Soma’da “insan eliyle oluşan bir afet” yaşandı bir yıl önce. Soma faciası bu ülkede emeğin ve emekçinin en büyük yaralarından. En büyük acılarımızdan.
Son günlerdeki birçok olay Soma davasını unutturdu. Dava, ara bir karar alarak 15 Haziran’a ertelendi.
Neler olmuştu, neler oluyor? Soma’yı unutmamalıyız, Soma’yı atlamamalıyız, Soma’nın gündemin arasında bir yerlerde kaybolup gitmesine izin vermemeliyiz. Soma’ya bir facebook ya da twitter paylaşımı gibi bakıp geçmemeliyiz.
Facia sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soma Eynez’deki maden ocağında denetim yapan müfettişlerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı da kendi bakanlığındaki bürokratların yani faciada sorumluluğu olabilecek kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin vermemişti.
Danıştay aldığı bir kararla olayın seyrini değiştirdi. Bilirkişi raporunda kamu görevlilerine yöneltilen suçlamaları göz önüne alarak ilgililerin mahkemeye sevk edilmelerini istedi.
Bakanlar müfettiş ve bürokratları yargıdan uzak tutmaya gayret ederken Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Soma davasında mahkeme, kamu görevlileri açısından yürütülen soruşturma ile ilgili son durumu dava dosyasına eklenmesi amacıyla Bakanlıklara sordu. Bu önemli bir gelişmeydi. Böylece Danıştay kararı sonrası Bakanlıkların tutumu dava sürecine dâhil olacaktı.
Akhisar’da başlayan Soma davasında 8 duruşma yapıldı. Sanıklar şirket yöneticileri ve devlet memuru olmayan kontrol mühendislerinden oluşan 36 kişi idi, sekizi tutukluydu.
Mahkeme sendika, baro, TTB gibi örgütlerin davaya müdahil olma taleplerini “davadan zarar gören tarafta yer almadıkları” gerekçesiyle reddetti. Yeni bir bilirkişi heyeti atanmasına karar verdi. Delil karartma şüphesi olan 4 sanık hakkında yapılan tutuklama talebini reddetti. Şirket hakkında önceden soruşturma yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, daha önce madende iş kazası olup olmadığının araştırılmasına, faciadan tam ve ancak bir yıl sonra dinamit patlatma kayıtlarının tutulduğu topçu ve dinamitçi defterlerine el konulması ile Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’na arama ve el koyma yetkisi verilmesine karar verdi.
Bakalım mahkeme dava sürecinde hangi bulgu ve delillere ulaşacak? Boğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu tarafından hazırlanan raporda (ve benzeri dokümanlarda) ortaya konulan bilgi ve değerlendirmeleri göz önüne alacak mı?
Neler mi var o raporda? (1)
Facianın meydana geldiği madende planlanandan 2.5 kat daha fazla üretimin yapıldığı, yer altı madeninden 1 milyon 500 bin ton maden çıkartılması planlanmış iken bir yılda tam 3 milyon 500 bin ton kömürün çıkarıldığı var.
Şirketin kömürü hangi koşullarda çıkardığını denetlemesi gereken kamu kurumu Türkiye Kömür İşletmeleri’nin bu üretim baskısı ve artışına ses çıkarmadığı, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin 2012 faaliyet kârlılığının yüzde 26.5 olduğu ve bu oranın dünyanın önde gelen teknoloji şirketleriyle yarıştığı, (Apple şirketinin kârlılık oranı yüzde 26.7), tonu 70 liraya mal edilen kömürün Sosyal Yardımlaşma Fonu’na bile 300 liradan satıldığı var.
Kaza öncesinde tutulan raporlarda böyle bir facianın meydana gelme olasılığının ‘çok yüksek’ olarak bildirildiği var.
22 derece olan maden sıcaklığının facianın olduğu güne kadar sürekli artış göstererek 45 dereceye ulaştığı, buna rağmen önlem alınmadığı var.
Soma davası duruşması sırasında faciada yaşamını yitiren bir madencinin yakının sesi yankılandı: “Oğlum 10 yaşında. Bu sabah ‘Anne, onlar tutuklanınca babam gelecek mi’ diye sordu” .
Bir başkası “Ben sussam bile kalbim susmuyor. Bir sigara içsen dumanı çıkar, bu acının dumanı çıkmıyor.” diye haykırdı.
Turgut Uyar “Acının Coğrafyası” şiirinde “kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek/
kendi çoğunluğunu kendi üreterek” diyordu.
Susmasın kalbimiz, Soma için! Kendi çoğunluğunu kendi üreterek !