Isı artışının farkında olup olmadıklarını ve yetkilileri uyarıp uyarmadıklarını sorduğumuzda ise, şu sözleri duyuyoruz: “Biz büyükleri göremezdik ki ocakta, büyüklerle hiçbir irtibatımız yok. Zaten adamı görünce herkes kaçar, madene geri girer, amirlerin gözünü görünmek istemez. Çünkü işçilik değil kölelik sistemi var, kötü davranıyorlar, hatta dövdükleri işçi bile oluyor. Ben taşeron çavuşunun babası yaşındaki işçiye tokat attığını kendi gözlerimle gördüm. Biz de köpeğe dolanmaktansa çalıyı dolaş misali, amirleri gördüğümüzde madene geri girer, yüz yüze gelmek istemezdik.”

“SAĞ ÇIKACAK İŞÇİ DE SAĞ ÇIKAMADI”

Erkan Akçıl ocağın Soma Kömür A.Ş.’ye devrinin de hukuksuzca gerçekleştirildiğini anlatıyor. Park Teknik’in rödövansı iptal etmesinin ardından ihaleye çıkarılması gereken ocağın işletmesi, Soma grubu yöneticileri ve bakanlık yetkililerinin görüşmesinden sonra Soma Kömür A.Ş.’ye verilmiş. Üretim baskısının ise bu tarihten itibaren olağanüstü arttığını söyleyen Akçıl, üretimin arttırılması için iş güvenliğinin gözden çıkarıldığını söylüyor: “İş güvenliği, tahkimat, koruma ekipmanları, bunların hepsi boş verildi. Bir gaz çıkar, tehlikeli bir durum oluşur, ama hiç önemsemezler, üretime devam etmek için zorlarlar.”

Akçıl 13 Mayıs’ta meydana gelen kazada ölü sayısının yüksek olmasının bir nedeninin de üretim baskısının getirdiği umursamazlık olduğunu belirtiyor. Kaza duyulduğu anda, ne büyüklükte bir kaza olduğunu öğrenmeden üretime devam etmek istendiğini, işçilerin ocağa girmeye zorlandığını söyleyen Akçıl, eğer bu üretim baskısı olmasa ve en ufak bir kazada bile çalışma durdurulsa madene girişlerin duracağını ve birçok insanın hayatının kurtulacağını ifade ediyor. “Teknik müdür İsmail Adalı denilen insan Mehmet Efe adlı emniyet amirini geri gönderiyor ‘işçileri göndermeyin, geri çevirin’ diye. Sağ çıkacak işçi de o yüzden sağ çıkamıyor. Herkes madene geri dönüyor. Zaten işçi amiri gördüğü zaman ona yaklaşmaz, hemen geri döner, bir yerlere girer.”
 

“BİR GÜN KURS, DERS, EĞİTİM GÖRMEDİM”

Erkan Akçıl’a koruma ekipmanlarını da soruyoruz. Kıyafetlerinin ve çizmelerinin çabucak eskidiğini ama değiştirmek istediklerinde firmanın kendilerine zorluk çıkardığını söylüyor. Maske konusunda ise işçilerin çoğunun hiçbir şey bilmediğini dile getiriyor. “Maske konusunda hiçbir şey bilmiyorum, hiçbir eğitim verilmedi. Ben 11 yıllık madenciyim, mesela maskenin bozuk olup olmadığını anlamak için suya batırır ve su alıp almadığına bakarmışsın. Benim bundan haberim yok, çünkü kimse bize anlatıp öğretmedi bunu. Bir gün kurs, ders, eğitim görmedim orada.”

Akçıl taşeron sisteminin en büyük sorununun tecrübesiz işçilerin madenlere sokulması olduğunu belirtiyor. Az ücret ödemek için vasıfsız ve maden tecrübesi olmayan işçileri işe alan taşeronlar, ocakta yaşanacak kazalara da sebebiyet vermiş oluyorlar. “Taşeron sistemi öyle bir şey ki, bir kere çok düşük ücret veriyorlar, o zaman da patron senin de maaşını düşürmeye çalışıyor. Bir de gelen işçi vasıfsız, hayatında maden görmemiş doğru düzgün, bir sorun olduğunda ne yapacağını bilmiyor. Zaten taşeron çavuşunun yakınıysan, akrabasıysan işe girer girmez seni usta yapıyorlar, altına verdikleri işçilerin canını da böyle ateşe atıyorlar.”

“MEHMET EFE KENDİNİ CEHENNEME ATTI”

Dava sürecinde tüm sanıkların suçu Mehmet Efe adlı hayatını kaybeden mühendise atmaya çalıştıklarını hatırlatınca şunları söylüyor Akçıl: “Bak sana bir şey söyleyeyim, kendini savunamayacak insana her türlü suçu atabilirsin. Mehmet Efe suçlu, insanlık yaptığı için suçlu. O madene başka kimse girmedi, o girdi ve hayatını kaybetti, öbürleri gibi korkaklık yapmadı. Bir tane bile olsa can kurtarabilmek için kendini o cehenneme attı. Tabi ki öleni suçlayacaklar, çünkü o artık kendini savunamayacak.”

Facianın ardından neler yaptıklarını anlatırken şunları söylüyor Akçıl: “Kazadan sonra bir takım eylemler düzenlemeye çalıştık, uğraştık, insanların çoğu ‘bir daha işe giremem’ korkusuyla bu eylemlere gelemedi. İçlerinde para karşılığı kendini satanlar da vardır tabi, ama çoğunluğu korkudan. Biz de eylemler yaptık, röportajlar verdik, dilekçeler sunduk diye şimdi işe alınmıyoruz. Başvuruyoruz, olumlu cevap alamıyoruz, gerekçesini de söylemiyorlar. En başta da Kınıklılar işe alınmıyor, çünkü buradaki işçiler haklarını almak için mücadele ettiler, başka işçileri örgütlemeye çalıştılar. Soma’da gördüğünüz eylemlerin çoğunu Kınıklılar yaptı.”

“ÖLEN ÖLDÜ, BİZ İSE SEFALETE MAHKUM EDİLDİK”

Akçıl kendilerine resmi yetkililerce verilen hiçbir sözün de tutulmadığını belirtiyor. İşten atılan işçiler tazminatlarını alamamış, eşini ya da oğlunu kaybeden ailelere verileceği söylenen ev için de “bazı insanlar almış, ama benim eniştem de madende öldü ve ablama kimsenin bir şey verdiği yok şimdiye kadar. Olan ölene oldu, katledildiler, ailelerine acıları kaldı. Bizler ise hem işten atılarak hem de iş verilmeyerek sefalete mahkum edildik. Çoluk çocuğumuz var, onların okul masraflarını bile karşılayamıyoruz” diyor.

Erkan Akçıl bir yandan da 10 Mayıs’ta düzenlenecek miting için sürdürülen çalışmalara katılıyor. Akçıl’a mitingden beklentisini sorduğumuzda ise şu yanıtı alıyoruz: “Bu eylem bir daha işçiler ölmesin, sadece madende değil, inşaatta da metal işinde de, hiçbir içi artık kurban edilmesin diye yapılıyor. Can güvenliğine önem verilsin, insanca yaşayacak ve güvenli çalışacak koşullar sağlansın. Biz yine aç geçiniriz, kıt kanaat yaşarız, ama biz sağlıklı çalışma ortamı istiyoruz. Bir daha canlar yanmasın istiyoruz. O yüzden 10 Mayıs’taki mitinge gidiyoruz.”